Kar, son senelerde hiç olmadığı, hiç yaşanmadığı kadar esir aldı hepimizi. Araçlarımızı da, bizleri de. Kış kışlığını yapar da, biz geri kaır mıyız? Ne işimiz var dışarıda, işte, güçte. Otur oturduğun yerde?
Diyeceğim de diyemiyorum. Evet, dışarısı karlı, hava soğuk, buz kesiyor. Fakat hayat da devam ediyor. Karda oynamak, vakit geçirmek, kara olan hasreti gidermek güzel de, yolların hali malum.
Gerçek olan da şu; gidemiyorsun, gelemiyorsun. Araçların ne hale geldiğini biliyoruz. Bir yandan üstlenici firmaların işlerini, taahhütlerini bitirmek adına gece gündüz, pazar bayram, kar kış demeden bitirmek istemeleri, hayatı olumsuz etkilese de, kara kışa ‘hop, dur orada!’ deme şansınız yokken, el insaf kalkıp da Büyükşehri, belediyeleri hedef tahtasına koymak ne kadar hakkaniyete sığar?
*
Hem yaz mevsiminde çektiğimiz susuzluğun, su kesintilerinin sıklığından şikâyet ediyoruz, hem de kar yağınca neredeyse ‘niye yağdın kar!’ misali isyanları oynuyoruz.
Toparlanmak, ayağa kalkmak istiyoruz. Ama zahmetine katlanamıyoruz. Tahammül yok, sabır yok. İstiyoruz ki sihirli deynek değsin şehre, bir ana önce bütün çalışmalar bitiversin. Öyle bir dünya yok.
Büyükşehir dâhil, belediyelerin karla mücadelesi sürüyor. Biz de haberlerden öğrendiğimiz ve cadde – sokaklarda gördüğümüz kadarıyla ekipler dışarıda, yani sahada.
*
Kar çok yağdı bu sene. Hayatı olumsuz etkiliyor haliyle. Şehir büyüdü, yerleşim alanı arttı. Hem Büyükşehir hem de ilçe belediyeleri teknik ve ekip imkanları ile mutlaka sahada, karla mücadelede işlerini sürdürüyor.
Her taraf yetişmek mümkün mü, elbette değil.
Bazı belediye başkanlarının büyükşehir belediyesini, çalışmaları ve kişileri hedef alırcasına yüklenmeleri, ne kadar etik, onu da söyleyenlerin, iddia edenlerin vicdanına bırakmak istiyoruz.
*
Olumsuz hava şartları hadi neyse de, olumsuz yorum, insaf sınırlarını aşan eleştirilerle yetkilileri yıpratmak, ‘ayırım yapıyor’ zihniyetini hissettirircesine neredeyse işi etnik kimliğe kadar götürecekler, hiç şık ve doğru değil.
Kahramanmaraş bir bütün. İlçeleri, köyleri, kırsalı birbirinden ayırmak mümkün değil. Zaten hiçbir belediye başkanı da böyle bir niyet içinde olmaz, hareket etmez, koltuğunda oturmaz.
Hepimiz de zaman, yer ve bulunduğumuz yerde mahsur kalıyoruz. Ama kalkıp da ‘Eyyyy belediye!’ şeklinde isyan etmenin, bağırıp çağırmanın, sosyal medya mecralarında birilerini hedefe koymanın kime ne yararı var. Bir olumsuzluk varsa bir yerde, ararız, çağırırız, imdadımıza yetişmelerini sağlarız.
*
‘Aradık, bakmadılar, ulaşamadık’ Doğru olabilir. Çektiğimiz fotoğrafları, mahsur kalanları, çalışamayan toplu taşıma araçlarını, yolda kalan vatandaşları çekip, fotoğraflarını ve videolarını yayınlayıp işi dalgaya dökmenin, kurumları hedef almanın eğlencesi mi olur?
İşe gidemediğimiz doğru. Yolların delik deşik olduğu gerçek. Fakat ne yaptı Büyükşehir. Altyapı bitmeden asfalta başlamayacaktı, çünkü yapılsa bile yağan kar ve yağmurla eski haline dönecekti. Yetinmedi, beklemedi sıfır asfalt döktü. Sırf vatandaşın çektiği eziyet dinsin, son bulsun diye.
Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, vatandaşın sesine kulak verecek, veriyorlar, onların yaşamını kolaylaştıracak, kaldığı yerden alıp kurtaracak, bütün teknik araç ve ekibi sahaya sürecek, sürüyorlar, yetişemedikleri, ulaşamadıkları yerler olmuyor mu, eee olacak o kadar.
*
Belediye sınıfta kaldı? Yahu el insaf, bari ikmale kaldığını söyle de biraz çalışma şevki, fırsatı ver adamlara.
Kalkıp burada bu satırları yazınca, sabır ve tahammül cümlelerini kullanınca, bana bile çemkirenler, belki de küfredenler çıkacak. Fakat bu yaşanan gerçekleri, olumsuz havayı geride bırakmayacak!
En uzak ilçeye mesafemiz 250 kilometre. Biz burnumuzun dibindeki mahsur kalan araçlara ve vatandaşlara yetişmekte zorlanırken, zaten bütün yollar kapalı, mahsur kalmayan yok gibi, belediyeler hangi birine yetişsin, hangi birinin canına can suyu olsun!
Hele hele öteki mahallenin insanları, başkanları işin içine etnik kimliği karıştırırsa, ‘siz, biz’ ayrımını sokuşturursa ara yere, bu doğru değil.
*
Vatandaş tepkisinde haklı olabilir. İşine gidememiştir, mahsur kalmıştır, aracı hasar görmüştür, bunların hepsi doğru. ‘Bu yollar hamile kadınlara çocuk düşürtür, insanlarda taş ve kum düşüklüğü yaşatır’ esprisiyle belediyeleri vurmak, hedef tahtasına koymak, alaya almak ne siyasete girer, ne vicdana sığar!
İrfan Karatutlu’nun bile yapacak bir şeyi yok! O şimdilerde Ahırdağı’nı delip Ferhat gibi tünel açmanın hesabında, plan projesinde!!! Aslanım benim!
*
Belediyeler hizmet kurumudur. Başkanlar da insan odaklı çalışırlar, çalışmak zorundalar. Çünkü başkanlar, seçildiklerinde, koltuğa oturduklarında parti rozetlerini çıkarıp atmışlardır.
Onlar için, hepimiz için asıl olan şu, önce insan…