Her ne kadar günün en önemli meselesi koronavirüs olsa da, son günlerde, son haftalarda, son aylarda ve son yıllarda, sık sık, şirketlerin sosyal sorumluluk üstlenmeleri, toplumdan kazandıklarını topluma geri vermeleri gereğinden bahsediliyor. Pek çok büyük şirket de, bu beklentiye cevap vererek, eğitim, sağlık, çevre gibi konularda kurumsal sosyal sorumluluk projeleri üstleniyor.
AKDO gibi biri büyük firmanın, markanın sorumlusu olarak her şirketin önce kendi müşterilerine, kendi çalışanlarına ve tedarikçilerine; içinde bulundukları topluma ve çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğine inanırım.
Şirketlerden “kurumsal sosyal sorumluluk” projeleri ile birlikte adil, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sergilemeleri, kendi yaptığı işi, doğru, düzgün yapması; insana ve çevreye zarar vermeden faydalı bir faaliyet sürdürmesi beklenmektedir.
Şirketlerin bu anlayışla yönetilmeleri, sadece “iyi yönetişim” konusu değil, özünde bir ahlak konusudur. Çünkü, bir şirketin çevreye ve topluma zarar vermemesini, kanunlardan çok, o şirketi yönetenlerin ahlakı belirler.
*
AKDO’nun bugün geldiği nokta belli. Biz marka ve firma olarak kimseye hasım değiliz, hısım olmayı seçtik zira. Bu bakımdan ister bireysel ilişkilerimizde, ister iş hayatında ahlak kuralları hep aynıdır. Ahlaklı olmak demek, yalan söylememek, aldatmamak, çalmamak, rüşvet alıp vermemektir. Hangi ülke, hangi sektör olursa olsun, geçerli olan, bu ahlak kurallarıdır. Bu kurallar kişilere ya da kurumlara göre değişmez. İş hayatı da, günlük hayat da aynı ahlak kurallarına tabidir. Nasıl özel ilişkilerimizde dürüst olmak zorundaysak, iş hayatında da dürüst olmak zorundayız. Yalan söylemek, gerçeği gizlemek, aldatmak, hile yapmak sadece bireysel ilişkilerimizde değil, her yerde ve her alanda, ahlaksızlıktır.
Bir gerçek ki, bunu sık söylerim, yazarım; Hiçbir iş sadece, ürün ve hizmet üretmekten ibaret değildir. Ne kadar kaliteli üretim yaparsa yapsın, bir şirketin en önce temel ahlak kurallarına uyması gerekir. Buna uymayan şirketler, etki alanlarındaki insanlara büyük zarar verirler. Bu yüzden kim hangi işi yaparsa yapsın, o işi nasıl yaptığı yani ahlaklı davranıp davranmadığı, yaptığı işin niteliğinden çok daha önemlidir. Çünkü insanlar, kalitesini beğenmedikleri bir marka yerine, kendi özgür seçimleriyle, bir başka markanın ürününü alabilirler. Ama bir şirketin yaptığı ahlak dışı davranışı, bazen uzun bir süre kimse fark etmeyebilir. Kaliteli bir ürün satın aldığını zanneden insanlar, yanıldıklarını uzun süre anlamayabilirler. Bu nedenle ahlak, en az kalite kadar önemlidir.
*
Biz AKDO olarak, şimdi de rotayı, yani güzergâhı Şanlıurfa’ya çevirdik. Piazza’da açılacak şubemiz ile bayi@şube ağımız her geçen gün artarken, ticari ahlak, ürün ya da hizmetin vaadi ile sunduğunun aynı olması, ürünün sadece satılana kadar değil sonrasında da arkasında durulması, yasal regülâsyonlara uyulması, paydaşlara karşı açık ve şeffaf olunması ile sağlanacak ticari bir erdemdir. Biz ticari ahlaka önem veriyoruz. Firmamızın olmazsa olmazı. Küçük, basit hesaplar peşinde değiliz.
Ama şu illet koronavirüs denen bela, hayatı durma noktasına getirdi. Biz bu belayı, bu sıkıntıyı da atlatırız Allah’ın izni ile!
*
Son sözümü söyleyecek olursam; İster küçük, ister küresel büyüklükte olsun, şirket yönetmenin temelinde ahlaki kurallar vardır. Bunlar ülkeden ülkeye, toplumdan topluma değişen kurallar değildir. Dünyanın her yerinde, her çalışanın ve her yöneticinin uyması gereken kurallardır.