Aslında bu yazının başlığı ‘yatay ve dikey geçiş’ olacaktı. Eğitim öğretim hayatında, öğrencilerin tercih noktasında bu tür geçişlerine fazla rastlanır, isteyenlerin de hakkı olarak değerlendirilirken, siyasette bu geçişler nasıl karşılanıyor, nasıl yorum ve beğeni kazanıyor, biraz da ona bakalım.
Bir kere, örnek veriyorum, bir yerden bir yere gidecek oluyorsunuz, otobüs, uçak veya tren fark etmez, bir ücret mukabili hepsi. Kimse kimseye bedava bırakın öpücüğü, selam bile vermiyor.
Çıkar ve menfaat dünyası bu.
*
Bizde kısa, dar ve çıkmaz sokaklara gedik derler. Allah korusun, bir yangın olsa ne itfaiye girer, ne ambulans. Ev taşıyacak olsan sokak başından alacaksın eşyalarını.
Peki, sorsam, ‘memlekette gedik bile olamayacak kadar dar kafalı, çıkmaz sokaktan farkı olmayan başkan, siyasetçi ve gazeteci var mı?’
Farklı sesler geldi etraftan! ‘Haklısın, var tabi’ diyenler kadar, ‘Saçmalardın gene!’ tadında ve kıvamında eleştiriler takip etti birbirini.
Peki, ben sormaktan vaz geçtim, siz kenediniz sorun, kendiniz cevabını verin! Yoksa maraza çıkacak!
*
Türkçe bir kelime olan gedik, ‘eksik, kusur, yıkık yer, duvarda açılan çatlak’ anlamına gelse de, bizde genellikle birini yıpratmak, hırpalamak için kullanılır.
Muhatabını zor durumda bırakmak, sesini kıstırmak için çokça.
Birisi, birini eleştirmek istediğinde, bazen kinayeli kelimeler, cümleler kullanır. Bunun için de zeka gerekli. Zekice bir hareket ve duruşla gerekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söylemek.
Bazen incitici olabiliyor, bazen de içinde mesaj vardır, espri vardır, belki seks bile vardır bilemezsiniz, ama söyleyen biraz da takıntılı cümleler kullanır genellikle.
Ya da muhatabına sinirlenmiştir, ince ince alayı da barındıran cümlelerle cevabı alnının ortasına yapıştırıverir.
Bunu en çok siyasiler ve gazeteciler yapar.
*
İşte, buna örnek olacak bir fıkra. Tam da yerine denk geldi.
Adam akşam yemeğinden sonra karısına sorar; “Hanım, merak ettim, benden önce hiç sevgilin, biriyle birlikteliğin oldu mu?"
Kadın gayet rahat; “Bak herif! Evin her zaman sıcak ve temiz, yemeğin hep hazır olmadı mı?”
“Evet, oldu”
“Elbiselerin, gömleklerin temiz, ütülü oldu mu?”
“Evet, oldu”
“Peki, yatakta benden memnun değil misin?”
“O nasıl söz hanım, tabi ki memnunum, aklımı başımdan alıyorsun!”
“Eeeeee… Ben bunların hepsini biçki-dikiş kursunda mı öğrendim!”