Siyasetçi seçmek, ya da yetiştirme yurdundan almak!

Gazeteci-yazar Levent Gültekin, ‘Kasırga’ isimli kitabında siyasetin dizayn edilmesi noktasında, Anavatan Partisi Genel Başkanı, eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’dan duyduğu, ‘siyasete gerecek olanları yetiştirme yurdundan ya da çocuk esirgeme kurumundan almak gerek!’ sözünden hareketle, yine Özal’ın devamında gerekçe olarak, dediğini iddia ederken, benim kafamda şimşekler çaktı, fırtınalar koptu, tusunamiler yaşandı ve kıyametler koptu!

Allah Allah! Ne demekti yetiştirme yurdundan ya da çocuk esirgeme kurumundan siyasetçi almak, seçmek. Karpuz muydu alınacak olan ki seçmece hakkımız olsun! Siyaset çoluk çocuk işi miydi?

Siyaseti dizayn etmek çocuklara, yetimlere mi kalmıştı?

Daha temiz, daha saf, yaşadığı süreçte yokluğu, ezikliği, sıkıntıyı görmüş, çekmiş ve yaşamış olmaları düşüncesiyle herhalde.

*

Gönderirler, biz de oy veririz! Maraş’ı bilmesine, tanımasına, şehrin ruhundan, renginden ve dokusundan bilgisi olmasına gerek yok zaten, yetiştirme yurdundan seçiliyor mu, gönderiliyor mu bilemem, iddia edemem de, bizim öyle bir seçme hakkımız yok!

Oy verirsin veya vermezsin, o senin tercihin! Saygı duyarız.

*

Şimdi kalkıp desem ki ben de, ’Bizi yönetecek kimseleri, bilumum başkanları, siyasileri yetiştirme yurdundan alsak!’

Hı, ne dersiniz olur mu, şık düşer mi? Denemekte fayda var mı?

Zannederim herkes yetiştirme yurdunda kalabilmek için akın edecek, can atacaklardır.