Büyüklere masalları çok özleyen sevgili okurlardan gelen yoğun istek üzerine yeni bir masal ile gününüzü renklendirelim istedim.
Bir varmış, bir yokmuş, deve tellal iken pire berber iken bundan bin sene önce İnsanoğlu krallık, derebeylik ve padişahlık ile yönetilirken, çok uzaklarda kaf dağının ardında büyük mü büyük, güzel mi güzel bir ormanda demokratik Başbay’ lık seçimi yapılacakmış.
Tüm orman sakinleri yeni seçilecek Başbay’ ın kim olacağını heyecanla tartışıp dururlarmış.
Aslında hepside içten içe Başbaylarbaşı’nın kimi işaret ederse seçileceğini bilirlermiş ama maksat demokrasi olsun diye, iki lafın belini kırmaktan ve seçim yapmaktan kime ne zarar gelir canım diyerek, yeni Başbay’ın kim olacağını konuşmaktan geri durmazlarmış.
Orman tarihini yazan Akil Gergedan orman sakinlerinin duygu ve düşüncelerini anlamak için orman gazetelerini okuyup takip etmeye çalışırsa da, orman gazetelerinin tüm adaylara eşit mesafede davranmadıklarını fark etmiş. Birazcık araştırma yapınca orman gazetelerinin sahiplerinin ekonomik olarak çok zor şartlarda olduklarını görmüş. Orman gazetesi sahiplerinin parayı veren düdüğü çalar hesabı, para aldıkları adayları orman halkına övdüklerini görmüş.
Kendi kendine derin düşüncelere dalmış. Bu yanlışlığı önlemenin bir yolunu aramış ama bir çare bulamamış. Akil Gergedan ben en iyisi gidip bu durumu Başbaylarbaşı’ na anlatayım, nasılsa “O” bir çare bulur demiş ve son hızla Başbaylarbaşı’ nın huzuruna çıkmış. Durumu detaylarıyla anlattıktan sonra “Efendim demokrasimizin geleceği bu gidişle tehlikede nasıl bir çare düşünürsünüz” demiş.
Başbaylarbaşı tebessüm ederek ey benim Akil Gergedan kulum sen demokrasimiz için hiç endişelenme demiş. Bu ormanın Başbaylarbaşı benim, orman gazeteleri kimi överlerse övsünler hiçbir önemi yok. Nasılsa kimin Başbay’ lık seçimine katılacağına ben karar veriyorum. Fakat ben de demokrasimize zarar gelmesin diye, orman sakinlerinin arasında gizliden gizliye anketler yaptırıyorum. Karar vermeden önce bu anketlerin sonucunu dikkate alıyorum. Ayrıca anketler beni yanıltmasın diye ormanın değişik bölgelerindeki özel adamlarımdan da düzenli olarak rapor alıyorum. Senin anlayacağın demokrasimiz emin ellerde demiş.
Madem senin gibi sorumluluk sahibi ve orman perver bir kulumla samimi olarak sohbet ediyoruz, seninle bir sıkıntımı paylaşayım demiş.
Akil Gergedan büyük bir merakla Başbaylarbaşı’ nın sözlerine dikkat kesilmiş.
Her ne kadar kimin seçileceğine ben karar veriyorsam da, nedense adaylar hep çakallar arasından çıkıyor. Bende bazen kıl kuyruklu çakala, bazen top kuyruklu çakala, bazen de kel kuyruklu çakala seçilme şansı tanıyorum. Fakat hangisine görev verirsem vereyim. Göreve gelen bin türlü dümen çevirip orman hazinesinden çalıyorlar. Benim de elime gönül huzuruyla görev vereceğim bir Başbay adayı geçmiyor, bende mecburen en az çalacağına inandığım çakala görev vermeye çalışıyorum. Bu kısır döngüden bir türlü kurtulamadım. Şimdi bana fikrini söyle, bu seçimde kime görev vereyim Akil Gergedan kulum demiş.
Akil Gergedan durmuş, düşünmüş içinden geçen adayları enine boyuna tartmış. Kimi tavsiye edecek olsa orman halkının bir bölümünün itiraz edeceği aklına gelmiş. Efendim bu soruya hemen cevap vermek yerine bende gidip arkadaşlarımla fikir alış verişinde bulunayım. Daha sonra gelip fikrimi Size söylerim demiş.
Hızla ormana koşup koca gölde suları bulandırıp duran gergedan arkadaşlarının fikrini almış. Hemen arkasından Koca Öküz’ün fikrini sormuş. Ayıp olmasın diye Kara Kurt ve Kurnaz Tilki’ nin düşüncelerini öğrenmiş. Nehir kıyısında uzanıp güneşlenen Dikenli Timsaha uğrayıp fikirlerini sormuş.
Ama nafile, her konuştuğu hayvan kendi cinsinden birinin aday gösterilmesinin uygun olacağını iddia edip, biz yorulmadan yiyeceğimiz ava bakarız. Demokrasiden bize ne, demokrasi karın mı doyuruyor ki deyip durmuşlar.
Aklı karışan Akil Gergedan iyice bunalıma düşmüş, ne yapacağını bilemez halde sağa sola seğirtirken, meşhur tek boynuzunun tam üstüne kocaman bir Hindistan cevizi düşmüş. Başını şöyle bir kaldırıp ne oluyor diyecekken, Maskara Maymun kahkahalar atmaya başlamış. Hey Akil Gergedan ne öyle seğirtip durursun, derdin nedir senin demiş.
Akil Gergedan derdimin ne olduğunu söylesem de, senin gibi Maskara Maymunun aklı yetmez.
Sen git daldan dala atlamana fındık fıstık toplamana bak demiş.
Bu cevaba çok içerlemiş Maskara Maymun; Eyy Akil Gergedan sen bizi neden kaale almazsın demiş. Akil Gergedan senin nereni kaale alacağım, sende akıl olsa kıçın açık gezmezsin.
Bir de kalkıp bana akıl mı vereceksin demiş.
Bu cevaba iyice kızan Maskara Maymun, a benim Akil Gergedanım senin aradığın cevap bende, ama beni çok üzdün ve kırdın, bu yüzden sana sorunun cevabını söylemeyeceğim deyip, daldan dala atlayarak gözden kaybolmuş.
Akil Gergedan titiz şekilde ormandaki tüm hayvanların fikirlerini sormaya devam etmiş.
Fakat kendisini tatmin edecek bir Başbay adayı bulamamış ki, gidip Başbaylarbaşı’ na fikrini söylesin. İçinden bir ses durmadan Maskara Maymunu kızdırmasan, en iyi Başbay adayının adını öğrenebilirdin deyip durmaktaymış.
Biraz meraktan birazda çaresizlikten Maskara Maymunun kapısını çalmış. Biraz özür nazır edince Maskara Maymun ile barışmışlar.
Akil Gergedan merakla Maskara Maymuna sormuş, cevap aradığım bir sorum olduğunu nerden bildin ki, cevabı bende dedin demiş.
Maskara Maymun cevap olarak, a benim Akil Gergedanım ben senin geçen gün Başbaylarbaşı’nın makamından çıktığını gördüm. Sağa sola seğirtip sorduğun soruları ağaç tepesinden duydum. Ama sen o koca başını kaldırıp bana fikrimi sormadın.
Fakat bende senin gibi düşünüp durdum en iyi Başbay adayının komşu ormandaki Selvi Zürafa olduğuna kanaat getirdim demiş.
Akil Gergedan, neden Selvi Zürafa en iyi Başbay adayı olacak ki demiş.
Maskara Maymun cevap olarak, bir kere Selvi Zürafa başka ormandan, bu yüzden hiçbir hayvan grubu şu kayırıldı, bu kayırıldı diyemez demiş.
Ayrıca, Selvi Zürafanın boyu posu yerinde, kendisi doğal olarak uzak görüşlü bir kişidir.
Sonra oldukça sakin mizaçlıdır. Yakışıklılık dersen yakışıklı, gözleri sürmeli, derisi pek çok hayvanı kıskandıracak kadar güzel. Fakat kafasını bozan biri olursa tekmesi bir katırdan daha serttir, hepsinden önemlisi de Selvi Zürafa ot obur ve yemeğini kimsenin boyunun yetmediği yerden yer. Öyle üç kuruşluk ot sap için yere eğilmeye tenezzül dahi etmez demiş.
Tüm bunları dikkatle dinleyen Akil Gergedan, Maskara Maymuna teşekkür ederek Başbaylarbaşı’ nın huzuruna çıkmış.
Efendim günlerce süren titiz araştırmalarım sonucu Başbay seçiminde en uygun adayın Selvi Zürafa olduğu kanaatindeyim demiş ve maymundan duyduğu sözleri bir bir aktarmış.
Duydukları Başbaylarbaşı’ nın da çok hoşuna gitmiş. Tüm orman ahalisine haber salarak toplanmalarını Başbay adayını açıklayacağını duyurmuş.
Tüm hayvanlar büyük bir merakla toplantı mekanı olan Kara kuru Göle doluşmuşlar.
Geçmişten beri hep Başbay adayı olmaya alışan Çakallar, kendi içlerinden acaba hangimiz aday gösterilecek deyip durmaktalarmış.
Sonunda Başbaylarbaşı; Eyy orman halkı, geçmişten günümüze hep çakalları Başbay adayı gösterdim ve sizde beni kırmayıp seçtiniz. Fakat maalesef ne sizler nede ben umduğumuzu bulamadık.
Bu yüzden Başbay adayı olarak komşu ormandan Selvi Zürafayı Başbay adayı olarak seçtim, kararım kesindir bu böyle biline.
Demokratik seçimin gereği olarak oylarınızı Selvi Zürafaya verin demiş.
Tüm hayvanlar Başbaylarbaşı’nın kararını şaşkınlıkla karşılasalar da, büyük bir coşku ile Başbaylarbaşı’na teşekkür etmişler.
Kara kuru Gölden dağılmaya başlayan orman halkının arasında kıl kuyruklu çakal, top kuyruklu çakal ve kel kuyruklu çakal kala kalmışlar.
Fakat çakallık icabı, onlarda bu karara sevinmiş gibi yapmışlar.
Çakallar arasında en kıdemli olan Kıl Kuyruklu çakal kendi içinden hesap yaparak, Sandıkçıbaşı Topal Kurdu nasıl etsem kandırsam acaba, beni galip ilan etse diye düşüne düşüne ormanın yolunu tutmuş.
Ertesi gün Maskara Maymunun yuvasına koca bir kasa hediye muz gelmiş. Muzun üzerinde bir de not varmış.
Notta; Reklâm çalışmanız çok başarılı oldu, emekleriniz için çok teşekkür ederim, imza Selvi Zürafa yazıyormuş.
Kıssadan hisse: İyi ki, biz İnsan oğulları ormanda yaşamıyoruz ve gül gibi demokratik ortamlarda seçimlerimizi yapıyoruz. Halimize ne kadar şükür etsek azdır, değil mi sevgili okurlar.