İş dünyasının kendine özgü, kendi içinde, özellikle çıkarına dayalı oyunları ve bu oyunların içinde de değişmez kuralları vardır. Hep söylenir, ‘İş hayatında 2 kural vardır, 1) patron daima haklıdır, 2) patronun haksız olduğu hallerde-zamanlarda 2’inci kural devreye girer!’

Yani her ahvalde, denizde, karada ve havada patron, yani üreten, istihdam sağlayan haklıdır. Çünkü oyunun kurallarını patron belirlemiştir, bu kuralların dışına çıkmaz, çıkamaz, çıkmaya da cesaret edemez.

Kanun hükmünde kararname gibidir! Değiştirilmesi dahi düşünülemez!

*

Futbolun örneğin; bir taktik oyunudur futbol. Kendi içinde kuralları vardır ve her teknik adam, sahaya çıkaracağı ekibi, yani 11’i önceden kafasında belirler, taktiğini verir, kuralları koyar, bu kurallara uymayanları, başaramayanları da bir sonraki maçta yedeğe çeker, devamında, yani ısrarında zuhur ederse, kadro dışı bile bırakabilir.

Her teknik adamın, her kulüp başkanının kendine özgü taktikleri vardır. Oyuncular sahaya çıkmadan bu taktikleri alırlar; korneri kim çekecek, penaltıyı kim atacak, önceden bellidir oyuncu.

Tam saha pres mi uygulanacak, kanatlardan mı akın yapılacak, bu taktik teknik adamdan gelir.

Basketbol, voleybol, güreş ve diğer tüm spor camiasında aynı oyunlar, aynı kurallar devreye girer, kalıba uymayanlar, bırak kadro dışı bırakılmayı, kapının önüne dahi konulabilir.

*

Gelin biraz da bizim camiadan,  basın sektöründen söz edelim. Son senelerde oyun içinde oyunlar oynanmaya başladı. Aktörleri, figüranları, amigoları o kadar çoğaldı ki, kim oyuncu, kim baş aktör, kimler figüran belli değil, kestiremez olduk.

Güreşte belden aşağısına dalınmaz, yani hiçbir güreşçi, rakibinin paçasına dalmaz!

Fakat bizim alemde belden aşağı dalmak, vurmak, özel hayatı didik didik edip bunu çıkara tahvil etmek, icabında tehdit ve şantaja kadar götürmek karakter, cibilliyet ve meşrep işi.

*

Siyaset… Unuttuğumu sanmayın. Sahnelenen oyunlar vardır ki bunların bazıları dram, bazıları komedi, bazıları da trajediyi oluşturur, tiyatro sevenler kafalarına göre bu oyunlardan birini tercih eder, gider seyreder. Tuttuğu takım, gönül verdiği siyasi irade ve eğitimi bu tercihlerden birini seçtirir.

Peki sorsam size, ‘siyaset dram mı, komedi mi, trajedi mi?’

Kafanız karıştı değil mi? Düşünüyorsunuz, acaba hangi cevabı versem, komedi desem tanıdıklarım var, alınır, gücenirler mi? Trajedi desem küstüreceğim cenahlar var, aşımdan ve işimden olurum diye düşünenler de çoğunlukta iken, komedi demeye kimse cesaret edemiyor.

*

Siyasiler öyle pek oyundan anlamazlar. Onlar en iyi ayak oyunlarını bilirler. Çelme takmayı, omuz vurmayı, aşağıda övüp yukarıda yerden yere vurmayı, çelme takmayı, elense çekmeyi, adam satmayı, senle konuşurken başkalarına göz kırpmayı çok iyi bilirler. Bu meselede doktora yaptıkları, yüksek lisans bitirdikleri dahi söylenir, yazılır, konuşulur.

O bakımdan, siz siz olun, siyasetçilerden uzak durun, Allah’a yakın olursunuz!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol