Bazı insanlar hayallerini çizmek için dağların zirvesine çıkar, taşın ağırlığını, rüzgârın sertliğini, güneşin yakıcılığını ve emeğin kıymetini derinden yaşarlar
Biz, Maraşkimlik olarak Ahırdağı'nın zirvesindeydik. Ay yıldızlı bayrağımızı yeniden ilk günkü ihtişamına kavuşturmak için verilen mücadeleyi yerinde gördük. Dağın yamaçlarına tutunarak çalışan insanların alın terine, yorgun ama umut dolu bakışlarına şahit olduk. O yükseklikte vatan sevgisi renkleniyor, aidiyet duygusu yeniden can buluyordu.
*
Ne yazık ki çağımızın en kolay işi konuşmak oldu. Sosyal medyanın verdiği cesaretle görmeden, bilmeden, araştırmadan hüküm vermek sıradanlaştı. Oysa hakikatin yolu, ekrandan değil; emeğin yanından geçer. Klavyenin başında yazılan birkaç cümle, bazen günlerce süren bir mücadelenin üzerine gölge düşürebiliyor.
Atalarımız boşuna söylememiş: "Dilin kemiği yoktur" Evet, dil her yöne döner. Fakat insanı yücelten de alçaltan da söylediği sözdür. Bir insanın emeğini küçümseyen, alın terini yok sayan her söz, sadece bir eleştiri değildir; çoğu zaman farkında olmadan kul hakkına uzanan bir adımdır.
Kul hakkı… Belki de üzerinde en çok düşünmemiz gereken hak budur. Çünkü Yüce Allah, kendi hakkını dilerse affedeceğini; fakat kul hakkının, hakkını helal edecek kulun rızasına bağlı olduğunu bildirir. Bu yüzden bir cümle kurmadan önce vicdanı konuşturmak gerekir. Zira kırılan sadece bir gönül değil, değersizleştirilen bir emektir.
*
Ahırdağı'nın zirvesindeki ay yıldız, bu şehrin ufkuna vurulmuş bir mühürdür. O bayrağın her fırça darbesinde sabır vardır, fedakârlık vardır, memleket sevdası vardır. Onu yeniden ilk günkü ihtişamına ulaştırmaya çalışan insanlar, alkıştan önce anlayışı hak ediyor.
Toplumları ayakta tutan, birbirini inciten sözler değil; birbirinin emeğine duyduğu saygıdır. Emek kutsaldır. Alın teri, insanın en temiz sermayesidir. O sermayeyi birkaç cümleyle değersizleştirmek ne vicdana sığar ne de insafa.
Biz gördük, şahit olduk.
*
Zirvede yalnızca boya değil, yürek vardı. Yalnızca çalışma değil, adanmışlık vardı. Ve inanıyoruz ki Ahırdağı'nın bağrındaki şanlı bayrağımız her gün
Maraş semalarını selamlayacak. O zaman görülecek olan sadece kırmızı ile beyazın ahengi değil; o renklerin ardına gizlenmiş emek, fedakârlık ve vatan sevgisi olacaktır.
Çünkü bayrağı yücelten yalnızca göndere çekilmesi değildir; ona duyulan saygı, onun için dökülen alın teri ve o emeğe sahip çıkan vicdanlardır.