Yerine göre belki hiçbir şey ama meret öyle bir güç ki, bazen çok şeye bedel. Açamayacağı kapı yok. Şimdi millet parası kadar konuşuyor. Parası olana akıllı, zeki, güçlü, iktidar sahibi diyorlar günümüzde.
Paran varsa herkes kulun. Dalkavukların da olur, yağdanlıkların da. Şakşakçıların, gönüllü koşuşturmacıların da olur. Senden önde gider, yol acar, yoluna güller döker, halılar serer, tuvalete veya bilmem nereye gitsen sponsorun olurlar.
Para her şey mi, yerine göre evet, yerine göre de hiçbir şey. Her zaman dile getirdiğimiz şey, karakter, itibar ve dürüstlük.
Yoksa, parasının, arsasının hayrını görsün!
Paran kadar konuş diyen çok olur toplumda. İnsanları parası, bağı-bahçesi, arsası, fabrikası ile değerlendirir, zenginse onu akıllı insanlar topluluğuna dahil eder, parası yoksa, zaten günümüzde itibara, şahsiyete önem veren yok, Talat bile zenginleri, parası olanları seviyor, onlara yanaşıyor. ‘Fakirin canı çıksın, zenginliğin gözünü seveyim!’ der.
Tam Hazine ve Maliye Bakanı olacak adam.
*
Evet, günümüzde insanları parası, bağı-bahçesi ve fabrikası ile değerlendiriyor, ona not veriyoruz.
Şahsiyeti, ehliyeti, liyakati önemsediğimiz, özümsediğimiz yok. Konuşsak da sağda solda, hikâye, samimi değiliz.
Koltuk tatlı, koltuk muhteşem. Ne varsa bu koltuklarda, oturan kalkmayı bilmiyor, bırakmayı nefsine ar sayıyor.
Bakıyorum, dikkat ediyorum, siyasetçilere, isimlerinin önünde başkan yazanlara, bırakmamak için tüm imkânlarını seferber ediyor, gerekirse bel altı vuruyor, iftira atıyor, adaylara, rakiplerine bırakın koltuğu, tabire, sandalye bile verilmemesi için tüm setleri (Mahir Ünal’ın deyişi ile) kullanıyor hoyratça.
*
Bir Hind Atasözü bilirim, şu; ‘Eğer bir kişi oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyor, inat ediyorsa, kesinlikle altını kirletmiştir!’
Bazıları üstünü aratmaz, ehliyetini, kimliğini vermez görevli polis memurlarına. Aratmıyorsa, vermiyorsa, bilin ki üzerinde suç aleti vardır kesinlikle.
Eğer bir kişi ya da kurum… Hakkında ileri sürülen iddialar karşısında yargılanmayı kabul etmiyor, söylediklerini inkâr ediyorsa, ‘Ben öyle demek istedim, gazeteciler montaj yaptılar, sözlerimi çarpıttılar!’ diyerek yan çiziyorsa, aksi gibi suçlanan değil de, iddia sahibi yargılanıyorsa ülkede, o kişi ya da kurumun abdestinden şüphe etmek gerekiyor.
Sizin de birilerinden bu anlamda şüphe ettikleriniz oldu mu?
*
Yazıyı yazarken, aklıma merhum Aziz Nesin’in ‘koltuk’ hikâyesi geldi. Okumadıysanız, filmini izlemediyseniz ayıp etmişsiniz!
Koltuk rant demek, para demek, arsa, villa, sayısız şişkin banka hesabı demek. Ballı lokma tatlısı demek. Emek harcamadan, terlemeden, yorulmadan zengin olmak, köşeyi dönmek demek.
Bazıları koltuktan güç alır, adam olanlar, ehliyet ve liyakat sahibi olanlar da koltuklarına güç verirler.
Koltukları bir geçim aracı haline getirmeyen, tuttuğu oruçtan, kıldığı namazdan, gittiği Hac’dan ve Umre’den, abdestinden kuşku duyulmayacak tüm başkanlara selam olsun!