Sayın Hayrettin Güngör’ün şu Trabzon muhabbeti de baydı artık, kabak tadı verdi. Ha, söylediğinde gerçek payı var mıydı, sapına kadar vardı.
Ama her doğru her yerde söylenmiyor.
Geçen hafta Ankara’da, Meclis’te idim, İçişleri Komisyonu üyeleri ile yemek yedim, milletvekillerini ziyaret ettim, sayın Mahir Ünal’ın makamında idim, gelen giden bu meseleyi konuşunca, bıkkınlık vermişti.
Başkanın esnaf ziyareti sırasında Trabzonlu o bayana söylediği cümle ne kadar yanlış, ne kadar şık düşmemiş olsa da, o görüntüleri, o videoyu ulusala taşıyan, bizi tüm ülkeye rezil rüsva eden de o kadar yanlış yapmıştır.
Yanlış çok, ama doğru tek.
Nedir bizim çektiğimiz, nedir bizim kaderimiz.
Fırnız’daki işverenle misafirlerin kavgası…
Elbistan’da Devlet Hastanesinde narkozlu bir hastaya yapıldığı iddia edilen taciz…
Necip Fazıl Şehir Hastanesindeki ‘kısır’ muhabbeti…
Bir gazeteciye söylenen ‘pörsümüş’ iddiası…
Şimdi de ‘sizi biz Müslüman yaptık’ yakıştırması…
*
Hayrettin Bey’in söylediğini şık bulmuyorum, onaylamıyorum. Haa, doğru mu, doğru… İnanmayanlar açsın baksın tarih kitaplarına.
Aslında iyi niyetliydi. Espri olsun demişti. Bundan zerre-i miktar kadar kuşku duymuyorum. Ama işi uzattılar, büyüttüler
Ama o haberi yemeyip içmeyip, videoyu ulusal kanallara haber diye ulaştıranlara…
Diyecek söz bulamıyorum!
Bizi rezil etmeye, yemin mi ettiniz birader!