Hafta içinde, kentin profesyonel takımı, bir dönemler süper ligde top koşturmuş, adını duyurmuş kırmızı beyazlı takımımız Kahramanmaraşspor’un toplantısına katıldım.
Özel hayatına ve kendi işine dahi zaman ayıramadan, ailesinden ve işinden fedakârlık yaparak, sırf takım yalnız, sahipsiz kalmasın diye kulübün başkanlığını azimle, kararlılıkla ve severek sürdüren (6 senedir) Fatih Ceyhan dostumuzu dinlemeye gittim. Toplantının özü şuydu, yeni ve kendi bağrımızdan yetişen teknik direktör ve yardımcıları ile transfer edilen futbolcuları basına tanıştırmak. Tanıtmak…
Artık cümle alem de biliyor ki, spor kulüpleri, diğer adıyla sporun tüm branşları, şehirlerin tanıtımı için ene önemli unsur. Fuar kadar, festivaller kadar, benzer etkinlikler kadar.
Bu anlayışla gittik toplantıya.
*
Takımın kuruluşunun 50. yıldönümü.
Her sezon açılışında gerek kulübün başkanları, gerek teknik adamlar, gerekse sporcular, şampiyonluktan söz ederler. Hedef mutlaka olacak. Kahveye giden kimse, kumar masasına oturana kimse, kaybederim diye oturmaz. Amaç kazanmak. Ticaret de öyle.
Başkan sayın Fatih Ceyhan’ın da amacı takımı hak ettiği yerden daha mükemmel yerlere taşımak. Tabi ki şampiyonluk. Geçen yıl sırf kendi sahamızdaki maçlara kazanmış olsaydık, play-off’taydık, belki de 2. Ligin kapısını aralamış olacaktık.
Başkan Ceyhan seferberlikten söz etti. Tüm kente seslendi. “El ele verelim!” dedi. Takıma destek verecek 50 altın adamdan bahsetti. Yeni sezonda bir devrim daha gerçekleştirdi, tuttu teknik adamı ve yardımcılarını, senelerdir bu takımın formasını giymiş, başarıdan başarıya koşturmuş, taraftarın gönlünde yer edinmiş oyunculardan belirledi.
*
Osman Bozkurt mesela. Teknik direktörlüğe getirildi. Yılların futbolcusu, emektarı. Taraftarın gönlünde yer edinmiş a kalite insan.
Çetin Canlı’yı herkes tanır bu şehirde. Kahramanmaraşspor söz konusu olduğunda, kırmızı-beyazlı renkler gündeme geldiğinde, O hep yanı başımızdaydı.
Ömer İnce’yi uzun uzun anlatmaya gerek yok. Soyadı gibi hem nezaket sahibi, ince ruhlu, hem de bu takımın formasını ıslatmış, başarılarında pay sahibi olmuş oyuncumuzda.
Paşa Alihaydaroğlu, neredeyse bu takım ile özdeşleşmiş isimdi. Attığı goller, galibiyetlerdeki payı daha unutulmadı, belleklerde.
İbrahim Ölmez ise Gaziantepli olmasına rağmen, sanki bizden biri. O da yeni sezonda takımın başarısı için emek verecek.
Hepsi de birbirinden değerli, kendini futbola ve camiaya ispatlamış, başarıları tescillenmiş a kalite isimler iken, bu güçlü, inançlı ve kararlı ekiple yola çıkmak, inşallah başarıyı getirecektir.
*
Başkan Ceyhan, 10 kadar yerli ve milli diyebileceğimiz, tarif edebileceğimiz kendi evlatlarımızı altyapıdan kadroya dâhil etmiş. Yani takım özüne dönüyor. Çok şey istemiyor başkan. Bu takıma herkesin sahip çıkmasını istiyor. Kimlerin mesela? İş dünyasının, siyasilerin, bürokratların, sivil toplum kuruluşlarının ve marka-firmaların.
Gazişehir’den söz açılınca, futboldan anlamadığı halde, sırf şehrinin takımı başarılı olsun diye tüm yüreğini ortaya koyan Gaziantepli işadamı, Sanko yönetim kurulu başkanı Adil Konukoğlu’nu örnek gösteriyor. Şehir milliyetçiliği bu işte.
Dostlar, bu takım bizim. Kırmızı-beyaz bizim sevdamız.
Bu takıma sahip çıkalım, başkan Ceyhan’ı, oyuncularımızı, teknik kadroyu yalnız bırakmayalım.
Bu sezon hedef, bir üst lige çıkmak olsun. Sen yeter ki iste, yeter ki bu şehir takıma sahip çıksın!