Bir takım düşünün. Teknik direktörü senelerin adamı. O takımın taraftarı da var. Üstelik de maçı kendi saha ve seyircisi önünde oynayacak. O zaman bu ne demeye geliyor, rakibine karşı sahaya 1-0 önde çıkıyorsun demek. Galip gelmen kesin, yenilmen mucizelere bağlı demek. Taraftar ve kadro avantajına da sahipsin ki hele, bu maçı senin farklı kazanman demek.
İddiaya girebilir, bahsi kazanabilirsin.
Eski bir lisanslı futbolcu olarak, yazılarıma takım ruhunu katmadan yapmam! Seçimleri de takımların kazanıp kazanamayacağına bağlarım. Oyuncularına güveniyorsan, teknik direktörünün ciddiyet ve otoritesinden emin isen, şen olasın Ürgüp!
*
Pazar günü Necip Fazıl Kültür Merkezinde.
Hatalardır, arkadaşlarımız arasında, bu yarışmadan mevcut Başkan Esat Şengül’ün farklı kazanacağını söylüyordum. Söylüyordum çünkü görünen dağın uzağı olmuyordu. Hatta, Pazar günü, salonda biz basın mensuplarına hoş geldiniz der, elimizi sıkarken, kendisine; “Bu maç senin, hem de 55-60 farkla alacaksın!” demiştim.
Zaten o da kendinden emindi.
Neticede delege üstünlüğü vardı.
Milletvekili, atım karınca sayın Ali Öztunç da kazanmasını istiyordu. 55-60 farkla Başkan Şengül’ün seçimi rahatlıkla alacağını, geçen cumartesi günü, babası merhum Nasır amcamızın Elbistan ile Nurhak arasındaki Zillihan köyündeki cemevi’nde 40. gün yemeğinde de dile getirmiştim. Bunu görmek, bilmek için kâhin, falcı olmaya, hacılara-hocalara gitmeye gerek yoktu. Gerçek bir taneydi, onun da adı da Esat Şengül idi.
Parti tabanı, delegasyon Şengül diyor, başka bir şey demiyordu. Neden, çünkü Şengül bir gücü temsil ediyor, partili partisiz herkeste karşılık buluyordu.
*
Kaç kez yazdım, hatta sayın Şengül’ü, yılın il başkanı seçerken, tercihimde ne kadar haklı olduğumu bir kere daha anladım. Bugün hangi partiliye sorsanız, CHP’nin başında Esat Şengül ismini görmek istediklerini söylerler.
Neden?
Çünkü agresif değil, “Seçilirsem iktidardakilerin uykusunu kaçıracağım!” şeklinde abuk sabuk çıkışlar yapmıyordu ve de ılımlı, uzlaşmacı, eleştirirken dahi edebi, irfanı elden bırakmıyor, yapıcı olmaya gayret ediyordu.
Bu onun muhalefet yapmadı, yapmıyordu anlamına gelmezdi. Muhalefet etmenin de bir adabı, edebi ve irfanı vardı. Neticede burası Kahramanmaraş’tı ve hepimiz bir gemideydik.
Geminin kaptanı da milletvekili sayın Ali Öztunç, rota ve güzergah da belli olunca, hedefe varılması kesin gibiydi.
Nitekim öyle oldu.
*
Sayın Kibar Özdemir belki beklemediği kadar az oy aldı. 26 oy… Olsun, onun bu şehre, bu topluma hizmeti, siyaset kadar büyük ve anlamlı iken, onuruyla girdi, onuruyla kaybetti. Başkalarını yazmak, kelime ve zaman israfından öteye gitmeyecekti.
Lakin bir gerçek vardı…
Zafer, zafer benimdir diyenlerindi her daim. Ve inananların…
Nihayetinde kongre yapıldı, Esat Şengül, bir daha, yine, yeniden seçildi, medya diliyle yazarsam güven tazeledi, başarı hikâyesini yazarken, kendisine destek verenleri mahcup etmeyeceği inancı ile mutluluğa bir kere daha merhaba dedi.
Tebrik ediyorum, başarılar diliyorum. Ve hayırlı olsun!





