Bir şehri, ki artık şehirlerin de bir dili var, ayakta tutan, geleceğini inşa eden gelenekleridir, kültürüdür. Kentlerini tarihine, dokusuna, rengine ve geleneklerine sahip çıktığınız anda o kent kadim kentler sıralamasına girer.
Dün, Ticaret ve Sanayi Odasında, bizi bizden daha iyi anlatan, bizim yöresel ürünlerimizi, değerlerimizi bizden daha iyi bildiğine inandığımız Prof. Dr. Ender Saraç’ın konuk olduğu günde, Yönetim Kurulu Başkanı sayın Serdar Zabun bu meseleyi çok güzel özetledi. Zaten kısa ve öz konuşmasında ne ticaretten, ne sanayiden söz etti, sadece gündemle alakalı olduğu için gastronomiden, yani yamak kültürümüzden, damak zevkimizden söz etti, örnekler verdi.
Sağlıklı ve dinç kalmanın sırlarını, ipuçlarını verdi bize.
Bu anlamlı güne damgasını vurduğu için, tanınmış bir diyetisyeni şehrimize getirip, yöresel ürünlerimizin bir kere daha gün yüzüne çıkması, tanıtılması anlamında rehberlik. Sözcülük etmesine imkana sağladığı için sayın Zabun ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.
Bakın, biz gazeteci olarak, Mehmet Fiskeci olarak, elma demesini de biliriz, alma demesini de… Hak neyse, sahibine ulaşır, verilir. Bu bakımdan Başkan Zabun’u dün zirvede yakaladım.
*
Lakin…
Konuk, yani değerli diyetisyen, ki 60 yaşında olduğunu söyledi, fit vücudu, demek ki kendisine bakıyor, demek ki sağlıklı besleniyor, ki işi de bu, bir gerçeği bir kere daha yüzümüze vurdu, dedi ki, “Yöresel ürünleriniz, bitkileriniz, kültürünüz harika. Ancak siz kendinizi tanıtamamışsınız.”
Ee adam haklı birader. Bu gerçeği çarptı suratımıza. Şamar gibi. Tokat gibi… Bizi iyi tahlil etmiş, çok mükemmel analiz etmiş. Kahramanmaraş için, yöresel ürünlerimiz, tarihimiz, kültürümüz ve geleneklerimiz için söylediği cümleleri hayranlıkla dinledim. Bazı karışımlar yaptı, (ki burada MADOEVİ’nin değerli çalışanı Fatma hanımın giydiği yöresel kıyafet ‘sim-sırmalı’ çok güzel yakışmıştı) bazı hastalıkların tedavisi, dinç ve sağlıklı yaşamanın pratik ilaçlarını anında gözler önüne serdi.
Çok da maharetli idi.
Sonra, o en acılı biber yeme yarışması… Vallahi harikaydı.
*
Düşünün, Kahramanmaraş bir gastronomi şehri, (bunu ne kadar başarabildik, istediğimiz hedeflere ulaşabildik mi, o da tartışma konusu ya, neyse…) bizi bizden iyi bilen, bizi bize anlatan konuğumuz için, dünkü anlamlı toplantı için ulusal televizyon kanalları gelmişti. Dün akşam ana habere bültenlerinde verdiler bunu. Belki bugün de yayınlanır. Bu, şehrimiz için bulunmaz bir tanıtım imkânı idi.
Adamın dediği doğru, biz kendimizi bilmiyoruz ki tanıtalım. Kendi kültürümüze, kendi değerlerimize uzağız. Uzaklara yaklaşmak, o uzakları yakalamak istemediğimizden, komşu illerimizin bile gerisinde kaldığımızı itiraf etmeliyiz. Ki herkes ediyor zaten.
*
Bu tür tanıtım etkinlikleri için geç mi kalındı, belki… Ama olsun, her başlangıç erkendir. Sıra ünlü gurme Canan Karatay ve Ayrıcalıklı Rotalar isimli kitabın yazarı Saffet Emre Tonguç’ta… Gelmeleri için Otel Germenicia sahibi, Maraş Gastronomi Derneği Başkan Yardımcısı, bu konulardaki gayretinden kuşku duymadığımız sevgili Gökhan Büyükdereli gayret ediyor.
Özetleyecek olursak.
Dün… Bu belki de harika bir başlangıç oldu. Dondurmanın ve kırmızı biberin başkenti Kahramanmaraş için bulunmaz bir hazineyi, fırsata çevirme noktasında, sorunun değil çözümün ortağı olduğu için sayın Serdar Zabun ve ekibine helal olsun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Alkışı hak etti…





