Bu yazının siyasetle uzaktan yakından alakası yok. Ha, şunu da sorabilirsiniz; ‘siyasete bulaşamayan kurum, kişi kaldı mı?’

Cevabım, cevabınız elbette ‘hayır!’ olmuştur.

Virüs gibi ruhumuza girmiş, kanımıza girmişken siyaset, ben bugün geç en Pazar günü yapılan Lokantacılar, Tatlıcılar ve Kebapçılar Esnaf Odası seçiminden söze edeceğim.

*

Seçimler kaybetmek veya kazanılmak üzerine kurulu. İki pehlivan çıktı ise mindere, iki takım çıktı ise yeşil sahalara, birinden biri ya kazanacak, ya kaybedecek. Beraberlik yok bu mücadelede, savaşta.

Kazanmak kadara kaybetmek de mukadder. Ama kazanmak tabi ki güzel. Kaybetmek çok acı. Paranı kaybedersin, bir şekilde bulur buluşturursun, malını kaybedersin, çalışır, didinir yeniden edinirsin, seçimi kaybedersin, bir sonraki seçime daha sıkı çalışırsın.

Güçlenmiş olarak, tecrübe kazanmış gibi.

Ama onurunu, haysiyetini kaybedersen, onu bakkalda satmıyorlar canımın içi.

*

Senelerin Başkanı Erdal Kanbur bu seçimi kaybetti. Dünyanın sonu değil.

Biz Başkan Erdal Kanbur’u başka türlü tebrik ettik, sonra da kazananı alkışladık. Haberimizde, yorumlarımızda ‘helal olsun!’ dedik. Hak eden kazandı nihayetinde.

Ama sevgili Kanbur seçimi kaybetmiş olsa da, haysiyetini, onurunu ve itibarını kaybetmedi.

Dik durdu, son dakikaya kadar mücadeleden vazgeçmedi, maçı uzatmalara bırakmadan evrakları, koltuğu, etiketi, makamı çiçeği burnundaki Başkan Hacı Fidan’a teslim etti.

Aslında bu seçimin asıl kazananı Erdal Kanbur oldu.  Bazen bir şeyi kaybetmek, kazanmaktan çok daha hayırlıdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol