Gönlümüze, hanemize, evimize hoş geldin on bir ayın sultanı…

Hoş geldin, ey rahmet ve bereket ayı Ramazan.

İnsan, zamanın içinde savrulurken bazı aylar vardır ki durup düşünmeyi öğretir. Ramazan da böyledir.

Sadece takvim yapraklarında yer alan bir zaman dilimi değil; gönüllere dokunan, hayatı yavaşlatan, insanı kendisiyle yüzleştiren müstesna bir aydır. Bu ay, kalabalıklar içinde yalnızlaşan ruhumuza bir sükûnet, yorgun kalplerimize bir teselli olur.

*

Yüce Allah bizlere fayda vermeyen hiçbir şeyi farz kılmamıştır. Her ibadetin ardında bir hikmet, her emrin içinde bir rahmet saklıdır. Oruç da biz insanlar için hem manevi hem de bedeni anlamda önem arz eden bir ibadettir. Gün boyu aç ve susuz kalmak, yalnızca mideyi terbiye etmek değildir; nefsi dizginlemek, sabrı kuşanmak ve şükrü yeniden hatırlamaktır. Açlığın ne demek olduğunu anlamak, tokken fark etmediğimiz nimetleri idrak etmektir.

*

Ramazan, paylaşmanın adıdır. Sofralar sadeleşirken gönüller zenginleşir. Bir hurma, bir tas çorba bile bereketin sembolüne dönüşür. İftar vakti ezan sesiyle birlikte yapılan dualar, semaya daha bir içten yükselir. Bu ayda kırgınlıklar onarılır, dargınlıklar unutulur, ihtiyaç sahiplerinin kapıları daha sık çalınır.

Modern hayatın karmaşası içinde ruhumuz ağır yükler taşır. Hırs, öfke, kıskançlık ve bitmek bilmeyen dünya telaşı omuzlarımızı yorar. Ramazan ise adeta bu yükü hafifletir. “Hoş geldin, yükümüzü aldın.” dedirten bir arınma mevsimidir. İnsan, bu ayda kendine yeniden yönelir; kalbini yoklar, eksiklerini fark eder ve daha iyi bir kul olma niyetiyle yola koyulur.

Oruç, sabrın öğretmenidir. Açlıkla sınanan beden, iradeyle güçlenir. Nefsin her isteğine “evet” dememeyi öğrenen insan, aslında özgürlüğün kapısını aralar. Çünkü gerçek özgürlük, arzuların esiri olmamakla başlar.

*

Bizleri arındıran, eksiklerimizi fark ettiren, sabrı ve şükrü yeniden öğreten bir mektep oldun. Rabbim, bu mübarek ayı hakkıyla idrak etmeyi ve rahmetinden nasiplenmeyi bizlere nasip eylesin.

İnsan, zamanın içinde savrulurken bu ay durup düşünmeyi öğretir. Bu mübarek ay sadece takvim yapraklarında yer alan bir zaman dilimi değil; gönüllere dokunan, hayatı yavaşlatan, insanı kendisiyle yüzleştiren müstesna bir aydır. Bu ay, kalabalıklar içinde yalnızlaşan ruhumuza bir sükûnet, yorgun kalplerimize bir teselli olur.

*

Yüce Allah bizlere fayda vermeyen hiçbir şeyi farz kılmamıştır. Her ibadetin ardında bir hikmet, her emrin içinde bir rahmet saklıdır. Oruç da biz insanlar için hem manevi hem de bedeni anlamda önem arz eden bir ibadettir. Gün boyu aç ve susuz kalmak, yalnızca mideyi terbiye etmek değildir; nefsi dizginlemek, sabrı kuşanmak ve şükrü yeniden hatırlamaktır. Açlığın ne demek olduğunu anlamak, tokken fark etmediğimiz nimetleri idrak etmektir.

Hoş geldin ey rahmet ayı…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1602

banner1604

banner1605

banner1606

banner1607

banner1608