Gün geçmiyor ki, bu en modern, sözde en donanımlı sağlık kuruluşundan şikâyetler gelmesin!
Büromuza gelenler, çarşıda-pazarda rastlayıp, “Niye buradaki eksiklikleri, rezillikleri, aksaklıkları ve yoklukları yazmıyorsunuz? Siz ne biçim gazetecisiniz?” deyip kükreyen, sızlayan, ağzını bozmamak için kendini zor tutan insanlara söylediğimiz şu:
“Bu büyük sağlık kuruluşu için gecesini gündüzüne katan eski başhekim Cengiz Dilber hastaneden ayrıldı. Yani, üniversite ilişiğini kesti. Takiben bazı istifalar da yaşandı. Biliyoruz, şu anda büyük bir akademisyen, ebe-hemşire sıkıntısı çekiliyor. Yerine gelen başhekim, bu meselede deneyimsiz. Bu büyük sağlık camiasını taşıyacak, zirveye çıkartacak çapta birisi değil. Bekleyin!”
Beklemek de, ne zamana ve nereye kadar.
*
KSÜ’nün yeni patronu, rektör sayın Durmuş Deveci, göreve başlayalı henüz 50 gün oldu. Daha üniversiteyi yeni yeni tanıyor, tanıyacak. Her ne kadar camianın içindeyse de, omuzlarına binen sorumluluk haddinden fazla olunca, hangi biri ile mücadele edecek, hangisi ile baş edecek, bu kendisinin sorunu.
Ancak rektör seçilince, Cengiz Dilber ile yolları ayırdı. Daha doğrusu her ikisinin de tasarrufu idi bu ayrılış. Aslında her ikisi için de doğrusu buydu. Kalsaydı huzurlu olamayacaktı Dilber. Kulağımıza gelen bilgilere bakılırsa, Gaziantep’e gitmiş ya da gidecek. Neyse, o da onun problemi. Tabi Dilber’in gidişi ardından, mesleğinde bir numara olan Bülent Meşe de ayrılmış. Bunu diğer ayrılıklar takip etmiş.
Sami Özgül de bavulunu topladı, çekti gitti adamcağız.
Yani, amiyane deyimle tıp fakültesinin içi boşalmış.
*
Odalar boş, salonlar ve doktor, hemşire odaları buz gibi. Herkes elektrikli soba kullanıyor. Sayın rektör, bir tedbili kıyafet yapıp fakültenin içini gezse iyi olur. Gözleriyle görecektir acizliği, sefaleti.
Evet, sevgili okurlar, siz de bekleyin. Bir müddet sonra belgeleriyle, eleştirel yazımız yine bu köşede çıkacak.