Öyle bir zamandayız ki, bizi yönettiğini zannedenler vasatlığı, sıradanlığı güçlü hale getirmeye çalışarak hem kendilerini, hem toplumu, hem de mensubu oldukları partiye ihanet ediyorlar, zarar veriyorlar, vatandaşı da salak, enayi yerine koyarak, bu güçten prim yapmaya çalışıyorlar.
Şu bir senedir neler çektiğimizi bir ben, bir Allah, bir oy veren milyonun üzerindeki vatandaş bilir. En çok da basın mensupları, çalışanları, emekçileri…
Önce algı yarattılar; para yok dediler, borç çok dediler, ‘israf dinine kadar dolu düzgün başını almış gitmiş, bunu frenlememiz lazım!’ diyerek taktıkları şirinlik muskası ile partinin de önüne geçerek, hatta ve hatta siyasileri bile yok hükmünde sayarak memleket kurtaran kahraman rolüyle, neredeyse film çevirecek hale geldiler!!
Haktan adaletten yoksun bir yönetim buldu bizi.
Bakın, ünlü düşünür Konfüçyüs yargıçlık yaptı. Şöyle derdi; “Adalet, devletin hazinesidir!”
*
Devam etti; Halkı, siyasal güçle yönetip yasa ve cezayla sınırlarsanız, cezalandırmaya çalışırsanız, kanunların söylediğine saygı duyacaklardır ama dürüstlük ve utanma konusunda hiçbir anlayışları olmayacaktır!”
Şunu bilir, bunu söylerim, bir adam kullandığı vücut dili dahil, söylemleriyle her on kelimeden 9’unu doğruluk-dürüstlük adına kuruyor, inşa ediyorsa, ondan uzak duracaksınız!
Bir adam çok dinden imandan bahsediyor, onu da istismara yelteniyorsa, kapınızı da açmayın o şarlatana.
*
Biz gazeteciyiz. Yazarız, eleştiririz. Her zaman derim, yine tekrarlıyorum, herkes eleştiriye tahammüllü olacak. Tahammül edemiyorsanız, bırakın ve çekin gidin!
Sizi eleştirirken belden aşağı vuruyorsa, eleştiri kural ve etik değerler meselesinde sınırları aşğıyorsa, adliye Üngüt’te. Verin cezasını, amenna ve eyvallah!
Hakikati yazanları, doğru eleştirenleri ötelemeyin! Oysa günümüzde hakikat suçlu ilan ediliyor, neredeyse dar ağacına çekildi, çekilecek!
Gönül belediyeciliği Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yerel seçimler kriteri, ilkesi. Oysa bakın, kimleri kırmadık ne gönül bıraktı, ne kalp! Gönül belediyeciliği diye çıktıkları yolda, kırmadık gönül bırakmazken, egolarını da yüksek tuttular, şişindikçe şişindiler.
*
Evet, kimse kusura bakmasın, hakikat suçlu ilan edilirken, bu çevreler yalanla dost, gerçekle düşman oluyorlar. Bunu de kendilerine ilke sayıyorlar.
Ve yine ne acıdır ki, kimileri için gerçekler korkutucu, hakikatle yüzleşmek istemiyorlar. Doğruları, uyarıcı eleştiri yazanları sevmiyorlar. Hemen kara listeye… Bırakın eleştiriyi, beğeni ve yorum yazan dahi kara listeye alınırken, resmen fişleniyor.
Bereket versin bu tuzağa düşmeyen, bu kirli oyunu tasvip etmeyen, bu tuzağa düşmeyen belediye başkanlarımız var.
Onlar oynanan oyunun, kurulan tuzakların, basına uygulanan ambargonun farkındalar ama beklemedeler. Hele şe protokol sahtekarlığı, düzmecesi, yalanı ve masal üretimi bitsin, bazı belediyeler hemen devreye girecekler. Merak etmeyin!
Belediyeler ve onu yönetenler algı kervanının başındaki kervancıbaşı değillerdir. Arzuları gerçekleşmeyenler, beklentilerine karşılık bulamayanlar, gerçeklerin ışığını söndürmeye cesaret etseler bile başarılı olamayacaklardır.
Çünkü güneşi balcıkla sıvayamazsınız.
Siz basına ne kadar baskı uygularsanız uygulayın, şunu bilin yeter, bizler hancı, sizler yolcusunuz.
Amma bugün, amma yarın! Belki yarından da yakın!