Son yıllarda merak ettiğimiz konuların başında geliyor. Madem geçinemiyoruz, Madem ekonomik kriz var, işler kötü kazandığımız yetmiyor, Alış-veriş merkezleri dolup taşıyor.
Kafeteryalar lokantalarda boşluk yok.
Bazı yerlerde kuyruk var.
Özellikle teknoloji ve lüks tüketim ürünleri daha çıkmadan tükeniyor.
Herkesin elinde son model telefonlar, Kılık kıyafetler.
Nereden geliyor bu yoğurdun bolluğu?
*
Benim şöyle bir tespitim var
Eskiden bundan 30 yıl önce belki 40 yıl önce bir evde bir tane memur varsa eşi ev hanımı olsa çalışmıyor olsa bile bir kooperatife girip ev sahibi olabiliyordu.
Aldığı maaş ile kıt kanaat geçiniyor bir süre sonra ev sahibi olabiliyordu.
Biraz daha zorlasa bir de arabası olurdu, şimdilerde bir evde iki tane çalışan var.
Evlenmek isteyenler muhataplarının da memur ya da sabit çalışan olmasını istiyorlar.
Çünkü ancak iki tane gelir bir eve geçindirebilir. Yine de ev sahibi olmaları mümkün değil.
Bir evde iki tane çalışan olsa bile kırayı ödedikten sonra geriye kalan parayla ancak geçinebiliyorlar.
Teknoloji baş döndürücü hızla ilerliyor biraz yavaşlasak treni kaçıracağız düşüncesiyle tüketim çılgınlığına ayak uyduruyorlar.
Artık ev sahibi olmayı hayallerinden çıkarmışlar, birikim yapmak gibi bir düşünceleri yok. Geleceğe dair bir planları yok, günü yaşıyorlar.
Tek plan şu, bir ya da iki çocuktan fazla çocuk sahibi olmamak, güncel bir araba sahibi olmak, yılda bir defa muhakkak tatile gitmek, hafta sonları muhakkak dışarıda yemek yemek, güzel giyinmek, sosyal çevreler edinmek.
*
Bunlardan geriye para kalsın istemiyorlar.
Çünkü aldıkları maaş çift maaş olsa bile bu söylediğim masraflar çıktıktan sonra geriye kalan ile bir ev sahibi ya da bir servet sahibi olmaları mümkün değil.
Bu durumu gördükleri için anı yaşıyorlar ve ellerine geçeni sonuna kadar harcıyorlar. Gelecekten umutları yok anı yaşıyorlar.
Evet alış-veriş merkezinde gördüğünüz her satılanı alan dışarıda yemek yiyen kalabalıklar bunlardan oluşuyor. Bir sonraki ay ne olur bununla ilgili hiçbir planları yok.
İkinci kesim ise; nüfusun yüzde yirmisine denk gelen, nakit para birikimleri olan mevduatı olan parasını faizde altında tutan, buralardan kazandığı parayla mülk sahibi olan ve onları kiraya veren kira geliri ile yaşayan kişilerden oluşuyor.
Bunlar benim tespitlerim. Değerli yorumlarınızla katkılarınızı bekliyorum!
Selametle!





