Mübarek ramazan ayı da geldi geçiyor. Birkaç gün sonra Rabbim nasıp ederse şekere tadındaki Bayram’a erişeceğiz. O nedenle, Yüce Mevlam, tuttuğumuz oruçları ve yapılan bilumum yardımları, hayırları, iyilikleri kabul ve makbul eylesin!
Amin!
*
Dedikten sonra geldik fasulyenin nimetine…
İyilikler, güzellikler ve yardımlaşma ayı Ramazan sebebiyle, belediyeler başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve hayırsever iş insanları imkânları ölçüsünde yardımlar yapıyorlar. Belediyeler ramazan paketleri @çekleri dağıtırken, bazıları da gariban vatandaşın bakkala olan borçlarını temizleyip sildiriyorlar. Şu meşhur, son günlerde dilimize yerleşen veresiye defteri (zimen) olayı.
İyiliğin, yardımlaşmanın, paylaşmanın sermayesi insan. Ama bu yardımlaşmayı, paylaşma duygusunu, ramazan geleneğini ve iyilikleri kişisel çıkarlarına tahvil edenlere, bu işi reklama ve şova dönüştürenlere de bir çift lafım olacak.
*
Belediyeler örneğin… Paketin içindekini toplasan 100 lirayı bulmaz. Çoğu da kullanma tarihi geçmiş, ucuz ürünler. Ha, onları kınamıyorum, eleştirmiyorum. Çünkü belediyelerin bütçesi meydanda. Kıt imkanlarla cebelleşiyorlar.
Tamam, iyi güzel de, bir ramazan paketini ihtiyaç sahibine dağıtırken artistler gibi en önde fotoğraf çektirmeler, garibanın, ihtiyaç sahibinin, bakkala borcu olup da ödeyemeyenlerin borçlarını silerken, onların onurları ile oynadığınızı, onları kamuoyu nezdinde, yakınları çevresinde zor durumda bıraktığınızı, onların gururları ile oynadığınızı düşünmüyor musunuz?
Müslümanlık, insanlık bu mu?
*
Ne diyordu yüce dinimiz, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Tamam, yapın yapacaklarınızı. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ anlayışından, ulvi bir düşünceden gelen bizler, ya da yardım etmeyi düşünen ve hayırsever olduğunu iddia eden kimseler, bu işi reklama, şova çevirmesinler, döndürmesinler!
Bir garibanın bakkala biriken borcu olsa olsa, en kabadayı rakamla 500-600 lirayı bulur. Zaten daha fazlasını bakkal da gelen çocuğa vermez, selama ve ricaya rağmen. Çünkü bakkalın, küçük esnafın eti ne budu ne?
Ona veresiye, berikine veresiye, ne yapacak küçük esnaf, bakkal… Onu kim koruyacak, kim kollayacak?
*
Madem ibadet de gizli, kabahat de ki öyle… Üstelik de sizler inanan insanlarsınız. Madem bu kadar iyilikseversiniz, madem bu kadar yardımlaşma duygusu besliyorsunuz, cebinizden ödesenize garibanın bakkal borcunu. Veresiye defterini kendi cebinizden sildirsenize!
Neyin peşindesiniz? Neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz. Tamam, götürdünüz, verdiniz, Allah kabul etsin de, seksen yerde resim koymalar neyin nesi?
İşgal ettiğiniz koltuğu doldurmaktan acizseniz, egonuzu yüksek tutarak güç zehirlenmesi yaşıyorsanız, ünvanınızı basamak olarak kullanıyorsanız, yazıklar olsun size!
Tekrar soruyorum; neyi ispatlamaya çalışıyor, neyin peşindesiniz?
Artist misiniz siz?