Hani bir sohbet sırasında, biri ötekine, ‘Sana iki haberim var, önce hangisini söyleyeyim!’ diye sorar ya, ben de uzun zamandır hakkında yazmadığım, beklediğim Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Hayrettin Güngör’ü eleştirerek yazıma başlamak istiyorum.
Ama önce eleştiriye tahammüllü olacak! Tadında, kıvamında ve eleştiri formatında olduğu sürece…
*
Sayın Hayrettin Güngör, birkaç gün önce Otogar’a gitmiş. Terminale yani.
Terminalde esnaflarla bir araya gelerek sorunları dinlemiş. İyi de etmiş. Demiş ki; “Terminali en kısa süre içerisinde daha etkin hale getirecek!”
İçimden, ‘inşallah’ dedim. İnşallah!
Yeri ve konumu ne olursa olsun, bu şehri yönetenlerin vatandaşlarla bir araya gelmesi, istişare etmesi, onları dinlemesi herkesin beklediği bir davranış. İnsanlar, kendilerini yöneten kimselerin dertlerine derman olmasını, sorularına eğilmesini, kendilerine dokunmasını istiyorlar.
Hele hele, Ankara’dan gelip de Büyükşehir Belediye Başkanı olan, vitrin ve vizyonu büyük (hakeza egosu da) sayın Güngör’den beklenti çok büyük iken, geldiği ilk aylarda söylemleri, eylemleri ve gafları ile tepkileri üzerine çekse de, son aylarda atağa geçmesi, vatandaştaki ilk algıyı yenmeye, kırmaya kafi gelmiyor.
Çıksın sokağa, (Trabzon caddesine değil sadece) veya binsin bir toplu taşıma aracına, tanımadığı bir berbere, bir kahveye gidip okey oynasın vatandaşlarla, duyduklarına, duyacaklarına şaşıracak, hayret edecek, ‘vay be, ben daha neredeymişim!’ diyebileceğine adım gibi eminim.
Duyduklarına inanamayacak çünkü! Belki de şok geçirecek!
*
Otogara özel (sivil) araçların girmesi yasaklanmış. Doğru bir hareket değil. Sayın Güngör, kural ve nizamdan söz etse de, birader hastaları, yaşlıları, çocuklu ve elinde onlarca ağırlıkta eşyaları ve hamile kadınları nereye koyacaksınız, onları nasıl ikna edeceksiniz.
Herkesin cebinde valiz ve başka eşya taşıttıracak kadar parası olmayabilir.
Terminali’nde incelemelerde bulunarak esnaflarla bir araya gelip, esnafların sorunlarını dinlemenizi doğru buluyorum ve onların sorunlarına en kısa sürede çözüm bulabileceğinize inanıyorum. Kutlarım ve tebrik ederim. Vatandaşın sesine kulak verecek başkanlar. Vatandaşa rağmen başkanlık ve siyaset olmaz, yürümez. Hele hele zor şehir olan memleketimde, asla!
Kural ve düzene amenna, eyvallah!
Tamam da, belediyelerin görevi para kazanmak değil, vatandaşın yaşamını kolaylaştırmak. Siz vatandaşa çile, işkence çektirmeye niyet ve yemin etmiş gibi, içeriye sivil araçları sokmuyor, giden ve gelen yolculara cehennem azabı çektiriyorsunuz.
Sayın Güngör ve buna benzer şikâyetleri duymuştur umarım.
Yine umarım ki, bu hatadan vazgeçecektir.
Bu meselede son notum; terminal girişindeki TOTEM’deki İstiklal Madalyamızın rengi de soluk, anlamını da yitirmiş. Boş, anlamsız bir figür gibi duruyor. İstiklal madalyamız. Ama ne olduğu bellisiz hale gelmiş. Yenilenmeli, madalyamız totemdeki yerinde anlam kazanmalıdır.
*
Eleştiriden sonra gelelim madalyonun diğer yüzüne.
Önsen tarafına, yani bizim senelerdir karşıyaka dediğimiz bölgeye bir bağlantı yolu haberini billboardlardan öğrendik. Basına kapalı bir başkan olduğu için, ancak billboardlardan öğrenebiliyoruz neler yaptığını, yapacağını.
Ve… Yeşilova Mahallesinde, 70 yıldan beri kullanılan ve ekonomik ömrünü tamamlamış köprünün yıkımı gerçekleştirilmiş.
Yıkılan köprünün yerine, yeni, kullanışlı ve öncekinden daha geniş bir köprü yapılacağı müjdesini haberlerden öğrendik.
Allah razı olsun!
Bizim istediğimiz bu.
Ki bu köprü, 14 mahalleyi birbirine bağlayacak, ulaşımda zaman ve ekonomik getiri sağlayacak.
Başkan sayın Güngör ve ekibine teşekkür ediyorum.
Bakın, ne güzel işte, elma demesini de bildik, alma demesini de… Biz ikisine de varız!
Siz de varsanız, mesele yok!