Örneğin bir ceviz fidanını götürüp de sahilde bir toprağa dikemezsiniz. Sahil yöresinin ağacı olan palmiye‘yi tutup Ahırdağı’nda yetiştiremezsiniz. Toprak kabul etmez. Toprak her önüne gelen fidanı bünyesine dahil eylemez. Sıcak iklim ağacıdır palmiye.
İklim dediğiniz coğrafik şartlar kendini gösterir anında. Yetiştirmeye çalışırsınız, eker-dikersiniz, lakin bütün emekleriniz boşa çıkar. Fidanın toprak ile bütünleşmesi, uyuşması gerekiyor.
Afrika’da doğup büyümüş adamı götürüp Sibirya’ya yaşamaya mecbur ederseniz, sizi kurşun manyağına çevirir! Ya da tersi olsun, Sibirya’nın soğuklarında doğmuş Eskimo’yu götürüp Afrika çöllerine bırakırsanız, sizi döve döve öldürür.
*
Maraşlı olup da bu topraklarda doğup büyümüş adamı götürüp başka il’in il başkanı, belediye başkanı ya da valisi yaparsanız, ki geçmişte bunun örneklerini de gördük, görüyoruz, başarılı olma şansı olmadığı gibi adamı anasından doğduğuna pişman ederler. O kişi de o il’de görev yaptığına, yapacağına tövbe eder bir daha…
Yedirmezler adama.
Çünkü doku uyuşmaz. İster canlı olsun, ister cansız, şayet doku uyuşmazlığı varsa ortada, ne ekerseniz ekin, ne yetiştirmeye kalkışırsanız kalkışın, hangi görevi yaparsanız yapın, o şehirde, o bölgede hikayeniz yoksa siz masaldan öteye geçemezsiniz!
Çünkü o hale geldik ki, derdi millet olan, derdi devlet olanlar partilerinden dışlandılar.
Kahramanmaraş örneğini versem, ne dersiniz?
*
Bir yerde milletvekili, bir yerde belediye başkanı, bir yerde bürokrat (genellikle daire müdürlükleri) iseniz ve o bölgede, o coğrafyada, o iklimde hikayeniz yoksa, zaten bu şehir ne çekiyorsa hikayesi olmayanların bu şehirde milletvekili, belediye başkanı olmasının acısını, sancısını çekiyor, bedelini ödüyor. Bırakın kitabı, hikâye bile yazamamışlar ki…
Yerine gelenler de on senelik görev yapmak zorunda kalıyor!!!
Anlayın işte…
*
Çevrenize bakın, gerek bazı belediye başkanlarının, gereke bazı milletvekillerinin, gerekse bazı il ve ilçe başkanlarının bu şehirde hikâyesi yok, yazmamışlar adamlar. Yazanlarınki de kabul görmemiş. Görmemiş, çünkü halkta karşılığı yok.
Atanmış, o da siyaseten kendini bulunmaz Hind kumaşı yerine koymuş, koyunca da derdi millet olanları, derdi devlet olanları ve partinin mutfağından gelmiş kimseleri kapının önüne koydular. Örneğin, bakın AK Parti il başkanlığına, bakın MHP il başkanlığına… Gerçek partililer kıpının dışına konmuş, partiye giden yok!
Dava mava bitti. mücahitler müteahhit oldu, şimdi senin adamın, benim adamım sistemi geçerli. Çünkü herkes kendine emir eri, kurşun asker arıyor. Maraş çok da umurlarında değil zira. İnanmıyorsanız araştırın, sorgulayın bir bir…
*
Bu şehirde hikâyesi olan kaç kişi var? Sayın yahu, utanmayın, sıkılmayın!
Milletvekili sayın Ahmet Özdemir’in bu şehirde bir adı var, hikayesi var, geçmişi var. Bugünlere tırnağı ile kazıya kazıya gelmiş. Merkezdekinin de, kırsaldakinin de yedi sülalesini tanır. Gelecek onun, yarınlar Özdemir’in…
Cihat Sezal da öyle. Ama biraz daha pişmesi gerekir mi, haklısınız. Hamdım, piştim diyecek sonunda. Zaman verin! Genç, heyecanlı, azimli…
İmran Kılıç hocamız, merkezde ve ilçelerde imamlık, müftülük yapmış insan. Sevilen-sayılan kimse. Kalender, hoş sohbet, donanımlı. Her ilçede, kırsalda hikayesi olan adam. Herkesi tanır, kiminin nikâhını kıymıştır, kiminin sorusuna fetva vermiştir.
Habibe Öçal örneğin. Kimse tanımaz. Çünkü bu şehirde hikâyesi yok. Çevresi yok. Karşılığı yok.
*
Aslında başta yazacağım kişiyi, sayın Mahir Ünal’ı unuttuğumu sanmayın! Mahir Ünal sadece bu şehrin milletvekili değil. Türkiye’nin siyasetçisi. Belki Maraş’a, ilçelere fazla gelmez, gitmez ama bu şehirde hikâyesi var mı, onu tartışabilirsiniz.
Lakin sayın Ünal bir siyasi deha, marka…
Sever, sayarım. Merkezde kendisini anlatacak, temsil edecek, merkezde ve ilçelerde eli ayağı olabilecek kimse yok. Bir tek Ahmet Özdemir var, o da ne kadar faydalı olur, onu da tartışırım. Ama yarın milletvekilliğinden düşsün, havaalanında karşılayanı bile olmayacak. Siyaset için nankör meslek diyorlar ya, haklılar. Geçmişte çok örneğini yaşadık çünkü. Ama bu şehir için, oy versin vermesin hemşehrilerimiz için en çok çırpınan, insanların gönlüne dokunan, dinleyen, sorunlarına çözüm arayan siyasetçidir Özdemir.
Öte yandan ve ayrıca, bugün milletvekili olmasa dahi, sayın Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve sayın Ali Doğan Maraş’a gelsin, bir ordu karşılar.
Devam edelim mi? Edelim anasını satayım…