Ümit fakirin ekmeği derler. Doğru mu, eğri mi bilemem de, her nerede ve şartlarda olursak olalım, insan ümidin kaybetmemeli. Sonra kaybettiklerimizin arkasından gözyaşı döküyoruz nafile yere! Bunlar, ya dostlarımız oluyor, ya geçen zaman, ya da beklentiler…
Ümitsiz yaşamamak lazım!
Bakın, yine evlerimizdeyiz. Pazartesiye kadar alınan kararlara, uygulamalara saygı duyarak, şu lanet olası virüsün belini kırana kadar ev hapsine (sınırlamaya@kısıtlamaya) katlanacağız. Mecburen, mecburiyetten. Kendi sağlımızız için, toplum sağlığı adına.
Doktorlar ve tüm sağlık çalışanları, hastane yöneticileri büyük bir özveriyle çalıştılar, çalışıyorlar. Her ne kadar endişeli ve kaygılı yaşasak da, evini barkını unutan, sırf insanlara ümit vaat eden, bizlerin sağlığı adına gecesini gündüzüne katan bir Sağlık Bakanımız var. Şu sıralar, ekranda en çok izlediğimiz şahsiyet. Sayın Fahrettin Koca. Yüreği kadar hem de…
*
Türk devleti, Türk milleti güçlüdür. Bakan sayın Koca’ın her gün bizleri bilgilendirmesi, rahatlatıyor, yüreğimizi ferahlatıyor. Gelen rakamlar, müjdeli haberler umud veriyor. Hele şu dışişleri Bakanlığının harekete geçip 75 ülkeden 60 bin vatandaşımızı özel uçaklarla ülkemize getirmesi, karantinaya alınmaları, bu ülkenin, bu milletin büyüklüğünün göstergesi.
Dünyaya örnek oldu.
Evde oturmak kuşkusuz zor. Ne kadar bulmaca da çözsen, ne kadar televizyon da izlesen, ne kadar eşinle muhabbet de etsen, hıh, yetmiyor. Üzerine ramazanı da koyun, vakit geçmiyor. Üstelik de hava kapalı, zaman zaman yağmurlu, bir kasvet çöküyor ki, anlatılacak gibi değil.
İstesem dışarı çıkarım. Neticede basın mensubuyum. Ama örnek olmam gerektiğini düşünüyorum. Zira alnımızın çatında gazeteci yazmıyor. İnsanlar bakıp acaba akıllarından ne geçiriyor diye merak etmiyor da değilim.
*
Sabretmemiz lazım!
Tahammül etmemiz gerekiyor!
Bu günler de geçecek. Ama şu söylendiği, iddia edildiği, ya da dedikodusunun yayıldığı gibi olursa, yani 19 Mayıs’ı da içine alan bayram tatiliyle birlikte gün eve kapanırsak, vay halimize diyeceğim de, yasaların, talimatların kestiği parmak acımıyor.
Umutlu olmalıyız.
Dileriz ve umarız kısa süre sonra hayat normale döner. Yoksa esnaf iyi değil. İnsanların psikolojisi bozuk! Piyasanın tadı yok. Siyaset zaten kabuğuna çekildi, ne yaptığını bilmiyor. Tuzu kuru olanlara lafım yok da, evini geçindirmek ve bunun için çalışmak zorunda olan, ihtiyaçlarını karşılamak için can atan insanlara can suyu olmak da gerekiyor!
Dön hayat dön, kısa sürede normale dön, ne olur, lütfen!





