Yorulan kenara çekilir mi?

Allah ömrünü uzun eylesin, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan söyledi, ben desem bazıları çemkirmeye hazır zaten, üst perdeden eleştiriye kalkışacaklar.

Ne diyordu sayın Erdoğan; “Oturmayın, sahaya çıkın, yorulan varsa kenara çekilsin, çekilmiyorsa meydanın hakkını versin! Halkın arasına karışın, dinleyin!”

İyi güzel diyon da sayın Cumhurbaşkanım, dinleyen kim? Bak bizde meydan da yok daha. Bir İtalyanca ‘meydan’ anlamına gelen Piazza’mız var, bayramları caddelerde, kaldırımlarda icra ediyoruz. Rabbim nasip ederse bu şehrin evladı, cesaret ve feraset sahibi Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel bu eksikliği de giderecek. Zaman tanırlarsa tabi.

*

Salon siyaseti tüm hızıyla sürüyor. Ankara’dan biri mi geldi, önce birkaç ziyaret, sonra partiye uğra, arakasından ‘Hadi bana eyvallah!’ senaryoları. Bilindik ve sık rastladığımız şeyler. “Yahu bir durun, biraz bekleyin, daha karpuz kesecektik!” deseniz de “Şimdiki karpuzların tadı yok, hepsi kabak aşısı” diyeceklerini bilmiyor musunuz?

Kimse sahaya inmeye, vatandaşın arasına karışmaya niyetli değil. Belki de kendilerini hazır hissetmiyorlar.

Hani ‘Var mısın yok musun!’ yarışmasında yarışmacılara soruluyor ya, “Senin kutu için ne hissediyorsun, mavi var mı?” Maşallah hissetmeyen de yok!

Vatandaşa sorsanız, “Siyasilerin, vekillerin varlığını hissediyor musunuz?”

Bakın bakalım, hangi cevapları alacaksınız, duysanız hayret eder, şaşırır, ”Vay canına!” dersiniz.

*

Bırakın iktidarı, muhalefetin ötekinden, daha doğrusu birbirlerinden farkı yok! Al birini vur ötekine! İlçe teşkilat başkanları bulunduğu ilçenin belediye başkanı ile zıtlaşıyor, hele bir de ayrık otu gibi birbirlerine muhalefet ise zaten birbirlerini adamdan bile saymıyorlar, eleştiri kolay, ki dünyanın en rahat meselesi, diğer yandan il başkanları milletvekilleri ve belediye başkanları ile ‘düşman kardeşler’i oynuyorlar.

Birlik beraberlik hak getire! Hepsi lafta, hepsi uyutma politikası. Ancak basın önündeysen, söyledikleri karşısında şaşırıyorsun, ‘Yahu bu adamın söylediklerine dikkat et, tutumuna bak! Tezat var bu işte!’ demez misin?

*

Zaten yorulduklarını duymadık da, hadi sahaya indiler diyelim. Saha dediysem onlara göre saha sadece Trabzon Caddesi. Varsa yoksa bu cadde. Bir kenar mahalleye gidemezler, ayakkabıları toz olur, çamura belenir, üst baş toz içinde kalır. Ha salon siyaseti, ha Trabzon Cadde esnaf ziyareti.

Mahalle desen ilk kez duyuyormuş gibi yüzüne bakarlar! Mahalle de ne ki?

Tut ki vatandaşın biri şikâyette, talepte bulundu. “Not al oğlum, gidince halledelim!” dediklerin bakmayın, köşeyi döner dönmez alınan notlar çöp kovasına atılmıştır bile. Danışmanların en iyi yaptığı şey bu operasyon. Ne yapsınlar, emir kulu adamlar! İtiraz edecek halleri yok ya! Patron öyle istedi, emir büyük yerden!

Çöp siyaseti.

*

Siz hiç yorulup da kenara çekilmeyi düşünen birine rastladınız mı? Zamkla yapıştıkları koltuğa daha sıkı sarılmak, bırakmamak için hangi ayak oyunları, hangi operasyonlar gerekiyorsa, kusursuz yerine getirilir, harcanacak adam varsa bozuk para gibi harcanır, üzeri çizilecek kim varsa zaten bu meselede uzmanlaşmışlardır, kendileri kenara çekilmek yerine adam harcamayı siyaset bilenler, asla ve kata yorulmazlar.

Ne diyordu sayın Cumhurbaşkanım, “Yorulan varsa kenara gelsin, dinlensin! Boşa harcayacak zamanımız yok! Sokakları boş bırakmayız, siz de bırakmayın! Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhal olacak, bize gelmeyeni arayıp bulacak, oturup konuşacağız!”

Ağzından bal akıyor sayın Cumhurbaşkanım da, bunu kimlere söylediğini bir türlü anlayamadım.

*

Bırak sen sahaya inmeyi, vatandaşa gitmeyi, dinlemeyi, ayak ve Ali Cengiz oyunlarından yorulan siyasetçi gördünüz mü, duydunuz mu hiç! Duyarsanız, rastlarsanız veya okursanız bir yerde, haber edin, size vallahi söz, emekli maaşımdan ölmüş tavuk dürümü benden!