Eğitim-Bir Sen 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Başkanı Mehmet Çetin, Onikişubat ilçesinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara’ya ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Çetin, Ayla Kara’nın fedakârlığını “kahramanlık hikâyesi” olarak nitelendirdi.
Mehmet Çetin’in de ifade ettiği gibi, bu sadece bir öğretmenin kaybı değil bir annenin şefkati, bir eşin yoldaşlığı ve bir toplumun vicdanının yara almasıdır.
Ayla öğretmen, yalnızca müfredatı anlatan bir eğitimci değildi. O, sınıfına her girdiğinde çocukların gözlerinde umut arayan, onların geleceğini kendi geleceği gibi gören bir gönül insanıydı. Öğrencileri için sadece bir öğretmen değil bir rehber, bir sırdaş, kimi zaman bir anneydi. Onların sevinciyle mutlu olan, üzüntüsüyle dertlenen bir yürek taşıyordu.
Ve o gün… Hayatın en karanlık anlarından biri yaşanırken, Ayla öğretmen yine aynı yerdeydi: öğrencilerinin yanında. Korkunun, paniğin ve çaresizliğin hâkim olduğu o anlarda, o geri çekilmedi. Kaçmadı. Tereddüt etmedi. Bir an bile düşünmeden, öğrencilerini korumak için kendini onların önüne siper etti. Belki saniyeler sürdü, belki bir ömür… Ama o an, bir insanın kendi hayatını başkaları için feda ettiği en büyük anlardan biriydi.
Bu, sıradan bir görev bilinciyle açıklanabilecek bir davranış değildi. Bu, bir mesleğin ötesinde bir vicdanın, bir inancın ve bir adanmışlığın yansımasıydı.
Geride ise derin bir sessizlik kaldı…
Ama o sessizlik, aslında binlerce duygunun çığlığıydı.
Cenaze günü, gökyüzü bile bu acıyı taşımakta zorlanıyordu sanki. Tekir Mahallesi’nde toprağa verilirken yükselen feryatlar, sadece bir ailenin değil, tüm bir toplumun yüreğini dağladı. Çocuklarının “Anne…” diye yankılanan sesi, zamanın akışını durdurdu. O an, kelimeler anlamını yitirdi gözyaşları konuştu.
Bir annenin yokluğu… Bir evin eksilen ışığı… Bir çocuğun artık sarılamayacağı bir sıcaklık… Bunlar tarif edilebilecek acılar değil.
Ama Ayla öğretmenin hikâyesi sadece hüzünle anılacak bir hikâye değil. Aynı zamanda bir duruşun, bir cesaretin ve bir fedakârlığın hikâyesi.
Onun öğrencileri, artık sadece derslerini değil öğretmenlerinin bıraktığı o büyük mirası da taşıyacak. Cesareti, merhameti ve insan olmanın ne demek olduğunu… Çünkü bazı insanlar, hayattayken öğrettiklerinden çok, giderken bıraktıklarıyla yol gösterir.
Bugün Ayla Kara aramızda değil…
Ama onun adı, bu topraklarda bir öğretmenin ne kadar büyük bir anlam taşıdığını hatırlatan bir sembol olarak yaşayacak.
Bu acı olay, hepimize ağır bir sorumluluk da yüklüyor. Çocukları korumanın, eğitim ortamlarını güvenli hale getirmenin ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için gerekli adımları atmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Mehmet Çetin’in çağrısı da bu noktada anlam kazanıyor: Görevi başında, öğrencilerini korumak uğruna hayatını kaybeden eğitimcilerin fedakârlığı yalnızca kalplerde değil, hukuk önünde de karşılığını bulmalı.
Çünkü bu, sadece bir kişinin hikâyesi değil…
Bu, bir mesleğin onuru, bir toplumun vicdanı ve insanlığın en saf hâlidir.
Ayla öğretmen… Sen artık sadece bir isim değilsin. Bir cesaretin, bir merhametin ve bir fedakârlığın adı oldun. Geride bıraktığın emanetler, sadece ailene değil bu ülkenin vicdanına emanet. Ve bu millet seni unutmayacak.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun…