İnsanoğlunun günah ve sevap işleme hakkı vardır. Yaşadığımız toplumda, gerek ailevi, gerekse toplum içindeki yaşantımızda sevap kadar günah da işliyoruz.
Özgürlük adına!!…
Sevap ve günah dediysem, lütfen yazıya dini unsurları karıştırmayın!
Siz isterseniz yine artılar, eksiler diyebilirsiniz.
Maraza çıkmasın sonra…
*
Anlaşılan gerek okurlarım, gerekse bu kentte yaşayan duyarlı vatandaşlarımız, Başkan Hayrettin Güngör’ün artılarını ve eksilerini yeterli bulmamış olacaklar ki, ilaveler yapmak istediklerini söylediklerinde geri çevirmenin, ‘yok canım daha neler!’ diyebilmenin mümkün olamayacağını düşünerek devam kararı aldım.
Meğer bizim daha bilmediğimiz ne eksileri, ne artıları varmış da haberimiz yokmuş. Ne yaparsın cahillik başa bela işte!
Bıraktık artıyı eksiyi bir yana, sevaplarından günahlarından da söz eden çıkınca, ‘vay canına!’ demekten kendimi alamadım.
*
Sevapları ve günahları derken, dini unsurları kast etmek istemiyorum. Kaldı ki herkesin inancı kendine. Saygı duyarım. Siz buna yine artıları ve eksileri de diyebilirsiniz.
Kimileri de sayın Güngör için, “Hayrettin Bey belediye başkanı olarak değil, kayyum olarak gönderildi” yorumunu yaparken, insan düşünmeden yapamıyor.
Acaba doğru muydu?
“Ben siyasetçi değilim!” derken bunu mu imaya, anlatmaya çalışıyordu? Zaten istese de siyasetçi olmadı, olamadı, olamayacak da… Çünkü siyasetin kendi ölçüleri, kalıpları, kriterleri var, sayın Güngör bu kalıpları kırmadığı, kriterleri aşmadığı, ölçüleri yerele ve belediyeye göre ayarlamadığı takdirde, işi kolay değil.
Neyse…
Bir başka güzele tarafı, öğrencilerle olan birlikteliği… Büyük küçük demiyor, artık halkın arasında, içinde. Dinliyor, notlar alıyor ve ne yapabilirim diye düşünüyor. Gençlere önem veriyor… Umudumuz, geleceğimiz çünkü onlar.
*
Yedikuyular Kayak Merkezi çevresine yapılacak-yapılan küçük evlerin projesini, örneğini gördüm. Harika… Neydi o çadırdan, çaputtan, naylondan kurulu satış yerleri, döner, tavuk ve sucuk satıp yedirenler. Çok ilkeldi, çok çirkindi. Şimdi içinde lavabosu da bulunan modern satış yerleri, hem kayak Merkezine bir anlam kazandıracak, hem de çirkin görüntü kirliliğine son verilecek. Yolunda da iyileştirme oldu, devam da ediyor. Daha ne olsun! Teşekkürler sayın Başkanım.
Ah bir de otopark sorunu çözülse, tadından yenmeyecek valla!
Basın ile uzlaşmaya yanaşmıyor. Belli… Bunu geçen hafta sonu, Pınarbaşı Çamlık’ta sayın Mahir Ünal’ın da katıldığı programda gösterdi. İşi yokuşa sürdü, lokantadan lahmacun, dönerciden ölmüş tavuk dürümü, bakkaldan ekmek siparişi verir gibi, haberlere gazeteci siparişi veriş önerisi ve karşılığında ücret ödenmesi önerisi hiç şık değildi.
Paralı gazeteci-kurşun asker gibi, lejyoner yerine koydum kendimi.
O akşam zaten bir facia idi. Sayın Mahir Ünal konuşuyor, yaraya merhem olmaya gayret ediyor, milletvekilleri ve belediye başkanları cep telefonlarına kendilerini kaptırmışlar, ne konuşuluyor, ne deniliyor, dinledikleri yoktu.
Ne kadar ayıp!





