Her üç’ü de bu şehre damgasını vurmuş, iz ve eser bırakmış kimseler. Bu şehrin siyasi, tarihi ve akademik hafızası bu dostları bugün bir yazıda ödüllendirmek, onurlandırmak istedim.

Başarı hikâyesi yazan herkes başımızın tacı. Bu şehirde karşılığı olan adı, etiketi, kimliği, kariyeri ne olursa olsun dostları unutmamak adına bilgisayarın klavyesine dokunurken, önceliği sayın Mahmut Yardımcıoğlu’na vermek istedim.

Büromuzu ziyaret ettiğinde, sıradan bir siyasetçi beklemiştim, Allah yalanı sevmez. Bırakın siyasetçi yanını, akademik kariyeri de siyasi kimliği ile birleşince, ortaya bir cevher çıkmış.

Hızlı, muhatabına konuşma ya da araya girme fırsatı vermese de, onu dinlemek gerçekten büyük keyifti. Çok farklı yanı vardı. Söylemleri, mimikleri, gözlerindeki ifade, ondaki cevheri dışa vuruyor, dinleyenleri kendine hayran bırakıyordu.

Şimdiye kadar nasıl olmuş da keşfedilmemişti. Hani cennetten köşe mekânlar, buluşma yerleri, nezih ortamlar için ‘cennetten köşe’ tabiri kullanılırdı ya, sayın Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu da şimdiye kadar nasıl kıyıda köşede kalmıştı, hayret ettim.

Birkaç kelime, birkaç cümle ile o kadar çok şey anlatıyordu ki, dinlerken ‘acaba nasıl susturur, araya girer, soru sorarım!’ diye beklemedim desem  yalan olur. O kadar da güven veren yanı var ve saygılı. Tek kelime ile donanımlı birisi vesselam!

Büyük Birlik Partisi’ne verdiği gönül, lideri merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na olan sadakati, vefası kelimelere, cümlelere sığmıyordu. Patinin Genel Başkan Yardımcısı kimliği ile KİMLİK’i ziyareti de kendisine, düzgün Türkçesi kadar saygın duruşu, nezaketinden ötürü verdiğim puan, on üzerinden on idi.

İnşallah zamana, siyasi farklılıklara, farklı görüşlere, mekânlara yenik düşmez, hep hafızamıza kazınan ve bizde olumlu iziler bırakan Mahmut Yardımcıoğlu olarak kalır.

Çünkü bu halini çok sevmiştim.

*

Sayın Ecz. Dr. Bahtiyar Murat Aras’ın bendeki yeri ayrı. Neredeyse 25 yıldan  fazlaya sığan bir dostluğumuz var. Gazetecilikten öte…

Siyasetini de, ticaretini de adam gibi yaptı.

Eğilmedi, bükülmedi, dik durdu diklenmedi, eyvallah etmedi. Makam, koltuk için yırtınmadı, “memleketime daha çok nasıl hizmet edebilirim!” derdinde oldu.

Halen 14. Bölge Kahramanmaraş Eczacı Odası Başkanı ve aynı zamanda da Eczacılar Odası Genel Merkez yönetiminde. Şehrimizi, sektörü başarı ile temsil ediyor. 

Ciddi, büyük bir araştırma ürünü olan Pazarcık Alevileri üzerine kurulu kitabından sonra yazdığım yazıyı da hatırlıyorum.

Bilen biliyor, bilmeyenlere de hatırlatmak istiyorum, geçtiğimizi yılda, Nevşehir Hacıbektaş Üniversitesinde doktorasını tamamladı, diplomasını gururla astı odasına.

Yetinmedi, yetinmiyor, şimdi de İstanbul Üniversitesinde sosyoloji okuyor.

Adamdır Ecz. Dr. Bahtiyar Murat Aras.

*

Ve Yalçın Özalp…

Yürüyen, yaşayan ansiklopedi idi. Bu şehrin tarihini, dününü ve bugünü en iyi bilenlerdendi.  Kitapları tarihe, gelecek nesle ışık tutuyordu.

Çok haberini yaptık, çok muhabbet ettik, çok yazılarını,  kitaplarını okuduk.

Son demde Huzurevi’de idi. O da sırası gelenler, vadesi dolanlar gibi uçup gitti aramızdan.

Rahmetle anıyorum. Ruhun şad olsun!  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol