2026-01-17 20:19:11

Kibirle yürümek

Zahide Koska

17 Ocak 2026, 20:19

Hele hele günümüzde, herkesle yol yürünmüyor. Dava insanı diye bildiklerin, güvendiğin yol ve kader arkadaşların, bakıyorsun seni satıvermiş, yarı yolda bırakmış. Kendinden başka gölge istemeyen cenahlar, kibirle yürüyerek yollarına devam ettiğini sansa da, onlara şunu söylemek isterim; ‘Kibirle yürüyerek kimseyi incitme gönül’ daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız, Yunus Emre’nin ‘İncitme gönül’ şiirini okumalarını tavsiye ederim! Büyük ozandan önemli ve kıymetli mesajlar var gönülden yoksunlara.

Deveden büyük fil, senden büyük Allah var. Algıyla insanları şaşırtma; çünkü bu yolun sonu hüsrandır.

*

Bugün bu başlık altında yazmak istedim. Çünkü insanı incitmenin, hatta hayattan silmenin ne kadar kolaylaştığını üzülerek görüyoruz. Birkaç söz yeterli oluyor. İki algı yaratacak cümleler kurulur, dikkat başka bir yöne çekilir. Sonra kalabalıklar, çamur sıçrayan insanı yargılar. Kimse dönüp “Neden çamura bastın, neden üzerine sıçrattın?” diye sormaz. Böylece hedefe giden yol açılır. Kibir, “küçük dağları ben yarattım” sarhoşluğuyla dolaşmaya başlar.

*

Oysa vicdan her zaman doğruyu işaret eder. Fakat şeytandan gelen vesvese ve nefis, insanı durdurmaz. “Sen ondan üstünsün, o kim ki?” diye fısıldar. Tıpkı şeytanın, “Ben ateşten yaratıldım, o topraktan; ona secde etmem” dediği gibi… O kötü, bu kötü derken; armudun çöpü, üzümün sapı diye diye geriye ne kaldığını hiç düşünmeyiz.

Her şeyden önce bir emek vardır. Bir üzümün, bir armudun olgunlaşmasına kadar verilen emek… Ve elbette kul hakkı vardır. İnsan, merdiven basamağı gibi hiçe sayılmamalıdır. Düşünelim: Zirveye çıkan yolu merdiven basamakları oluşturur. En güvenlisi odur, en sağlamı odur. Afet anında bile yangın merdiveni kurtarır bizi. Merdivenler, zor zamanların gerçek dostudur.

*

Ama asansör çalıştığında, merdivenin kıymeti bilinmez. Hep söyleniriz: “Beni ne çok yordun, ne kadar uzunsun; seninle uğraşmaya bile değmez. Asansör olsa şimdi evdeydim.” Hizmet edeni görmezden gelir, emeğini küçümser, sonra da arkasından kötüleriz.

Oysa emeğe değer versek, hakkı teslim etsek; hem ruhumuz hem vicdanımız rahat etmez mi? Allah’ın cennetinden kovulan şeytanla birlik olan nefsimize galip gelmiş olmaz mıyız?

Rabbimiz açıkça uyarıyor: “Kul hakkıyla gelme; onu affetmem.” Allah bile kul hakkına bu kadar dikkat çekerken, insanların bu kadar rahat şekilde çamur atması, engel olmaya çalışması doğrusu aklım almıyor.

*

Sözlerimi, çok sevdiğim bir dostuma yazdığım şu dizelerle bitirmek istiyorum:

Başın göklerde, yazın çatlar toprak,

Güzün döker yaprak,

İyi günün dostu, kara günde belli olur ancak.

Başın göklerdeyken, dostlar hep etrafında,

Senden geriye kaldı, yalnız düşen bu yaprak.

*

Bütün mesele, ki her şey gelip geçiyor hayatta. Gök kubbede kalacak muhabbet, bırakabileceğimiz bir tatlı hoş seda ve güler yüz.

Kıymetini bilene en büyük, en güzel sermaye.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.