Sözüm bitmiş anlatacak ne bir söz ne bir kelime nede bir harf kalmış dilimde, yok. Kelimeleri bir araya getiremeyen ben... Kızımın anne, baba diyen sesi kafamda binlerce görüntü ve ses varken yazamayan yine ben offfff!
3 yıl dile kolay ama daha dün, belki de hiç sönmeyen yangın yüreğimde, düğüm düğüm boğazım, dilim.
Hep aklımda kaybettiklerimiz yalnız bizimkiler değil hepsi hepsi bizim değil miydi kimi aynı şehirden kimi komşu kentli, kimi mahalleli kimi komşu kimi kuzen, kimi yeğen kimi ciğerin evlattı, kimi ana, kimi baba , hepsi bizim değil mi hepsine ağlamadık mı, geceleri uyumadık, kim göçük altında diye param parça olmadık mı donduk titredik soğuktan mı yoksa korkudan mı ne yaşadık o gece şokta olan ben sadece Allahuekber Allahuekber diyen sesim.
*
Ve durdu sallantı şükür, dışarı çıktığımızda oğlumun sesi anne! Oh be, oğlum ailesi ile çıkmışlardı. Güvenli bölgeye. Ya çıkamayanlar.
Sonrası daha acı! Birçok bina yıkılmış
Kim nerde neresi bura herkes korku içinde bağırtılar.
Kimse yok mu!
Sesimi duyan var mı!!!!! Nice yangınlar yandı bağrında insanların, nefes kadar kısa hayatlar bitti, toprak atında kaldılar.
Ben iyileşmedim sizi bilmiyorum şanslı mıyız bilmiyorum utanıyor insan gidenlerin ardından.
*
Peki ne yapıldı asrın felaketinin ardından yaralar sarıldı mı, ihtiyaçlar giderildi mi. Halk kaybettiklerini yerine koyabildi mi?
Gördüklerimize, yaşadıklarımıza ve anlatılan zorluklara, ekonomik yetersizliklere bakılırsa hiçbir şeyi yerine koyamadık ve iyileşemedik de.
Yetkililere göre Evler yapıldı birçoğu hak sahiplerine verildi.
*
Sayı çok, evet, ama sağlam mı kültürümüze göre ihtiyacı karşıladı mı? Soru bu sanırım.
Merkezde yapılan evler rengiyle insanın içini karartıyor yok muydu başka renk acaba. İngiliz mimarisini mi örnek aldınız
Dört kişilik bir aile için bile çok yetersizken en az 3 çocuk nasıl düşünülebilir.
Biz öyle küçük evlerde mi oturuyorduk. "Bizim tarhana fıçımız, ekmek fıçımız, zahireliğimiz" olmaz olur mu. İnsanlar bağırıyor 50 metrekare yere 4 çocukla nasıl sığcağım diye.
Yazık değil mi bu insanlara yeterince zorluk yaşamadılar mı? Dükkanlar 30 40 metrekare ne yapacaklar bu dükkanlarda tuhafiye yada tlf kılıfı satanlarla yeniden Trabzon caddesine eski nefesini aldırabilir misiniz.
*
Depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ta 103 bin binadan 3 bin 752 bina yıkıldı. Yani 15 bin 940 bağımsız bölüm yerle bir oldu. Kentte acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık bina sayısı 19 bin 194, konut sayısı 60 bin 667, ticarethane sayısı 14 bin 776, ahır sayısı 397 şeklinde kayıtlara geçmiş. 37 bin 424 bağımsız bölümden oluşan toplamda 60 ,70 bin bireysel konut ve iş yeri yıkılmışken…
Neden 112 bin 414 ev yapıldı? İşe yaramayan dükkanları saymıyorum bile. Tabi torpili olanlara iki dükkan veriliyormuş.
Yeterli sayıda ev yapılsaydı denetimi daha sıkı tutsalardı taşeronlara bazı yaptırımlar uygulayabilselerdi; o zaman şu kadar konut teslim ettik dediklerinde, gönülden alkışlardık.
Evlerine kavuşan halk daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldılar.
Birçok TOKİ konutları su alıyor insanların eşyaları su aldığından çürümüş fareler Önsen’de cirit atıyor ve 4 kişilik bir aile için oldukça küçük Maraş tabiriyle (Pin gibi).
*
Zaten zor durumda olan ailelere bir de yüksek aidat geliyor yazık arkadaş yazık kendinize reva görmediğiniz yaşamı başkalarına yaşatmayın.
Bunun vebali var.
Birde köy evleri var dağların arkasına yapılmış kim oturacak bilinmiyor. İşin en tuhafı da herkes devlete borçlu, borç da ne kadar kimsenin bilgisi yok yani yaraları sarmak yerine yeni yaralar açılmış durumda. Neresinden tutsan elinde kalıyor.
Allah'ım bir daha yaşatmasın inşallah diyelim.
*
Hayat kısa bir nefes kadar, sarılalım birbirimize biz olalım ben değil.
Hayat olalım ölüm değil..
Yüce Allah merhametiyle muamele etsin deprem şehitlerine ve tüm geçmişlerimize.





