Bugün ülkenin yaşadığı en büyük ve en önemli sorun nedir diye birine soru sorsanız, cevaben size hayal pahalılığı ve işsizlik, derler. Peki, hayat nedene pahalı, işsizlik neden dolu dizgin?

Bu soruya cevap verebilmek için ekonomist olmanıza gerek yok. İktisat mezunu olmaya, piyasanın kitabını yazmaya da…

Üretmiyoruz.

Hepimiz… Hazıra konmayı seviyoruz. Üretmeden, yorulmadan, emek harcamadan, ter akıtmadan bir şeyler elde edelim, kısa yoldan zengin olalım, han hamam, araba, ev sahibi olalım istiyoruz emeksizce…

Yediğimizden giydiğimize, içtiğimizden düşündüğümüze kadar her şey artık ithal.    Hani yerli ve milli diyorduk ya, geçtik onu, sizlere ömür. Saman bile dışarıdan artık.

*

Her şeyle dışarıya bağımlı hale gelirken, konumuz benim de 26 senedir hizmet, emek verdiğim Sümerbank. Sanayinin okulu…

1969’da başlayan Sümerbank maceramın üzerinden 50 yıl geçmiş. Yarım asır yani. 1995’da bu kurumdan emekli olmuştum. Ama itiraf edeyim, gazeteciliğim Adıyaman’da da, Erzincan’da da, Van’da da sürmüştür.

İlk Sümerbank’a girişim Adıyaman’da oldu. Bu ilimizde, terzi Mahmut Allahverdi ağabeyimizin çıkarttığı HAKYOL gazetesinde yazarken, futbol sahasında antreman yaparken başladı Sümerbank maceram.

Bir anda kendimi futbol sahasından Adıyaman Sümerbank Pamuklu Dokuma Sanayii Müessesesinde, Ticaret Servisinde buldum.  Şefimiz Orhan Türeli, Başmemurumuz Fahri Bilgiç, memur ağabeylerim Halil Aytekin, Abdurahman Taşan ve Hazım Ağır ve Hasan Özgül…

Daktiloyu on parmak yazdığım için işçi kadrosuyla beni memur masasına oturttular. Sicil numaram 760. Orada yetiştim.

*

Sonra memleket, oradan Van, İstanbul, Nevşehir, Erzincan derken, tilki misali dönüp dolaştığımız yer yine memleket, Kahramanmaraş.

Kahramanmaraş Sümerbank 1954 yılında işletmeye açılırken, Adıyaman Sümerbank 1967’de işletmeye açılmıştı. İplik üretiyordu. İhraç malı… 1985 yılında ise 780 ve 52 memur çalışırken, 29.12.2003 yılında özelleştirildi.

Özele devredildi, şimdi üreten tesis yerine, apartmanlar dikildi. Bağımsız ekonomik yapının temel taşıydı Sümerbank. Okuldu.  Memuru da, işçisi de delikanlıydı, dürüsttü, işine bağlı, sadık insanlardı ve emeklerinin karşılığını alırlardı. Vasıflı insan gücü yetiştirirdi.

Erzincan’dan Kahramanmaraş’a tayinim çıktığında yıl 1995 idi. 2 ay kaldım, emekli oldum. Artık gazeteciliğimi daha aktif konuma getirmeliydim.

Zaten benim emekli olmamın hemen ardından bir siyasetçinin araya girmesiyle bir fabrikatöre satıldı. Bir sürü şaibe ve dedikodu çıktı ama alan ile satan bilir, güzelle yatan bilir misali, üretim durmuş, işsizlik daha o günden artmaya başlamıştı.

*

O günden geriye kalan memur ve işçi dostlarım var. Emin Eşbah’ı görüyorum ara ara, Cafer Karpuz’u, Hüseyin Salan’ı, Yaşar Ülger’i, Nadir Özdemir’i, Hüseyin Kılınçkıran’ı seyrek de olsa görebilirken, Kemal Erayman’ı, Rifat Sarıçam zaten sıkı takipçim, maşallahı var, sosyal medyayı benden iyi kullanıyor. Taksicilik yapan Haydar Yeşil. Aklımda kalan ve seyrek de olsa gördüklerim isimler, dostlar, arkadaşlarım.

Kim bilir daha kimler var ama zamanla unutuyor insan.

Hayatını kaybeden, aramızdan ayrılanlar da oldu. Allah mekânlarını cennet eylesin, nur içinde yatsınlar. Mesut Doğantekin, Mehmet Mezdeği, Kepenek İhsan, Kemal Bozkurt, Ramazan Alcı… vs.)

İşsizlik ve hayat pahalılığı konu olunca, Sümerbank aklıma geldi, yazdım işte…

*

Her ne kadar arkadaşlarım takılıp, şaka yollu Sümerbank’ı benim batırdığımı söyleseler de, siz inanmayın!

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol