2025-12-21 19:22:27

Huzuru aramak…

Zahide Koska

21 Aralık 2025, 19:22

Telefonda gezinirken, bir köşe yazarının ‘huzuru aramak’ başlıklı yazısı dikkatimi çekti.

Başkasını, sizi bilmem ama akşam olunca, bu kirlilikten biraz olsun uzaklaşmak için çareyi Türk filmi yayınlayan kanalları açmakta buluyorum. Televizyon dizileri insanı çıldırtıyor. Çünkü bütün dizi kanallarında ağalar, hanım ağalar, kan, şiddet, ihanet, rezalet... Hangi kanalı açsanız, kanal kanal geziye çıksanız birbirinden farkı yok.

Üç karılı adamlar, ayaküstü kocasını boynuzlayan kadınlar, nereden kazanıldığı belli olmayan paralarla alınan konaklar, pahalı arabalar!

Analarını babalarını bilmeyen çocuklar, çocuklarını reddeden anne babalar! Masum bir öpüşme bile RTÜK’ün ceza kesme nedeni ama. Tamamen cinsellik üzerine kurulan ilişkiler, sürekli bağıran, durmadan, ara vermeden ağlayan.

Bıkıp usanmadan komplo kuran insanlar.

Zengininde, fakirinde huzur yok. Parası olan da huzur arıyor, olmayan da. Ha, huzurdan anladığımız ne, biraz sevgi, biraz saygı, insan nasıl olsa karnını doyurun bir şekilde. Açlıktan ölene mi var?

*

Bütün televizyonlardaki dizilerde bir gecede işlenen cinayetlerin sayısı, ülkede bir yılda işlenen cinayetlerin toplamına eşit... Bütün vatan toprağında bir yılda en fazla 800 ile bin 500 arasında cinayet işleniyor.

Yani günde 2.5 ile 3.5 kişilik bir cinayet ortalamamız var.

Ancak; bırakın özel kanalları, halkın parasıyla sözüm ona kamusal yayıncılık yapan TRT-1’de bile bazı akşamlar izlediğimiz cinayetlerin sayısı 100’e yaklaşıyor!

*

İşin ilginci ne biliyor musunuz?

Devletin alenen yok sayıldığı, şiddetin yüceltildiği bu dizilerin sonunda, adeta dalga geçer gibi, çekimlerin yapıldığı illerin valilerine, belediye başkanlarına, emniyet müdürlerine teşekkür ediliyor!

Neden?

“Şehrinizi bu kadar kötü ve yaşanılmaz göstermemize izin verdiğiniz için” demek istiyorlar belki de.

Dedim ya...

Şimdi saf, iyi niyetli insanlara aptal gözüyle bakılıyor.

*

Hatırlıyorum, Maraş Harbinde bir ulu adam, elinde fener ile ‘adam arıyorum, adam’ diyerek sokakları gezmişti.

Büyük dinleyen, küçükleri seven, bağrına basan kalmadı. Toplu taşıma araçlarına binin, büyük küçük fark etmiyor, saygı yok insanlarda.

Eski Türk filmleri izlesem, bundan daha iyi. Onlarda saflık var, iyi niyet var, dayanışma var, sorumluluk bilinci var, güçlü aile bağları var, mahalle ve aile huzuru var. Dar bütçeye, küçük evlere rağmen.

Evlerin içinde çocuk seslerinden çok ‘huzur şarkıları’ çalardı.

Size de tavsiye ederim; Türk filmleri izleyin, orada masumiyeti, sadakati, samimiyeti bulursunuz. Şimdilerde ekranlarda gösterilen diziler ise huzur katliamı rolündeler.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.