İki gündür memlekette olmayıp, Ankara ziyaretinde olunca, ortalık sakin diye düşündük. Değilmiş. Gerçi Ankara’da iken, Meclis’te siyasilerle yerel ve ulusal siyaseti değerlendirirken, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım’ın istifasının istendiği kulağımıza gelmişti.
Pek itibar etmesek, ihtimal vermesek, üzerinde durmasak da, çünkü daha görev süresinin hitam bulmasına (bitmesine, tamamlanmasına) aylar vardı. Ki zor bir ihtimal gibi görüyorduk.
İlk gelen bilgilere, iddialara bakılırsa kriz üretim merkezi Prof. Dr.Vahit Kirişçi, Rektör Yasım’ın istifasını istiyor.
*
Birlikte iken hem MHP Milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç, hem de CHP Milletvekili Ali Öztunç ile bendeniz, bizzat Rektör Prof. Dr.Yasım’ı arayarak, ‘sakın ha, istifanı verme!’ dememize, Rektör Yasım da, ‘Zaten öyle bir niyetim yok, istifa etmem için sebep de yok!’ demesine rağmen, bu sabah gözümüzü açtığımızda beklenen haber ile uyandık.
Rektör Yasım istifasını vermemiş, vermeyeceğini de YÖK’e bildirmişti dünden.
Cumanın gelişi perşembeden belli olmuş, Mahmut Ak isimli bir kardeşimiz KSÜ’nün yeni Rektörü olarak atanmıştı YÖK tarafından. Yani YÖK, ‘yok’ dememiş.
YÖK bunu isteyerek mi yaptı, yoksa Yasımın’ın ‘tamam beni görevden alın, istifa etmiyorum!’ demesinden sonra mı alındı, gerek YÖK gerekse Rektör Yasım baskılardan bunaldı da mı istifasını verdi, anlamak zor.
*
Peki? Gelelim deli sorulara!
Rektör Yasım bir soruşturma geçirdi de, ondan da istifası istendi, hayır!
Bir edepsizliği mi oldu da istifaya mı zorlandı, o da mümkün değil.
Ne dediniz de yapmadı, ne istediniz de vermedi? Sayın Mahir Ünal ve sayın Ahmet Özdemir takıntınız size ne kazandırıyor! Milletvekili sırasından çıkartınca boyunuz mu uzadı, mutlu mu oldunuz?
Bir arsızlığı, bir yolsuzluğu, bir uyum sorunu mu yaşadı da, siyasi cenah ile ters düştü ondan mı istifasını verip çekip gitti. İşte bu soru izaha muhtaç.
*
Rektör Yasım ile konuştuğumda, ’Kim istifanı istiyor, Neden istifanı istiyorlar?’ diye sorduğumda, başrolde Vahit Kirişçi’nin olduğunu söyledi.
KSÜ’de satın alma daire başkanlığına bir MHP’linin alındığını, bu arkadaşın da odasında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin fotoğrafının bulunduğunu, bunun üzerine söz dinlemedi diye istifasının istendiği iddiaları, dedikoduları dalga dalga yayılınca, adamcağız baktı olmayacak, baktı huzuru kaçacak, bari KSÜ daha fazla yara almasın, yıpranmasın diye istifa etmiştir muhtemelen.
*
Bir göreve biri mutlaka alınacaksa, ki KSÜ gibi en büyük eğitim ve öğretim kurumuna üstelik de önemli mir görevi biri atanacaksa, bu kişinin sıradan birinin olmaması lazımdı.
Ama yok, ona bakan olmadı, olmazdı. ‘Uzayan dal bizden olsun!’ mantığı harekete geçti demek, Rektör de dayanamadı, ‘Aha gidiyorum, ne haliniz varsa görün!’ dedi çekip gitti adamcağız.
Oysa düzgün insandı. Oysa temizdi, dürüsttü. Ne bürokrasi, ne siyasi cenah ile uyum sorunu yaşamadı hiç bir zaman.
Vahit Kirişçi’nin bu ısrarı, bu dayatmasının partiye zarar verdiğini bilmeyen, dillendirmeyen kalmadı şehirde.
Rektör Yasım’ı neden görevden aldırdınız, neden YÖK’e baskı yaptınız, neden adamı karda kışta, çocuklarının okul sorunu varken, daha görev süresinin bitmesine 7-8 ay varken, hangi gerekçeyle istifaya zorladınız? Şu zemheri ayında insanları yerinden oynatmak hoşunuza mı gitti?
Kriz yaratmayı çok mu seviyorsunuz!
Yerine getirmeyi düşündüğünüz isim İstiklal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Bakan mıydı?
Kaybolan itibarınızı rektörü görevden aldırmakla mı muhafazaya çalışıyorsunuz?
Hatta bu mesele, bu kriz, MHP Genel Başkan Yardımcısı’na (Semih Yalçın’a) kadar gitti, telefon açıldı, derhal müdahale edilmesi gerektiği önerildi. Canlı şahidiyim.
Hani ittifaktınız, hani göbekten bağlıydınız?
*
Siyasi iradeye sesleniyorum; İl Başkanı dahil, kadın, gençlik ve bazı ilçe başkanlarını görevden almak için çok mu heveslisiniz?
Ne Rektör Yasım, ne canlı yayına çıktığınız gazeteci arkadaşlarım ve ne de Hanefi Öksüz babamın oğlu değil. Ama şehre hizmet noktasında kriz yaratmada üzerinize yok da, helal olsun diyorum!
NOT: Bu aşamadan, bu saatten ve bu kriz ortamından sonra herhalde önce AK Parti İl Başkanı düzgün insan, beyefendi, naif arkadaşımız sayın M. Burak Gül’ün ve sayın Vahit Kirişçi’nin bir açıklaması olacaktır!