Şu günlerde inşaat sektöründeki kısa veya uzun dalgalanma haberleri ile dolu gazeteler, yerel sosyal medya. İflas edenler, işi bozuğa gidenler, çalışanlarına ve inşaat malzeme satıcılarına borç takanlar, konkordato ilan edenler, bankalarla sorunu yaşayanlar…
Piyasanın, ekonominin can damarı, lokomotifi inşaat sektörünün gerçekten sıkıntılı günler yaşadığı doğru mu, değil mi, insan bilemiyor. Sadece inşaat sektörü değil, tekstil sektörünün, konfeksiyon sektörü de dahil, diğer sektörlerden farkı yok. Hepsi de birbiriyle ilintili, bağlantılı.
Gazetelerini ekonomi sayfası facia habercisi gibiler.
*
Elektrik, doğalgaz gibi sanayinin ana unsurlarının sürekli zam görmesi, ihracattan çok ithalata yönelmemiz, üretmeyip tüketen toplum haline gelmemiz, piyasayı daha da daraltıyor. Buna alıştık artık, gece gündüz demeden gelen akaryakıt zamlarını da ekleyin, dayanılacak, çekilecek gibi değil vallahi.
Bunun yanında işçilik de durmuyor tabi. Sıradan bir amelenin yevmiyesi olmuş 3.500-4.000 bin lira. Usta diyenlerin yanına yaklaşılmıyor. Pense, tornavida tutmasını bilmeyenler usta kesildi başımıza. Zaten depremden sonra herkes usta oldu, tornavida tutmasını bilmeyen, çamaşır-bulaşık makinasının kapağını açmaktan aciz sözüm ona ustaların yanına hiç yaklaşılmıyor, yevmiyesi 5 bin liradan gidiyor.
Bir de servis ücreti koy yanına, oh tadından yenmiyor!
*
Neyse, son günlerde sıkça haberlerini duyduğumuz, zor günler geçiren müteahhitlerin uyguladıkları iddia edilen bir olayı zikretmek zorundayım. Şehrimizde, deprem sonrası sağdan-soldan toplanan hafriyatların toplanıp kum haline getirildiği ve tekrar inşaatlarda kullanıldığı bilgisi… Düşüncesi, yazılması bile insanı ürkütüyor, korkutuyor ve iğrendiriyor.
Doğru mu bu? Doğru ise faciaya davetiye çıkartmaktır, sahtekârlıktır bu.
*
İnşaat sektörü piyasanın lokomotifi, bu su götürmez bir gerçek iken, sektörün kan kaybettiğine dair haberler, duyular, dedikodular yayılıyor. Bu arada alt sektörün (çimento, demir, kum, işçilik) yüklenici firma veya müteahhit tarafından ödenmeyen alacakları yüzünden zor durumda oldukları bir gerçek.
Bu durumda işçi de işi bırakıyor, demir, çimento satanlar müteahhide mal vermiyor, başını sokacak bir eve girmek isteyenler ve bu hayalle yaşayanlar ise sabırsızlıkla müteahhidin işi bitirmesini bekliyorlar.
*
Son birkaç satır; deprem sonrası şehrin dört biryanı şantiye alanına döndü. Başınızı nereye çevirseniz inşaat. Köy evleri dahil. Yapı stokunun oluştuğu söyleniyor. Yani ihtiyaçtan çok konut oluştu şehirde, ilçelerde, köylerde ve kırsalda.
Fakat gururla söylemem gereken bir gerçek var, şehir toparlandı, toparlanıyor. Fırat Görgel Başkanımız şehre hakim, sorunlara vakıf olunca, deneyimli ekibi kadar, Son aylardaki asfalt seferberliği ile insanların gönlünde taht kurdu. İnsanlara dokunan, insan odaklı bir yerel yöneticilik yapan sayın Görgel, teşkilatla olan uyumu, şehre dair yazdığı başarı hikayeleri yüzünden insanların umudu haline geldi, gelmeye devam ediyor.
*
Kabul etmek gerekirse, modern, yaşanabilir bir Kahramanmaraş’a uyanıyoruz her gün. Altyapı çalışmalarının sonuna da gelindi. Vatandaşın sabrına, tahammülüne ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. fakat ve lakin, yeni sokaklarımız, yeni caddelerimiz, yeni bulvarlarımız oldu, daha yeni yerleşime bile alışamadık.
Konut fiyatlarının ve kiraların düştüğü haberleri eksik olmuyor. Özellikle Trabzon Bulvarı üzerindeki konutlar bomboş. Yüzde 80’i kiralık. Önceleri 25-30 binden uçan emlakçılar ve ev sahipleri, baktılar ki tutan yok, kiraları düşürmek zorunda kaldılar.
Şimdi bu cadde üzerindeki 65-80 metrekarelik evlerin kirası 15-17 binler civarında.
Her gün yepyeni bir Kahramanmaraş’a uyanmak dileğiyle, bu şehre emeği geçen, katkı sunan Başta Fırat Görgel Başkan olmak üzere her kim varsa, herkesten Allah razı olsun!