Uzun senelere sığan bir tanışıklığımız var. Bazen ufaktan ufaktan, inceden inceye eleştirsem de, severim sayın Prof. Dr. Vahit Kirişçi’yi. Şunu bilirim, sadece siyasiler değil, hiçbir kimse eleştirilmekten hoşlanmaz, gerçekleriyle yüzleşmeye yanaşmaz.

Ama eleştirmek de gazetecinin görevi be kardeşim! Şayet bir haber, şayet bir yazı birilerini rahatsız etmiyorsa, o reklamdır. Ha, bizim de birilerini acımasızca, kendimizi hakim veya savcı yerine koyarak, linçe kalkışır gibi eleştirmek gibi bir heva ve hevesimiz, niyetimiz yok, olamaz.

Özel hayata girmeden eleştir, belden aşağı vurma, senden iyisi, Şam’da kayısı…

*

Vahit Bey’in Ankara’da bir ağırlığı, itibarı ve saygınlığı var. Yüksek hem de… Hem eski milletvekili oluşu, hem bakanlık yaptığı dönemlerde yüreğinde biriktirdiği insan sevgisi, sadakati, herkesin abisi olurken, kendisine bazı abi tavsiyelerim var. Dinlerse tabi.

Bırakın gazeteciliği bir tarafa, bu şehrin âli çıkarları için, bir ağabeyi olarak, bir basın dostu olarak bu önerilerimi dikkate alacağına inanıyorum.

*

Kaç kez yazdım, ki vatandaşın da beklentisi bu, halka inmiyorlar. İnin, korkmayın, dinleyin, dokunun. Demokrasi Meydanında emekliler var. Muhalefetin her gün diline doladığı emekli maaşları iktidara okları çevirirken, meydanda güneşleyen emeklilerle yapacağı bir sohbet yararlı olacaktır.

Bu alana meydan demek zaten mümkün değil şu sıralar. Ne zaman ki Kapalı Çarşıların restorasyonu bitecek, esnaf yerlerine dönecek, o vakit meydan rahatlayacak. Fakat şimdi esnafın yoğun olduğu bu bölgede esnaf ziyaretleri önemli. Vatandaş dinlenmek, adam yerine konmak, dokunulmak istiyor. Bekliyor da…

*

Kale’nin restorasyonu için ihale yapılalı aylar oldu bildiğim kadarıyla, fakat tık yok. Önce çevresi eski kalıntılardan korunmalı, yolu uçmuş, sıkıntılı hale gelmiş depremde, yenilenmeli ve sorunsuz hale getirilmeli. Şehrin ve tarihin simgesi Kale bir an önce sosyal hayatın emrine amade kılınacak hale getirilmeli.

Türk Telekom binası çok iğreti duruyor. Kaldırılmalı, yani yıkılmalı, Kale ve çevresi (Telekom arkasında Maraş Olaylarının fitilinin ateşlendiği Çiçek Sineması vardı. O gün Cüneyt Arkın’ın başrolünü oynadığı ‘Güneş ne zaman doğacak’ adlı siyasi içerikli film oynanırken, Salman isminde 17 yaşında bir çocuk bomba atmış, olaylar da beraberinde patlamıştı) işte o sinema yeri günah gibi, beton yığını halinde duruyor.

Bu iz silinmeli, peysaj ile güzelleştirilmeli, insanlar tarihleri ile yüzleşmeye fırsat bulup, Kale’nin rahatlanması sağlanmalı, bir toprak yığını olmaktan kurtulup, insanların dinlenebileceği, huzur bulabileceği bir sosyal donatı haline getirilmelidir.

*

Halep Çarşısı adı verilen Suriyeli mültecilerin işyerlerinden oluşan o iğreti yapılar kamulaştırılmalı, biraz ilerideki Erkuşlar Mobilyanın da bulunduğu, yolu daraltan, trafik kazalarına davetiye çıkartan çıkıntılı yol genişletilmeli, bunun için Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Fırat Görgel ile oturup bir acil eylem planı çıkartılmalı, trafikte tıkanan damarları açmaksa mesele, senelerin ihmali bertaraf edilmeli, yola ve sürücüler rahatlamalıdır.

*

İl Başkanı sevgili Muhammet Burak Gül ve ekibi ile ara sıra sahaya inmeli, vatandaş dinlenilmeli, kanayan yaralara merhem olma adına, halka rağmen siyasetin yapılmayacağını bile bile bir çayhaneye, bir kahvehaneye, bir mağazaya girip vatandaşın neler çektiğini, neler yaşadığını, hangi sorunlarla boğuştuğunu görmeli, hissetmeli ve siyaseten üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Emeklilerle oturup bir muhabbete etmek, bir çay ve simit sohbetinde bulunmak, onlara dokunmak, muhalefetin eline koz vermeyi de önleyeceği gibi, insanların gönlünü almak hiç de zor olmasa gerek!

*

Kaç kez ifade ettik, yazdık, demek ki sakalımız yok dinleyen çıkmadı. Kıbrıs Meydanı civarına ve Trabzon Bulvarı üzerinde uygun bir yere umumi tuvalet konuşlandırılmalı, yarın bu caddede ve meydanda dolaşacak, yürüyecek olan engelli, çocuklu, hamile ve yaşlı insanların da WC ihtiyacının olduğu bilinerek, düşünülerek, Büyükşehir ile istişare edilerek bu temel ihtiyacın giderilmesine ön ayak olmalıdır.

*

İş dünyası ile araları limoni. Fakat gerçek olan şu ki, ne siyaset iş dünyasız, ne de iş dünyası siyasetsiz yapamaz. Bir elmanın yarısı gibiler. Varsa kırgınlık, oluştuysa gerginlik, bir anlama, bir ikna sorunu sebebiyle açılan araların kapatılması için sanayi ve iş dünyasının temsilcisi sivil toplum kuruluşları ile bir masa etrafında toplanıp, sorunlar tartışılmalı, özellikle uzakların sudan sebepler yüzünden havaalanımıza inmemesinin altındaki sıkıntılar giderilmeli, saatleri uygunlaştırılmalı.

Uçak seferleri ve komşuya iniş kalkışların önüne geçilmeli. Çünkü herkesin kendisini havaalanında bekleyen özel aracı yok!

*

MHP’nin acar milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç ittifak ortaklığına rağmen aralarında yok. Ankara bazındaki ziyaretlerde, toplantılarda, şehre gelindiğinde ittifakın sağlam zeminde olduğunu ispat edercesine Zuhal Hanımı da aralarına alarak birlik-beraberlik mesajı güçlü şekilde verilmelidir.

Yazı uzadı, hadi bir tavsiyemi daha diye getireyim, aynı partinin olmasa da muhalefet partilerin belediye başkanları da ziyaret edilmeli, ikna turları sürmeli, dostluk köprüsü kurulmalı, istişare ve dayanışma kültürü geliştirilerek köprülerin ayağı güçlendirilmelidir.

Ayrıca depremde büyük zarar gören, on bin kişinin ekmek yediği KuyumcuKent Sitesi ve başkanı ziyaret edilip sorunlarına derman olma noktasında bir geçmiş olsun, bir ‘neler yapabiliriz’ muhabbeti geliştirilmelidir.

Zor olmasa gerek!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1602

banner1604