‘Adam çalışıyor kardeşim…’ Bu cümle bazen bir teslimiyettir, bazen bir olgunluktur, bazen de gerçeğe saygıdır. Demokraside gerçekleri kabul etmek zayıflık değil, olgunluğun ta kendisi.
Bugün de benzer bir eşiğin önündeyiz zira, Türkiye’de barınma krizi artık teorik bir mesele değil.
Gençlerin ev kuramadıkları, kiracıların nefes alamadıkları, ailelerin maaşlarının yarısını kiraya verdikleri yürek yakan bir gerçek iken böyle bir tabloda sosyal konut üretmek de haliyle siyasi şov değil, sosyal zorunluluktur.
Bakan sayın Murat Kurum bunu yapıyor.
*
Hatırlayın, haftalar önce DEM’li bir bayan milletvekili, ti’ye alırcasına, dalga geçercesine, hafife alırcasına yakasına rozet gibi takmıştı etiketi; ‘Şantiye şefi’
Baktım, hiç umursamadı bile Murat Kurum aldırmadı, hatta gülümsedi, işine baktı, deprem bölgesinden ayrılmadı, ayağının biri Ankara olurken, diğeri de başta şahsım şehri olmak üzere Maraş’ı Çarşıbaşı yoluna çevirdi. O kadın milletvekili dalga geçmişti ama ben sevmiştim bu etiketi, ki o etiket sayın Murat Kurum’a bir şeref nişanesi gibi durmuştu.
Sevin veya sevmeyin, oy verin veya vermeyin, ama gerçekçi olun ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un hakkını teslim etmemiz gerekiyor.
*
Emlak Konut Genel Müdürlüğü de yapmıştı geçmişte. Özellikle 2023 depremlerinden sonra deprem bölgelerinde aylarca sahada olan, o insanlarda sinir katsayılarının arttığı, acıların taze olduğu, ağlayıp sızlayanların tükenmediği, cenazelerin kalktığı, insanların barınmak için nelere katlandığı zorlu kış günlerinde, sıkıntılı süreçte, devlet çok şükür elini şehrimizin üzerinden çekmedi, Kurum da bizzat bölgede geçirip konutları denetleyen, hızlandıran bir bakan, bir teknokrat olarak dikkatlerden kaçmadı.
Bu ülkede ‘siyasetçi’ denilince akla ne yazık ki, ‘bakanlık koltuğunda oturmayı seven kişi’ gelir.
Çok siyasetçi-bakan gördüm ama bunların çok azının sahada çalıştıklarına tanıklık ettim. Bazıları ayakkabım çamur olur diye çarşıya, pazara inmese de, Kurum çizmeyi ayağından çıkartmadı hiç!
*
Bakan sayın Kurum’un hakkını teslim ediş sebebim; yarattığı bu fark.
Yahu, adama para versen, sopa atsan vazgeçmezdi halkı hizmet etmekten, aldığı maaşı hak ettirmekten, ayağı çamurdan çıkmadan sorunların çözümünden, insanlarla samimi görüşmelerden alıkoyamazdınız.
Kendini Reis’e, mesleğine, ülkesine ve deprem bölgesine adayan bu aslan gibi adam, ‘Şantiye şefi’ etiketini hak ediyordu.
Öyle ki, bu genç şantiye şefi, son 23 senedir gelmiş geçmiş en başarılı bakanlar arasında yer almış Kurum, şimdi, 500.000 sosyal konut hedefiyle yola çıkıyor.
*
Gerçek muhalefet, ihaleleri denetler, şeffaflığı zorlar, finansman modelini sorgular ama halkın yararına olan işi baltalamaz. Muhalefet ne yapsa yapsın, bu adamı inancından, kararlılığından, kırmızı çizgisinden, duruşundan vaz geçiremedi.
Ve evet… Hakkını teslim etmek gerekir ki: Murat Kurum bu alanda emek veriyor, çalışıyor, sahada bulunuyor. Bunu söylemek, beni de bunu söyleyebilecek muhalefet liderlerini de iktidar yanlısı yapmaz. Bu, sadece gerçeğe saygıdır. Çünkü demokrasi, “doğruya doğru” diyebilenlerin rejimidir.
Köstek değil, destek olmak!
*
Ekonomi sadece matematik değil. Ekonomi beklentidir, güven duygusudur, moraldir.
Toplum, ‘Devletim, benim barınma sorunumu çözüyor’ derse; o moral, bazen faiz oranlarından bile güçlüdür. Kış içindeyiz, yollar çamur deryası, olabilir. Yollar köstebek yuvası da olabilir, eyvallah! Canımız çıkıyor yürürken, içimiz dışımıza çıkıyor, araçlarımızda hayır kalmıyor, ona da haklısınız yerden göğe kadar.
Devletin elini üzerinden eksik etmediği süreçte, depremde büyük yıkım yaşayan şahsım şehrinde senelerin ihmalini, siyasetin ve hizmet odaklı yerel yöneticiliğin hafızası sayın Fırat Görgel hayata geçirip, altyapıya önem verince, parayı, zamanı ve imkânları yerin üstüne değil, toprağın altına harcayınca, tepkileri üzerine çekse de, Fırat Görgel Başkan iyi gidiyor. Altyapı olmadan üstyapıdan söz edilemez ve hiçbir şehir de ihya olduğunu zannetmesin! Şehir yeniden yapılanıyor, yeniden inşa ediliyor, yeniden ihya noktasında. Bunu çarşıya her gün indiğimde görüyorum, yapısal değişiklikleri gördükçe, binaların önü açıldıkça, caddeler geçici de olsa asfaltlanırken, kaldırımlar ve servis yolları peyzaj ile güzelleşirken mutlu oluyorum.
Ama sabretmeyi bilsek biraz. Yaz bahara ne kaldı şunun şurasında!
Göreceksiniz, ki her zaman iddialı yazıyorum, konuşuyorum. Yaz bahara yepyeni bir Maraş’a uyanacağız. Bunda Şantiye Şefi’nin ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın rolü, payı büyük.
*
Bazen yazdıklarımızdan iktidar kanadı rahatsız olabilir. Bakın biz elma demesini de biliriz, alma demesini de. Dokuz köyden kovsanız da ben bir yere gitmem, kimsenin de göndermeye gücü yetmez! Bu ülke artık kavga değil çözüm istiyor.
Bu ülke slogan değil sonuç istiyor, bu ülke polemik değil umut istiyor ve biri gerçekten bir şey yaptığında; şu cümleyi duymak istiyorum; “Adamlar yaptı kardeşim, yapıyor, çalışıyor, çırpınıyor!’ deyin.
Deyin yahu, utanmayın!