Yoğurtçunun buna ihtiyacı var!

Yoğurtçunun buna ihtiyacı var!

Bilmem kaç kez dinlediğiniz, okuduğunuz hikâye. Ama masal değil, bir yönüyle gerçek. Havanın buz kestiği bir günde, nefeslerin bile buz tuttuğu bir günde, ihtiyar yoğurtçu taze yoğurt sattığını söylüyor mahalle arasında. Yüksek ve titrek sesiyle!

Adama karısına sesleniyor; ‘Hanım yoğurtçu geldi, alalım mı?’

Kadın mutfaktan cevap veriyor, ‘Hayır! İhtiyacımız yok!’

Adam soğuk havada, tir tir titreyerek yoğurt satmaya çalışan ihtiyara pencereden bakıyor ve karısına şunu söylüyor, ‘Senin yok ama yoğurtçunun ihtiyacı var!’

*

Bu bildiğiniz hikâyeyi neden anlattığıma gelince…

6 Şubat depreminin yıldönümü bir kere daha kapıyı çalmak üzere. Çok şeylerimizi kaybettik. Canlarımızı, hatıralarımızı, hayallerimizi, umutlarımızı… Rabbim bir daha göstermesin, yaşatmasın!

Daha önce de ifade ettim, şehrin toparlanması, ihya ve inşası konusunda Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Fırat Görgel’e yardımcı olma, destek olmak gerektiğine inanıyorum.

Evet, sıkıntılar yok değil. Yolların hali malum. Ama kış da kışlığını yapacak, yağmura kara hükmedemeyiz. Bölgenin, şehrin kara ve suya da ihtiyacı var. Yoğurtçunun ihtiyacı kadar.

Yapay zeka ürünü videolarla, olumsuz algılarla Başkan Görgel’i yıpratmaya çalışmak kimseye bir şey kazandırmayacak. Sabrın kendisi acı ama meyvesi tatlı olacaktır.

*

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın olduğu kesin. Birlikten güç doğar diyenlerin bir bildiği vardır mutlaka. Pandemiden sonra deprem yaşamış, ayağa kalkmaya niyetlenen ve bunu da büyük ölçüde başaran kahraman şehrimin milletvekili sayın Prof. Dr.Vahit Kirişçi bu kavramı birkaç kez telaffuz etti. Nerede? Şairler Tepesindeki ‘basın buluşması’nda. Adının basın buluşması olduğuna bakmayın, partililer de vardı, aslında İrfan Karatutlu’nun görücüye çıkması adına yapılmış bir törendi sanki.

Sayın Kirişçi toparlayıcı, birleştirici, uzlaşmacı yapısıyla birlikteliğin şehrin tüm sorunlarının çözümü adına elzem olduğunu söyledi defalarca. Her sözünde, her cümlesinde dostluktan, samimiyetten, birlik-beraberlikten söz etti. Doğru ve isabetli cümleler kullandı. Yoğurtçunun ihtiyacı olduğu gibi, bu cümlelere de ihtiyaç vardı.

*

Bazı başkanlar ve iş dünyası bağışta bulunurken, aynı duyarlılığı milletvekillerinden de bekliyoruz. Her ne kadar MHP’nin şık ve nezaket timsali milletvekili sayın Doç. Dr. Zuhal Karakoç bir maaşını bağışladı, fakat diğer milletvekillerinden de elini cebine atmasını beklemek hakkımız. Ceplerinde akrep yoksa tabi.

Madem birlik ve beraberlik zamanı, ki buna ihtiyacımız da var. O zaman takımımızın süper lige çıkması yönündeki bağışlar, destekler siyasete de sirayet etmeli. Sözde kalmadan, icraat göstererek, ibana para göndererek.

En çok da İrfan Karatutlu’dan bekliyoruz. Yuvaya dönmenin bir bedeli olsun, değil mi ya!

*

Şehri bir bütün olarak ele alırsak, ki doğru olanı bu, bütün renkleri, bütün sorunları bir masa üstünde toplayıp çözmek ise mesele, parti ayarımı yapmadan, merkez, metropol ve tüm ilçe belediye başkanları ile bir toplantı yapılmalı, bir masa etrafında bir araya gelinmeli, şehrin sorunları tartışılmalı, çözümler için görüş alışverişleri gündeme getirilmeli, madem mesele birlik ve beraberlik, siyasi parti ayrımı yapmadan hayata geçirilmelidir.

Bunu tesis edecek, hayata geçirecek olan da yine sayın Vahit Krişçi olacaktır!

O3