Bazıları vardır, iş yapmaktan ziyade dikkat çekme niyetini güder, çoğu zaman istenmeyen veya ihtiyaç duyulmayan bir yardımda fikir beyan etmeyi kendine görev sayar, iyi niyetli görünse de genellikle ekstra karışıklık yaratmayı toplum mühendisliği sanır, kimseden görev veya talep gelmediği halde, sırf kendini göstermek, ya da ön plana çıkartmak için gereksiz yere ir işe burnunu sokmak veya fazladan çaba göstermek, bizde işgüzarlığın tarifi olarak geçer.

Toplumda bütün bunları yapabilmeye hazır ve nazır çok sayıda insan var. Gazetecisinden tut sosyal medya mecralarında gezinenlere kadar, siyasetçisinden bürokrasisine, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan çizgide, bu tür insanları biz besledik, biz bağrımıza soktuk, biz onları adam yerine koyup itibar verdik.

*

Biri, sanki sorumluluk alanına giriyormuş veya kendini mecbur hissediyormuş gibi, herhangi bir vasfı ve karşılığı olmayan bir siyasetçiyi, herhangi bir sivil toplum kuruluşunu göklere çıkartır, aman ha aman, meğer ne maharetleri varmış da haberimiz yok, ya da tutar onun adına düşünür, onun adına konuşur, onun adına bir şeyler yazar.

Satılık desem ağır kaçar, kiralık desem klavyenin tuşuna sitem eder, canı sıkılır, her işe burnunu soktuğu için de zaman zaman pot kıran siyasetçiler gibi, kaş yapıyorum derken göz çıkartanlar çok aramızda.

*

Ben ekonomi iyi değil, enflasyon yüksek derim, yazarım, fakat öteki mahallenin adamı partinin adamı, ekonomi uzmanı gibi, ahkâm keser, "Yok canım, maşallahımız var, şahlanıyoruz, uçuyoruz!” der, seni sıfırlamaya çalışır.

Ağasına, beyine yaranmak için tutmadığı oruçların kefaretini öder, kılmadığı namazların bedelini fakir fukaraya dağıtır.

Bu tipler genelde iyi niyetli görünürler veya kendilerini öyle pazarlarlar. Samimiyet ararsan sınıfta kalırsın! Hal ve gidiş zaten sıfır, neredeyse senin adına karar verecek cesareti görür kendinde.

Aslında bu tür karakter yoksunlarına toplum içinde ‘yavşak’ diyorlar. Bendeniz de oldum olası ne kavşakları severim, ne de yavşakları…

*

Vay be, toplum nereden nereye evrildi. Dün neydik, bugün hangi mecralarda geziyoruz, güzergâhı, pusulayı şaşırdık, freni patlamış araba gibi yokuş aşağı gidiyoruz, akıbet hayır mı, şer mi bilmiyoruz.

Ne insanlık kaldı, ne merhamet, ne acıma, ne kul hakkı…

Siyaset desen başka bir alem! Vatandaş tarafından bakacak olursan facianın bir adım, bir tık önde gideni. Başkanı şikâyet eder, milletvekilini şikayet eder, piyasayı, pahalılığı şikayet eder. Not düşeyim de maraza çıkmasın, X veya Y, yetmedi Z parti mensubu örneğin, verip veriştiriyor. Bıraksan ana avrat dümdüz gidecek, ‘şikâyete hakkın yok, sen oy verdin, sen seçtin!’ diyorum mel mel yüzüme bakıyor.

Benimki de işgüzarlığın danıskası işte!

*

Hadi uzatmayayım, yoksa bu yazı ya karakolda, ya mahkemede bitecek.

Bazı insanlar vardır aramızda, sizi kontrol edemediklerinde sizi kötüleyerek başka insanların size olan bakış açısını değiştirmeye çalışırlar ki, cahil desem değil, kravatlı işgüzar desem alınan-gücenen çıkar mı bilmem de, biz kendi aramızda bu tür tiplere ‘karaktersiz’ diyoruz.

Sizin lügatte ne deniyor, bilmiyorum.