Siyasi partilerde kuşkusuz iç hesaplaşma, kısır çekişme olur, yaşanır. Olmaz diyenlere, yaşanmaz, mümkün değil diyenlere şaşarım.
Partileri de birer aile ortamı olarak düşünürsek, her ailede farklı görüşler, görüş ayrılıkları, kısır çekişmeler yaşanmıştır, yaşanacaktır. Siyasete soyunanlar da bunu hazırlıklı olur, ona göre gardlarını alırlar. Dövüşürler, kapışırlar, ya vururlar, ya vurulurlar!
Ortası yok bu meselenin…
Mesele Milliyetçi Hareket Partisi il yönetimi, daha doğrusu il başkanı Ertuğrul Doğan ile MHP Milletvekili Sefer Aycan arasındaki görüş ayrılıkları, küslükler…
*
Milletvekili Sefer Aycan bir teklif veriyor meclise (Ilıca’nın ilçe olması için), bir başka gün ‘Maraş ot’u meselesini gündeme getirerek gündemde kalmayı başarıyor kendince, ancak il başkanı vekilin arkasında durmuyor, ‘haberim yok diyor, söyledikleri beni bağlamaz, kendi fikri’ diyerek kenara çekiliyor.
Sefer Aycan partiye gidiyor mu, teşkilat üyeleri ile görüşüyor mu, kaç aydan beri konuşmuyorlar, tabana ne kadar yakın, tabandan ne kadar uzaktalar, bunlar tartışma konusu.
Şu sıralar Kahramanmaraş kamuoyu işi gücü bıraktı MHP’yi tartışıyor, konuşuyor.
Kimse kusura bakmasın, gerek milletvekili Aycan’ın, gerekse il başkanı Doğan’ın notları düşük, kırık.
Çarşıya pazara inerseniz, partililerle görüşürseniz, çoğu Doğan’ı tanımıyor bile. Milletvekili Aycan’a bile güven yok.
Hele şu son Ilıca’nın ilçe olma meselesinde Ilıca halkı nasıl yorumu yaptı, bir gidip kulağı ile duysa, dinlese iyi olur.
*
Bir mahallenin, bir semtin, bir yerleşim yerinin ilçe olabilmesi için bazı kriterler gerek. Ulaşım, nüfus, ekonomik ve sosyal potansiyel vs… Gücünüz yetiyorsa önce şu yol meselesine katkı sunun, çözüm bulun, sonra ilçe olması için bir şeyler düşünürüz!
Haa, Ilıca’nın ilçe olmasını ben de isterim.
Ama sırf gündemde kalabilmek, sırf bir şeyler söyleyebilmek, sırf konuşabilmek, sırf ‘Maraş’a gelmişken bir şeyler söylesek iyi olur!’ gibi günü kurtarma siyaseti adına çıkar kendisinin dahi inanmayacağı demeçler patlatır, cümleler sarf edersen, inanırlılığın, güvenirliliğin de kalmaz, millet de size güler.
Biliyorsunuz, daha önce MHP genel başkan yardımcısı idi, iktidar ortağına bir çift laf etti, sayın Bahçeli anında görevden aldı. Siyaset hatayı, boş konuşmayı kaldırmıyor, taşımıyor. Durduk yerde koltuğundan oldu! Bu da şunu gösteriyor, size göre doğru olsa da, her doğru her yerde söylenmiyor, söylenmemeli…
Sayın Aycan’ın böyle bir niyeti varsa, ki bunda da halis ise, AK Parti milletvekilleriyle, yerel yönetimleriyle, bürokrasi ve Ankara ile istişare eder, ortak akıl ile problem çözülür. Olur veya olmaz, ama bir konsensüs oluşturulur, kamuoyu oluşturulur.
Yoksa, kendin çalıp kendin oynarsan yorulursun!
*
Ertuğrul Doğan’ın basın ile de arası yok. Çıkar ne konuşur, ne bir demeç verir, ne de ziyarette bulunur. Kabuğuna çekilmiş, köşesinde oturuyor. Tabandan ve basından kopuk olunca, yalnız kalıyor. Partiye gelen giden var mı, o da meçhul. Sonra, ilçe başkanlarının peş peşe gelen istifaları hayra alamet değil. Acaba bu tepki istifaları mı, onu da bilmiyoruz. Bu istifaların arkası gelir mi, o da başka bir merak konusu!
Birilerinin sırtına yaslanarak siyaset yapılacaksa, biraz da kendinden bir şey katacaksın. Her şeyi, her türlü siyasi desteği başkalarından beklersen, kendin bir şey katmazsan, o siyaset seni, beni ve herkesi bitirir! Partiye de zarar verir!
O bakımdan, Doğan gidici.
Bu düzen bu haliyle sürmez, bu çark bu suyla dönmez! Taze güç, taze kan gerek! Sırada bekleyenler var zira!
O da hazır!