Yüreğim paramparça kaldıramadığım bir ağırlık altındayım. Ben böyleyken kayıpları olan insanları düşünemiyorum bile.
Allah’ım acılı ailelere sabırlar versin.
Herkesi anlamak, onların düşündüğü yerden düşünmek, onların baktığı pencereden bakmak, onların değer yargılarıyla yargılamak, hepimizin çektiği tarifsiz acı ile empati yapmak, sanırım işin en kolay yolu.
*
Yaşadığımız acı olayda üzülmemek, kendimizi parçalamamak mümkün mü, hele hele yavrularımızın ailelerinin çektiği acıları anlamak ne mümkün Kendimizi onların yerine koysak, yaşadıkları acıyı anlamamız mümkün değil. Hiçbir söz, sözcük bu acının tarifini yapamaz hatta karşılık dahi bulamaz... Anneler, babalar veliler, dedeler, nineler yavrularını okula gönderirken içi huzur dolu gönderir, bilirler ki yavrularımız emin ellerde hatta bazıları şunu dahi söyler " keşke sabahtan akşama kadar çocuklar okulda olsa da....".
İşte bu güven ve huzur içinde yavrularımız okullara, eğitim kurumlarına teslim edilir. Veli o kadar güvenip ve inanmıştır ki "hocam; eti sizin kemiği benim" diyerek ve arkasına bakmadan evinin yolunu tutar.
Üzgünüm, üzgünüz öğretmenlerimizi çocuklarımızı koruyamadık. Devletin asli görevi değil midir memurunu, çocuğunu, vatandaşını korumak kollamak. Devleti yönetenlere bizler bunun için yetki verip, onları vekil tayin etmedik mi!
Çok kızgınım ve bir o kadar da kırgınım.
*
Çocuğunu özel okula gönderen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in “Önlem alınan okullarda da olaylar oluyor, önlem alınmayanlarda da elbette olaylar olabilir" sözü hangi yönetici sıfatına giriyor. Acaba bu sözleri Koca puntolarla yazıp, gözlüğünü takıp sözlerini önüne alıp "ben ne söyledim böyle" diyerek sözlerini akıl eleğinden geçirmez mi bir insan. Ben, sen, o ve diğerleri yavrularımızı, çocuklarımızı, torunlarımızı böyle söylemlerde bulunan kişilerin yönettiği okullara eğitim kurumlarına hangi huzur ve güven içerisinde gönderebileceğiz. Daha şimdiden birçok "çocuk ben artık okula gitmek istemiyorum" derken bu çocuklardaki korkuyu, tramvayı nasıl yeneceğiz. Bu tür olaylarda suçluyu bulmak yargılamak işin en kolay tarafı.
*
Bu çocuklarımız, gençlerimiz bu noktaya nasıl geldiler, nasıl getirildiler bunları hiç düşündük mü? Bunlarla ilgili hiçbir çaba sarf edip herhangi bir proje geliştirdik mi? Bunları yapmış olsaydık herhalde bugün bu acıları yaşamıyor olacaktık. Başta siyasetçiler, aileler okul ve çevre hepimize çok önemli görevler düşüyor. Bunlarla ilgili çözüm yollarını bulmak bu kadar mı zor bence zor değil milletçe kenetlenerek bu işin üstesinden gelebiliriz. Çünkü her şeyimizi dün çocuk ve genç olan insanlara borçluyuz.
*
Bizim de geleceğe karşı gençlerimize, çocuklarımıza, vatanımıza karşı görevimizin ve sorumluluklarımızın olduğunu unutmamalıyız.
Onlar hepimizin çocuğu ve öğretmeniydi, inşallah bir daha yaşanmasın. Bu acıyı içinde hissedenlerin başı sağ olsun.
Acımız çok büyük; “Çocuklar donmamış beton gibidir üstlerine ne düşse iz bırakır.”