Hayatta insanın en çok güvendiği kişiler, bazen en çok kırıldığı kişiler oluyor. Çünkü yabancıdan gelen bir davranış canını yaksa da, dost bildiğinden gelen bir kırgınlık kalbinin en derinine işliyor.

Ben dostluğu sadece güzel günlerde yan yana olmak sanmıştım. Gülmek, eğlenmek, güzel anılar biriktirmek kolaymış meğer. Asıl dostluk, insanın zor gününde belli oluyormuş. Bir sesini duymak için arayan, “İyi misin?” diye soran, hiçbir çıkarı olmadan yanında duran insanın kıymeti o zaman anlaşılıyormuş.

Bugün size bir sitemim var dostlarım…

Belki çok şey istemedim sizden. Sadece kötü olduğumda yanımda olduğunuzu hissetmek, bazen bir mesajla hatırlanmak, bazen de “Ben buradayım” sözünü duymak istedim. Ama insan bazen kalabalıkların içinde bile ne kadar yalnız olduğunu, dost bildikleri sustuğunda anlıyor.

Kırgınlığım belki de yaptıklarınıza değil, sizden bunu hiç beklememiş olmama. Çünkü sizi yabancı değil, dost bildim. Değer verdim, önemsedim, her zaman yanınızda olmaya çalıştım.

*

Yine de bilmenizi isterim ki; bu yazı bir veda değil, bir sitemdir. Çünkü insan en çok değer verdiklerine kırılır. Belki bir gün herkes, gerçek dostluğun sadece güzel günlerde değil, zor zamanlarda da belli olduğunu anlar.

Dostluk, yanında çok insan olması değil; düştüğünde seni kaldıracak birkaç gerçek insanın olmasıdır.