Tabi bazıları rahatsız olmuş! Önemli değil. Rahatsız olanlar, kendilerine baksınlar, ‘biz nasıl ettik de milli eğitimi bu noktaya getirdik!’ diye öz eleştiride bulunsunlar. Tamam, ev sahibi kapıyı kilitlememiş ama hırsızın hiç mi kabahati yok!
Bir okurum beni eleştirmiş. Hatta yazımı sayfasında paylaşan eğitimci, emekli okul müdürü sevgili Oğuz Karakoç’a gelen yorumlar (müspet – menfi) daha fazla olunca, yazının büyük yankı uyandırdığını söyledi.
Eyvallah. Saygı duyuyorum. Nasıl ki eleştiriyorsak, eleştiriye de tahammüllü olmak zorundayız. Bir okulda müdür yardımcısı olduğunu öğrendiğim sayın okurum, ehliyet ve liyakati bir sendikaya odaklamış, gerisini dışlamış, sonra da benim gazeteciliğimi sorgulayıp, hangi kaynaklardan beslendiğimi diline dolamış.
Hop!! Burada duracaksın işte! Haddine mi?
*
Yine bir okulda yönetici olduğunu anladığım, telefonla görüştüğüm sevgili öğretmen arkadaşım, eleştirirken, düşüncelerini aktarırken nezaketi elden bırakmadı. Teşekkür ettim eleştirisi için.
Öğretmen arkadaşların ne kadar zorluklarla görevlerini sürdürdüklerini bildiğim için, onlara kızmak gibi bir silahı alınlarının çatına dayamak haddim değil.
Ancak iddiamda ısrarlıyım. Evet, bir ilçeye veya okula müdür olabilmeniz için öyle ehliyete, liyakate gerek de yok.
Devir sendika devri. Şimdi milli eğitimde, atamalarda, tayinlerde sendikanın borusu ötüyor. Bir de o vekilin… Şimdi kalkıp bazılarına sistemin eğitimci desem kızacaklar ama ne yazık ki sistemi de ıskalayamıyorsunuz.
Evet, yine iddialıyım. Bu iddiam değişmez. Bu dün böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak. Siyaset kanımıza, ruhumuza işlemişken, ne liyakati, ne ehliyeti, ve ne de sınavda elde edilen başarı… Başarının temel şartı, eğitimi teslim ettikleri sendikaya üye olabilmek ve milletvekiline bağlılığını bildirmek.
Arkası kendiliğinden gelecek zaten!
*
İlçe milli eğitim müdürü olabilmek, bir okul yönetici olabilmenin yegâne kriteri yandaş sendikaya üye olmanızdan geçiyor. Ve bu camiadan sorumlu milletvekili ile iyi geçinmeniz, kendinizi tanıtmanız, merhaba demeniz, Ankara’ya, meclise gidip ziyaret etmeniz gerekiyor.
Eğitim Bir Sen, iktidar döneminde palazlandı, büyüdü maşallah koskoca oluverdi. Ve yönetici yanında bir öğretmen ataması için dahi olabildiğince etkili.
Aksini iddia eden varsa, buyursun!
Bir kere, partili değilseniz, ağır abi-abla bir siyasetçi ile içli dışlı değilseniz, en etkili bir sendikaya üye olmadıysanız, arada sırada siyasetin mihenk taşları ile fotoğraf karesinde görünmüyorsanız, bir ünlü milletvekilinin, siyasetçinin yakını, eşi-dostu değilseniz, birinin kartvizitini cebinizde taşımıyorsanız, ağzınızla kuş tutsanız nafile!
On parmağınızda on marifete de bakmıyor, aldırmıyor kimse!
*
Bir ilçeye ilçe müdürü, ya da bir okula yönetici olmak istiyorsanız, önce milli eğitimden sorumlu milletvekiline saygı ve bağlılığınızı bildireceksiniz. Sonrası kolay!
Kriter, miriter hikaye.
Gerçekten hakkıyla, liyakati ve ehliyeti ile girdiği sınavdan başarı ile çıkıp bir etikete, bir koltuğa oturan, o koltuğu dolduran öğretmenlerimizi, yöneticilerimizi tenzih ediyorum.
Ama sistemi sorgulayın biraz da…
Geçen yazıyı bu cümle ile bitirmiştim, tekrarında sakınca yok; “İstikbal göklerde değil, sendikalarda çünkü!!!…”