Bu başlıktaki ifade, genellikle müdürlerin, başkanların değişiminden sonra gelişen olaylar neticesi söylenir. Giden başarılıdır, çalışkandır, gariban dostudur, basın dostudur, telefonlara çıkar, hayır hasenadda bulunur, insanlarla beşeri ilişkiler içinde olur, kimseyi kabul etmemek gibi huyu yoktur, herkesle barışıktır, ama sonrasında yerine gelen müdür, başkan ya da bir bürokrat için ‘gelen gideni aratıyormuş’ denilir.
Şimdi, meselenin özüne bakacak ve damardan girecek olursak… Kanaat sahibi olmak, not vermek için erken. Süre tanımalı, fırsat verilmeli, desteklenmeli. Her kim olursa olsun, meslek gurubu önemli değil.
*
Herkesin yoğurt yiyişi ayrı. Kimisi parmak sallar satırın içine, kimisi çatal kullanır, kimisi de kaşıkla dalar yoğurda. Keyif onun, zevk onun.
Herkesin tuttuğu takım başka. Kimisi beyazdan hoşlanır, kimisi sarıdan, kimisi de kırmızıdan. Derler ya, renkler ve zevkler farklıdır diye.
Öyle işte…
*
Gelenin gideni aratması her dönemde kullanılır, söylenir, yazılır – çizilir.
Başkanların, bürokratların veya sivil toplum kuruluş liderlerinin karakteristik özelliği de kentin tarihine, diline, dokusuna ve kültürüne aykırı ise örtüşmeyen unsurlar mutlaka çıkacaktır.
Fatih Erkoç 5,5 yıl önce bu şehrin, yani Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin kurucu başkanı idi. O da ilk yıllarda ekip çalışması, yapılanma ile uğraştı. Ancak sonraki dönemlerde, özellikle son 2 yılında inanılmaz hizmetler verdi. Allah razı olsun!
Ama bir dönem sessiz-sakin geçti. Kolay değildi tabi. Büyükşehir olmuşsun, çalışma ve sorumluluk alanların aratmış, üzerine binen yük fazlalaşmıştı. Altından kalkabilmek kolay değildi.
Ama sayın Erkoç, özellikle son 2 yılına başarılar sığdırdı.
*
Şimdi sayın Hayrettin Güngör dönemi.
Şunu söyleyebilirim sayın Başkana. Artık Ahmet geldi, Mehmet gitti, Hasan geldi, Ökkeş gitti ziyaretlerini, muhabbetlerini bitirmeli.
Artık özüne, hizmete dönmeli.
İlçe ziyaretleri daha bitmediyse, hızlandırılmalı, vatandaşın beklentilerine cevap verebilecek zeminler hazırlanmalı.
Vatandaşın, yani kamuoyunun kafasındaki ‘devlet memuru kafası, her işi kitabına uydurur, kuralcıdır!’ algısını yıkarak artık elini taşın altına koyma zamanının olduğunu hatırlatmak isteriz.
Borçsa borç. Borç yiğidin kamçısıdır.
*
Bu bağlamda, sayın Güngör’ün de bu insanlara hizmet borcu vardır. Borç ödemekle, hizmet vermekle tükenir.
Yine de Başkana süre tanımalı, yapılanmasına-ekibini kurmasına destek verilmeli, hedeflerini ve taşları yerli yerine oturtması için gayretini beklemeliyiz!
Çünkü, sarımsağı gelin etmişler, altı ay kokusu çıkmamış!