Takıntılı insana dikkat edeceksin! Pimpiriklidir, en yakın dostum dediğinden bile kuşku duyar, kendinden başka kimseyi istemez, kendi varsa siyaset var diye düşünür, başkalarının varlığına tahammül edemez, hele geçmişte yaşanan bir de takıntısı varsa, ne kendi huzur bulur, ne de bakasına huzur verir.
*
Hastalık gibi bir şey bu. Takıntı hastalığı, kişilerin belirli düşünceleri, davranışları veya dürtüleri aşırı bir istekle sürekli olarak tekrar etmesi anlamına gelse de, takıntılar, bu duruma sahip kişilerde zorlayıcı istekler, aşırıya kaçan alışkanlıklar ve ileri buyottaki endişeleri kapsadığından, bu hastalık siyasetin içinde bırakın filizlenmeyi, gövde büyüttü, şehir ve ülke siyaseti adına hormonlu meyveler verdi, yiyeni de hasta etti.
Belirtilerini öğrenmek isterseniz, Google baba size en baba bilgileri veriyor zaten.
*
Benim dikkatimi çekenler;
1) Bir şeyleri kaybetme ve unutma korkusu,
2) Konuşurken ve hareket ederken kontrolü kaybetme endişesi ve banma göre en önemlisi de,
3) Çoğu zaman kişilerde zihinsel takıntıları unutmaya ve eyleme dönüştürmeye çaba sarf eder, ancak başarılı olamaz!
Hep hasmane düşünce içindedirler hep başkalarını kendine rakip görürler! Rüyalarında bile Mahir’i, Ayşe’yi, Ahmet’i, Celalettin’i veya Fatma’yı gördükleri gibi, uykuları da kendine haram ederler. Ne yediklerinden zevk alırlar, ne içtiklerinden!
*
Siyasetçi takıntılı ise, birilerine kafayı taktıysa, huzursuzdur, ne dediğini bilemez, patavatsızdır, kendini kaybeder zaman zaman, ağzından çıkanı kulağı duymaz, itici olurlar, kin ve nefret duygusu ile yaşarlar, siyaset yaptıklarını zannederler!
Bir yayına çıkar örneğin, belki de içini kemirip duran intikam duygusunu dışa vurmak için fırsat yakalamıştır, tam sırası deyip yıllar öncesinin öcünü çıkartırcasına sallar da sallar.
Ya takıntılı olduğu adamın kapasında beklemiştir dakikalarca.
Ya kendisinin önüne geçebileceğine inandığı yetenekli, başarılı kimsenin üzerine dosya fırlatmıştır örneğin, ya da ‘istemezük’ inadı ve hırsı yüzünden birilerinin üzerinin çizilmesinde etkin rol(!) oynamıştır.
*
Çünkü takıntılı siyasetçiler, ha başkan olmuş, ha bakan ha milletvekili fark etmezler, kendi iç huzuru temin edemediği gibi başkalarına da huzur hakkı tanımazlar.
Bir kaybetme korkusu, endişesi içinde sürdürür yaşamını. Hep hesap kitap içindedir, konuşurken kitabın ortasından konuşur, alnının çatından bilmem ne yapar, kırdığının, incittiğinin de farkına varmaz, ne kendi huzur bulur, ne de başkalarına huzur verir.
*
Bereket versin bizde böyle takıntılı ne belediye başkanı var, ne parti il başkanı, ne de milletvekili. Hepsi de aslan gibi çocuklar! Bir omuzlarında ‘maşallah’ları eksik!
Hamdolsun, çok şükür, maşallah, inşallah!





