2019-12-20 11:26:36

TSO’daki etkinliğe kimler geldi, kimler neden gelmedi? Ve yine havaalanı…

Mehmet FİSKECİ

mfiskeci_kimlik@hotmail.com 20 Aralık 2019, 11:26

Kadim şehir diyoruz. Eyvallah!

Doğası, kültürü, gelenekleri, ülke genelinde iplik üretiminin yüzde 30’unu karşılaması, ülkenin hatırı sayılır sanayi şehirlerinden biri olması, altın şehir markası, gastronomide çıtayı yükseltmesi… Amenna!

Hani siyasiler, bürokratlar toplantılarda en çok birlik-beraberlik vurgusunu öne çıkartırlar ya çok ihtiyacımız olduğunu düşünerek. Buna da diyecek söz yok!

Peki…

Hafta içinde, doğal beslenme uzmanı, ünlü diyetisyen Dr. Ender Saraç, Ticaret ve Sanayi Odasının konuğu idi. Misafir ettik, ağırladık. Başta TSO Yönetim Kurulu Bakanı sayın Serdar Zabun ve yönetimi kurulu üyelerine teşekkür borçluyuz. Bunu da ifade ettik dün ve bugün. Konuştuk, söyledik de sağda solda. Takdir ettik.

Bizi bizden daha iyi bilen, çok daha mükemmel anlatan, ancak konuşmasında, “Sizin kendinizden, değerlerinizden, ürünlerinizden haberiniz yok, siz kendinizi tanıtamamışsınız!” çıplak gerçeğini yüzümüze vurmaktan da geri kalmayan konuğumuz, yöresel ürünlerimizden çeşitli karışımlar yaptı sağlık sorunlarına deva olur diye. Adam neticede bu işin uzmanı. İşini yapıyordu. Yaptı da…

Buraya kadar sıkıntı yok.

*

Peki yok da sıkıntı nerede, “Neyin peşindesin sayın Mehmet Fiskeci, neyi anlatmaya çalışıyorsun?” diyebilirsiniz rahatlıkla. Söyleyin, çekinmeyin, korkmayın. Çünkü bundan sonra eleştiri faslı gelecek.

Bu sabah, telefon açtım. Dedim ki; “Çarşamba günü, Ender Saraç’ın Ticaret ve Sanayi Odasına konuk ettiğimiz Ender Saraç’ın bulunduğu ortamda, gastronomi şehri diyerek yırtındığımız günde,  bu kentin kaderini belirleyen, etkili ve yetkili olduğunu söyleyen bürokratlarına, siyasetçilerine, sivil toplum kuruluş kanaat önderlerine, belediye başkanlarına, davetiye gitmedi mi?”

Gördünüz, ne kadar masum, ne kadar mantıklı bir soru değil mi?

Çünkü bu saydığım kitlelerden kimse yoktu!

Ulusal televizyon kanalları gelmişler, çekim yapıyorlar, ürünlerimizi tanıtılıyor, damak zevkimiz ulusala taşınacak, üstelik de bunun için ünlü bir uzman misafirimiz, ama nedense bizim bürokratlarımız, siyasilerimiz, STK kanaat önderlerimiz yoklar.

*

Tamam, milletvekilleri bütçe görüşmeleri sebebiyle Ankara’dalar, gelemediler. Eyvallah…

İçeridekiler… İşiniz, planlanmış programınız, sağlık sorunlarınız, özel durumunuz olabilir. Her şey mümkün, olabilir. Ama…

Valimiz sayın Vahdettin Özkan yoktu. En azından yardımcılarından biri gelebilirdi.

Büyükşehir Belediye Başkanımız Hayrettin Güngör yoktu, yardımcılarından biri gelebilirdi.

Belediye başkanlarımızdan hiç biri yoktu, birileri gelebilirdi.

Kaymakamlarımızdan hiçbiri yoktu, ama birilerini gönderebilirlerdi.

Velhasılı o gün kadim şehrimiz yokları oynadı.

Oysa şehrimizin, değerlerimizin, kültürümüzün ve yöresele yemek alışkanlıklarımızın ve zenginliklerimizin tanıtımı için bulunmaz bir nimetti, fırsattı o gün. Ama yoklardı.

Birlik-beraberlik diyoruz, ama bu kavramdan, bu zihniyetten yoksunuz! Bu meseleye burada nokta koyarken, Başkan Serdar Zabun’u bir kere daha tebrik ediyor, kutluyorum. Aferin! Bu da dedemden kalmıştı, yıl sonu geldi,  onu da verdim gitti…

*

Gelelim şu havaalanı meselesine. Kapıçam yakını ve ilerisi köylerinden şikâyetler alıyorum. Burada görev yapan ve güvenlik birimlerinin yolculara sert, katı ve agresif tutumları. Bu yüzden bu bölgede oturan vatandaşlarımız yemin etmişlercesine kendi havaalanımız yerine komşu Gaziantep’ten gidip gelmeye başlamışlar. Bunu da kaymakamlara, yetkili mercilere ulaştırmışlar.

Gelelim ikinci meseleye… Milletvekillerimiz, üst düzey misafirlerimiz ve kendi insanımız, bugün için dahi Gaziantep havaalanını kullanıyorlar. Gelirken-giderken. Niye? Çünkü bizim ne uçuş saatlerimiz ayarlı, ki gelişigüzel, rastgele. Programsız, plansız, ne de günlerimiz. Potansiyel var, doluluk oranında sıkıntı yok. Fiziki olarak büyüdü, genişletildi. Yeter mi?

Ama havaalanımız Allah’lık Ali bey. Un var, şeker var, yağ var, ne acıdır ki helva yapmasını bilmiyoruz, komşuyu örnek gösterdiğimi zaman da havalara hopluyor, “Hop, bir dakika. Bizim Gaziantep’ten neyimiz eksik!” diye feryat ediyorsunuz.

Eksiğiniz, eksiğimiz çok. 10 değil, 20 yıl gerisindesiniz. Bunu bile idrak edemiyorsunuz, yazıklar olsun!

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.