Ruhunu kaybedenlerin de bayramı kutlu olsun!

Ne mevsiminde yesek de sebzenin, meyvenin tadı lezzeti var, ne eski bayramların ruhu. Şimdiki sevgiler gibi içtiklerimiz, yediklerimiz, giydiklerimiz bile suni. Gülücükler, vaatler bile.

Toplum suni insanlar yetiştirdi. Sevgisiz, saygısız, ruhsuz, toplumsal sorumluluklardan kaçan, risk almaktan korkan, üretmeyen, teslimiyetçi bir zihniyetin kölesi olduk neredeyse.

*

Bayramın ilk günü… Bakıyorum, kalıplaşmış bayram kutlamaları, videolar, hazır bayram mesajları ve fotoları. Ama içinde ruh yok. Telefon açıp da bayramın kutlu olsun diyen yok gibi…

Bazıları ki, kimlerin arayacağını da biliyorum, belki de zamanını bekliyor, can-ı yürekten ‘nice sağlıklı, güzel bayramlara!’ ile bayram sevincini doyasıya yaşatmak isteyenlerin de olduğunun farkındayım.

Bekliyorum o telefonları, o içten sesle söylenen cümleleri…

*

Eski bayramları özleyenlerin sayısı her geçen gün, her yıl artıyor. Samimiyet vardı eski bayramlarda, bayramların ruhu vardı bizleri yaşatan, sevinçlere boğan, dini bir bayramı idrak etmenin huzurunu yaşıyorduk toplum olarak.

Bayram haftasında bile ne kurbanlık pazarlıkları duydum, ne alış-verişleri, ne de fiyatlarını… Konuşan yoktu. Evinde birkaç gün önceden aldığı kurbanlığı gezdiren, yedirip-içiren kimseler de kalmadı.

Kasaba bırakıyorsun işi, vekalet veriyorsun, adına kesiyor, parçalıyor, getiriyor. Aha sana kurban! Et var, ama içinde lezzet yok, aroma yok, ruh yok, maneviyat yok, samimiyet yok.

*

Patronumun da benimle aynı düşüncede olduğuna inanıyorum. Onun ve mesai arkadaşlarımın, tüm okurlarımın, takipçilerimin bayramını kutluyorum.

Ama içten, ama samimiyetle. İçinde ruh var, sevgi var, gelenek aşkı var.

Ruhunu kaybetmiş olsa da, yine de madem gelenek, madem alışkanlık, madem bir dini vecibeyi idrak ediyoruz. Gerçek sevginin, samimiyetin kurban edildiği bayramlardan-günlerden uzak, herkesin bayramı kutlu olsun!