Yozlaşma, çürüme ve ahlaki çöküşte dip noktaya geldik sanırım.

Çok değil 30-40 yıl önce insanlar daha güvenilirdi. Süte su katılmaz, tartıda hile yapan çok az sayıda kişiler bilinir ve toplumdan dışlanırlardı. Herkes birbirinin hakkına riayet eder, kimse kimsenin canına, malına, çocuğuna ve ailesine yan gözle bakmazdı.

Küçükler büyüklerine saygı gösterir, büyükler küçüklerini korur, anne ve baba hakkına itina edilirdi. Toplumsal çürüme, yozlaşma ve ahlaki çöküntü hem kişilerin, hem de toplumların geleceğini tehdit altına alıyor.

Kadın cinayetleri, çocukların insafsızca katledildiği, cinsel fayda sağlandığı ve bizi yönetenlerin de bu ve buna benzer olaylarda adlarının geçmesinin ne kadar yozlaşmış olduğumuzun göstergesi değil midir. Düşünün ki yasama yapılan yüce mecliste bile olmaması gereken utanç verici hadiseler haber oluyor,

*

Şımarıklık, sınırsız istek ve bireysel arzular, kişilikleri örf ve adetleri nasılda yok ediyor. Cehalet denilen karanlık bizi her tarafımızdan kuşatmış, yanlış yapanı alkışlar hale gelmişiz. Bizimkiler diyerek görmezden gelmek ahlaki çöküş değil mi !

Cehalet öyle bir örgütleşti ki kimse yerini bilmez oldu. Herkes her yere aday. Eğitimi nedir, topluma örnek olabilirim, bilimsel ya da toplumsal yetisi nedir diye düşünmüyoruz çünkü "O" bizim adamımız. Hal böyle olunca topluma yön verecek  insanlar, kendi alanlarında yaşamayı yeğliyorlar. Çünkü cehaletle  yozlaşmış,  çürümüş toplumların kimseye eyvallahları yok ve öğrenmeye kapalılar.

*

Yozlaşma sadece Türkiye’de mi.  Hayır ama biz başı çekenlerdeniz.

En büyük neden ekonomik olmakla birlikte, Tv dizilerindeki kültürümüzden uzak yaşam örnekleri, kavga, silah, tokat ahlaki çöküşün hızını artırıyor . Bunları önlemek için toplumun farkındalığını artıracak programlar yapmak  çok mu zor diye sormak lazım .

Tam da burada, sivil toplum kuruluşları, konseyler, kendilerine akil denilenler, bürokratlar ve halk temsilcileri bir araya gelerek acil çözümler üretmeliler.

Bu bağlamda sağlıklı kararlar alınmaz, etik normallere riayet edilmezse, ‘ben böyle istiyorum’dan vazgeçilmezse kadına, çocuğa hakka, adalete sahip  çıkılmazsa daha neler olur; düşünmek bile istemiyorum.   

*

Aslında tamda burada "güzel ahlak" birey ve toplum için hayati önem  taşır. Nefis denen şey bizi uçuruma götüren en büyük tehlikedir.

”Bir insan kilidi olmayan ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa odada hapis kalır!”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol