Sakın ha, ‘siyasetçiden vefa beklemek!’ gibi bir beklenti içine girmeyin. Öyle bir gaflete düşmeyin! Bakın, kimler geldi, kimler geçti. Kimi toprakla buluştu, kimi unutulmuşlar listesinde.
Yok zaten, beklediğimiz yok. Olmadı da. Başkalarından bekledik, ama Vefa’yı İstanbul’da bir semt olmaktan başka anlam yüklemeyen siyasilerden vefa beklemek abesle iştigal olur.
Örneklerini gördük, yaşadık.
Hangi dönem olursa olsun, erken ya da zamanında yapılacak veya baskın seçim her neyse, tarihi yaklaştıkça paylaşımlarınızın sertleştiği görülmektedir. Siyasetçiler için birbirinizle kötü olmayın. Onlar çekip gider, siz kendi kendinizle kalırsınız. Bırakın siyaseti siyasetçiler yapsın.
Deprem yaşadık. Acı ilaç içtik. Canlar gitmiş, ev bark gitmiş siz hala siyaset derdindesiniz. Kaldı ki, birçok siyasetçinin işi bittikten sonra sizleri unuttuğunu, telefonunuzu dahi açmadığını defalarca tecrübe edindiniz, ya da eşiniz dostunuz tecrübe edindi. Siyasetten menfaati olanların fark ettirmeden sizleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarına izin vermeyin. Hiç kimse için eşinizi dostunuzu kırmayın, karşınıza almayın, değmez.
Özetle, siyasetçiden vefa beklemeyin!
*
Hepiniz gördünüz, duydunuz veya bizzat yaşadınız. Mutlaka yaşadıklarınızdan, gördüklerinden yola çıkarak kurduğunuz cümleler aslında yabana atılacak gibi değil.
Siyaset dün de vardı, bugün de var. Elbette yarın da olacak.
O bakımdan diyoruz ki, kimseden vefa başta olmak üzere bir şey beklemeyin!
Herkesi kendiniz gibi bilmeyin!
Biri sizi önemsemiyorsa, siz de onu önemsemek için çaba harcamayın!
Dikkat edin, A, B veya C partisi demiyorum. Yorumlarım genel. Sizi sevenlerle, sizinle yola gidenlerle, sizi kullanmak isteyenleri iyi ayırt edin! Özellikle siyasiler insan kullanmayı severler. Yola çıktıklarını, yolda buldukları ile değiştirdikleri için onların adı siyasetçiye çıkmıştır.
Sermayeleri bu!
*
Devam edeyim, sakın ha sakın, siyasetçiye güvenmeyin! Kayserili gibi, anasını boyar babasına satar! Adam satmak, yoldaşını yolda bırakmak marifetidir siyasilerin!
Geçmişe takılma, bir çizgi çek gitsin! Bırak geçmiş geçmişte kalsın, acılarıyla, tatlılarıyla!
Başta kendini sev, aileni, hayvanları, tabiatı sev.
Ama siyasileri sevme!
Onların sevgisi, sözüm ona dostlukları, işleri bitene kadar. Gidiyorlarsa bırak gitsinler! (Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir dörtlüğü var, onu hatırlatayım size)
Gül biraz gül, şu gökkubbe kahkahanı işitsin!
Bunca keder, bunca elem, gözyaşı bitsin!
Gidenin ardından ağlamaya değmez hayat
Gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin!
*
Bir daha seçilemedilerse, aday gösterilemedilerse üzülme, takma kafana! Bir daha seçmeyenin, listeye koymayanın (liderlerinin, yani genel başkanlarının) bir bildiği var diye düşün!
İşleri bitince kullanılmış peçete gibi kenara koyarlar, seçilemediklerinde, listeye giremediklerinde telefonlarından ismini bile silerler, bunu da bir tarafa, aklının bir kenarına not et!
Yine diyorum, gidenin arkasından ağlayıp sızlanma, dövünme, vah vah etme!
Başım ağrımasın diyorsan, mutlu olmak istiyorsan dediğimi yap!
Unutma, dünyada senden bir tane daha yok!