Öne Çıkanlar AK PARTİDE KOLTUK SAVAŞI KUTSİ KAHRAMANMARAŞLILARI COŞTURDU CHP DE SEÇİM HEYECANI her şey değişecek ÖZDEMİR; BÜTÇELEMEDE SINIFTA KALDIK

Bu haber kez okundu.

BAŞKAN GÜNDEŞLİ: MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALMAMIŞ, KAÇAK YAPILAR VAR!

İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu adına konuşan Başkan Uygar Gündeşli şunları söyledi: “On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın, Kahramanmaraş’ta ise 7491 binanın yıkıldığı, 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat Depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinci ve ülkemizin güvenli geleceği için bu tarihi, yalnızca bir anma günü olarak görmüyor, depremlerin 3. yıl dönümünde ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma gereği duyuyoruz.

Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir.

Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüklerindeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir.

Yine aynı yıl içinde 23 Nisan tarihinde bu kez Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış, depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir.

Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, yanlış zemin ve yanlış kat rejimi, imar affı yasalarıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler ile mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar büyük risk barındırmaktadır.

TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği belirtilmiş, Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır.

Beklenenin ve yönetmeliklerin çok üzerinde olan 6 Şubat Depremlerinde Kahramanmaraş’ta 239 bin 159 binanın 7 bin 491 i yani %3,2’si yıkılmıştır. Yıkılan binaların %96’sı 2000 yılı öncesinde inşa edilmiştir. Bu veri çok nettir: Yıkım, büyük ölçüde yaşı ve özellikleri itibari ile riskli olduğu bilinen yapı stokunda yoğunlaşmıştır. Maalesef meslektaşlarım yıkımların sorumlusu olarak hedef gösterilmiştir. Kullanım durumunu bilemediğimiz ve kontrolünü sağlayamadığımız yapıdan ömür boyu sorumlu tutulmak mantık dışıdır. Her mamulün belirli bir kullanım ömrü ve garanti süresi olduğu gibi binalarında olmalıdır.

Mülkiyet hakkı gereği, yapı üzerinde karar alma yetkisi malik ve yetkili idarelerdedir. Bir yapının “riskli” olduğuna dair hukuken sonuç doğuran tespitler, bireysel beyanlarla değil, kanunla yetkilendirilmiş idari süreçlerle yapılabilir.

6 Şubat depremlerinin büyüklüğü ve çok aktörlü doğası göz önüne alınmadan neden olduğu yıkımın sorumluluğu meslektaşlarımızın üzerine bırakılmıştır. Bunda yanlış ve hatalı bilirkişi raporları da etkili olmuştur. Birçok meslektaşım ya tutuklu yada yargı süreçleri devam etmektedir.

İnşaat mühendisleri bu ülkenin düşmanı değil, üretici gücüdür. Dün olduğu gibi bugün de yıkılan Şehirlerin yeniden ayağa kalkmasında ve Afetlere dirençli Kentlerin oluşmasında 10 binlerce meslektaşım canla başla Vatanına hizmet etmektedir.

Depreme tamamen dirençli ve güvenli bir Kahramanmaraş elde edip depreme dayanıklı yapı stokumuzu arttırmamız ve halen riskli olan yapılarımızı da dönüştürmemiz gerekmektedir. İstanbul’da devam eden ‘Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden’ kampanyası ve benzeri Kentsel dönüşüm kampanyalarının Kahramanmaraş’ımızda da uygulanması gerekmektedir.

Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılması gerekmektedir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür.

Silivri Depreminden sonra en çok tartışma konusu olan deprem toplanma alanları meselesi de benzer bir plansızlığın göstergesidir. Birçok kentte bu alanların sayısı yetersizken mevcut olanların bir kısmının ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı çeşitli yerel yönetimler tarafından açıklanmıştır. Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki Deprem Toplanma Alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği, elektrik, jeneratör, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmeli, mühendisin ömür boyu sorumluluğu sınırlandırılarak yapı kullanıcısına da sorumluluk atfedilmelidir.

6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir.

Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.

Türkiye, 6 Şubat tarihini unutmadı, unutmayacak. Allah bir daha böyle bir acı yaşatmasın. Bu vesileyle bir kez daha depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, bizlere de sabır diliyorum.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1602

banner1604