Birilerinin yerel basına bakışı farklı olsa da, iktidar ve muhalefet fark etmiyor, milletvekillerinin farklı düşündüğünü düşünüyorum.
Düşünüyorum çünkü bunu ortaya koyuyorlar, sergiliyorlar, gerçekleştiriyorlar. ha, bazılarının basın ile pek işi yok. Olmadı, olmayacak da zaten. Kendilerini kapatmışlar Ankara’ya, kimseyle görüşmüyorlar. Hasbelkader yanlarına gelen olsa bile, odalarında olmasa bile sekreterine, danışmanına not bıraksanız bile aramıyorlar, sormuyorlar.
Herhalde bir çay, bir öğle yemeği ısmarlamaktan çekiniyorlar.
Zaten kendi aralarında bile uyum sorunu yaşanırken, muhalefet CHP Milletvekili sayın Ali Öztunç’un herkese kapısının açık olduğunu, gönlünü herkese açtığını bilen birisi olarak buna en başta sayın Ahmet Özdemir ile Cihat Sezal’ı eklemek istiyorum.
Hatta başa alıyorum.
*
Sayın Mahir Ünal’ı zaten ayrı bir yere koyuyorum.
O sadece Kahramanmaraş’ın değil, Türkiye’nin milletvekili ve Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın sağ kolu. Çok yoğun. O bakımdan sık sık memleketine gelemiyor. Gelse de basın ile bir araya gelip, yerel sorunları tartışıyor, basını dinliyor, gerekli müdahalelerde bulunacağını söylüyor, yerel yönetimlerle basın arasındaki buzları çözeceğine dair ümit saçıyor.
*
Benim demem sayın Ahmet Özdemir ile Cihat Sezal’a…
Halen ve 4 yıl daha süreceğe benziyor, Ahmet Özdemir siyaseten şehrin lokomotifi. Yanında gayretli, iyi niyetli bir Cihat Sezal var. Bu iki uzun adamın eli kolu da uzun, bürokraside sözü dinlenen, hatırı ve nazı geçen insanlar ki, basını da hiçbir zamana ötelemediler, dışlamadılar. Kentin sorunları için ilgili bakanlarla buluşuyorlar, ortak basın bildirisi yayınlayarak kamuoyunu bilgilendiriyorlar, bilgi kirliliğinin önüne geçiyorlar.
Bunu gördük, yaşadık.
Bir de 15 yılı aşmış sözde hizmetleriyle göbek büyütmekten başka bir işe yaramamış, yetersiz, kamuoyunda karşılığı olmayan, ne dediğini bilmeyen bazı il müdürlerini de görevden alabilseler, aldırabilseler, tadından yenmeyecek valla…
*
Hiçbir siyasetçi basınsız yaşayamaz. Yerel yönetimlerde görev alan başkanlar da diyeceğim de, bazıları basını dışlamış görünüyor, yok hükmünde görüyor, elinin tersi ile kenara itiyor olsa da, onlar da aslında basının bir güç olduğunun farkındalar.
Belki de ekonomik nedenler ellerini kollarını bağlıyorlar. Öyle diyelim isterseniz.
*
Kahramanmaraş’ta sözü ve nazı geçen yegane isimdir sayın Ahmet Özdemir. Bazılarının esamesi yok. yalnız araya girmem lazım, İmran Kılıç hocamız, iki eli kanda olsa bile arıyor, yapabileceği bir şey olup olmadığını soruyor, anında dönebiliyor, gerekirse özür de dileyebiliyor.
Zaten birkaçı da kendilerini bu isimlerden soyutladılar.
Sahada yoklar…
Basın ve vatandaş ile karşı karşıya, bir araya gelmekten de imtina ediyor olmalılar ki, ne sahadalar, ne tribünde.
Bu şehirde siyaseten varsa yoksa Ahmet Özdemir ve Cihat Sezal.
Bazılarının sadece adı var.





