Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanunlar ve bu kanunlar dayanak alınarak hazırlanan yönetmelikler bu şehirde neden uygulanmaz ?
Peki aynı kanun ve yönetmeliklerin uygulanması için kendisine kontrol görevi verilenler, bu görevlerini neden yerine getirmez ?
Bu kanun ve yönetmelikler gereksiz mi görülmektedir?
Boş ver nasılsa gereksiz işler, bunlarla kim uğraşacak mı diyenler vardır ?
Neden? Kahramanmaraş’ımızın yer altı sularının ve topraklarının kirletilmemesi için uyulması gereken kanunlara uyulmamaktadır. !
2872 sayılı ÇEVRE KANUNU dayanak alınarak hazırlanan “KATI ATIKLARIN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ” ve “SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ” uzun yıllar önce Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu yönetmelikler, büyükşehir olmuş Kahramanmaraş’ta yürürlüğe girememiştir.
Bu işin sorumluları kim veya kimler ise çıksın cevap versinler lütfen, bana da cevap vermeleri gerekmiyor, Kamuoyuna anlatsınlar.
17 Ocak tarihinde açılan ve üç aydır işletmede olan Katı atık depolama merkezindeki çöp sızıntı sularını arıtmadan doğaya nasıl bırakabiliyorlar?
Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin 26. Maddesinin 4. fıkrası çok açık ve net “Toplanan sızıntı suları, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde verilen deşarj limitlerini sağlayacak şekilde arıtılır” demektedir.
Peki anlı şanlı törenlerle açılan bu depolama tesisinin arıtma bölümü neden yok ?
Haydi diyelim ki, Belediye bu konuda duyarsız, peki bu işin kontrolünü sağlamakla yükümlü olan Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü bu duruma nasıl müsaade etmektedir ? ÇED raporunda bu atıksuların arıtılması ne şekilde öngörülmüştür ?
Ayrıca 24.04.2011 tarihinde Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile “ATIK SULARDA RENK GİDERİMİ” mecburiyeti getirilmişken ve uyum için 1 yıl süre verilmesine rağmen, bu şehirdeki endüstriyel atık sular neden hala rengarenk akmaktadır ?
Hakikaten Ankara’nın sözü, kanun ve yönetmelikleri bu şehirde geçmez mi ? demektesiniz beyler.
Burası ayrı bir Cumhuriyet oldu da bizim mi haberimiz yok !
Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü bu konuda neler yapmıştır ? yada yapmayı düşünmektedir ?
Bu işin Sivil toplum ayağını oluşturan Çevreci dernekler neden tek söz etmiyorlar ? Yanlış hatırlamıyorsam bu şehirde çevreyle ilgili olan 27 dernek ve bu derneklerin oluşturduğu, Çevre Platformu vardır . Peki bu STK ların sesi neden çıkmıyor ?
Üstüne üstlük, anlı şanlı Kent Konseyimizin, Çevre ve Sağlık Çalışma Grubu bu konuda neden sesini çıkarmıyor? veya çıkaramıyor?
Bir çift sözümde yerel basınımıza ve ulusal basının yerel temsilcilerine, yazdık mı kalemimizden kan damlar diyen baylar ve bayanlara; Sizler bu haksız ve hukuksuz duruma neden sesinizi çıkarmamaktasınız?
Hakikaten merak ediyorum, bu kadar vurdum duymazklıkla bu memleket nasıl iflah olacak ?
Bütün bir şehrin gözünü, kulağını, aklını bağlayan sebepler ne ola ki ?
Yukarıdan beri sorup duruyorum, sorumlu olan kişi, kurum ve kuruluşlar çıksın cevap versinler, bizde anlayalım bu işlerin iç yüzünü !
Ben buradan soruyorum ama biliyorum kimseden cevap gelmeyecek. Bu yüzden bu yazı basın yolu ile suç duyurusudur !
Sayın Savcılarımız Kamu adına soruşturma yapıp, müstehak olanlar hakkında gerekli yasal işlemleri yapsınlar lütfen.
Bu günlük başka sorum yok…
Ama, bu güzel memlekete hizmet edermiş gibi görünüp, görevini ihmal edenler hakkında her fırsatta yazmaya devam edeceğim.
Anayasamızın 56. Maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” Diyerek tüm vatandaşlara ödev vermektedir.
Ben bu yazıyı yazarak ödevimi yaptım, bakalım sizler ne yapacaksınız ?