Ne anladınız bu başlıktan, sonra Hindistan hadi neyse de, başkent Yeni Dehli ne alaka?
Nizaha, mizaha değil, izaha muhtaç olduğu için sıkı durun, arkanıza yaslanın, bir de çay söyleyin şekersiz olsun benden, başlıyorum.
Sıkı bir takipçime (Sibel Hanım) rastladım geçen hafta, deprem sonrası şehirdeki trafik keşmekeşliğinden söz etti, arapsaçına dönen trafiğin yarattığı felci anlattı, sonra da “Memleket Hindistan’a benziyor!” dedi.
‘Nasıl yani?’ demeye kalmadan anlatmaya başladı. Yer ve isim vererek…
*
Hayırlısı ile üçüncü metropol ilçemiz (Karşıyaka ya da İstiklal) ile yakında tanışırız diyelim, biz mevcutlara bakalım.
Fay hattı üzerinde olduğu için, depremde en büyük yıkımı Dulkadiroğlu ilçemiz yaşadı. Bu bilinen bir gerçek. Tabi kimse bu kadar büyük bir depremi beklemiyordu. Allah’tan geldi desek de, insanları deprem değil, binalar öldürüyor. Ne demek istediğimi anladınız.
Pandemiden sonra asarın felaketi diye nitelendirdiğimiz 6 Şubat depreminin yıldönümüne yaklaştığımız şu aylarda, şehrin dört bir tarafındaki inşaya, yapılaşmaya rağmen, merkez ve ilçelerde, özelikle Dulkadiroğlu’nda trafik hayatı felç ediyor.
Her yan delik deşik, çar çamur. Herhalde küçük sanayi sitesi esnafı göbek atıyordur.
*
Merkez ve metropol ilçelerde, yanlış imarlaşma yüzünden verilen 15-18 kat ruhsatının yarattığı tahribatın rakamını tekrar vermeye lüzum yok! Ölen öldü gitti, kalanların bir bölümü tutuklu, yaşamını sürdüren de temkinli.
Merkezin, yani Büyükşehrin bir Melike Özdemir’e daha ihtiyacı var. Mustafa Poyraz döneminden bu yana yanlış imar uygulamaları, tertipsiz, düzensiz, estetikten yoksun yapılaşmayı doğurunca, yeni bir Melike Özdemir ihtiyacı hasıl oldu. Önce binalar dikildi, siteler inşa edildi, sonra yol verildi. Birçok cadde ve bulvar çıkmaz sokaktan farksız. Buna en iyi örnek; Kuzey Çevre Yolu…
Zamanında uyanık belediye meclis üyeleri, yolun açılacağını öğrenince, bu güzergahta kapmadık, toplanmadık arsa, bağ-bahçe bırakmadılar ve 15-18’er katlı binaları dikiverdiler. Ve memleketin kaderine hançer sapladılar.
*
Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ne yapsın? Virane, yıkık, harap bir ilçe buldu avucunda. Ha, şikayetçi mi değil. Cesareti, feraseti ile o ‘Eski Delhi’ benzetmesi ilçe için canhıraş çalışırken, her ne kadar trafik felç olsa da, araçlar makas kırar, 10 dakikalık yol 2 saatte alınırken, yollar yol değil, bataklığa, çamur deryasına dönüşmüşken, insanların zamanı delik deşik, çar-çamur yollardan dolayı heba olurken, eh benzetme de fena değil ama biraz sabır desem okur bana kızacak. Beretet versin Başkan Akpınar duyarlı yerel yönetici.
Sabır da ne zamana ve nereye kadar!
Kimsenin elinde sihirli deynek yok ki.
*
Yeni Delhi diye tanımladığı Onkişubat’a göz atalım bir de…
Daha modern, daha sağlıklı bir yapıya sahip. Özellikle Hacı Ali Özal dönemi ve Başkan Hanifi Mahçiçek dönemlerinde şehrin yapılaşması (Şekerdere’nin açılması sonrası) batıya kayarken, bugünkü modern ve model Onikişubat çıktı meydana. Zemin olarak da yerleşime müsait.
Daha az sorunlu, daha yaşanabilir ve depremde Dulkadiroğlu ve merkeze oranla daha az hasar yaşamış, can kaybı vermiş bir ilçe.
Üstelik de Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, ilçeyi yeniden keşfetmişçesine ihya ve inşa noktasında elini taşın altına koymuş, gayretli bir yerel yönetici.
Yeni Delhi benzetmesi tak diye oturmuş yani.
*
Bir de büyük fotoğrafa, şehrin geneline bakalım. Sibel Hanım haklı. Trafik tam da arap saçı. Keşmekeş amiyane tabirle. Bereket yağmurlar başladı da, toz toprak kalktı. Nefes alamıyorduk yoksa.
Ama sokaklar, caddeler bataklık gibi. Araç sürmek, yaya yürümek işkence-ızdırap. Necip Fazıl hayatta olsaydı herhalde ikinci ‘Çile’ isimli eserini yazardı.
Ramazan ayında şunun şurasında ne kaldı ki? İnsanlar evlerine nasıl yetişecekler, nereden gidecekler, araçlarına hasar vurmadan oruçlarını açabilecekler mi, yine diyorum, biraz sabır.
Yüklenici firmaların çok seri çalıştığını biliyoruz. Pazarları, bayramları, tatilleri yok adamların. Kaldı ki Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan ile Bakan Murat Kurum tarafından talimatlılar. ‘Çabuk bitirin!’ diye.
Şimdiye kadar kimse yerin altına yatırım yapmamış. Yılların ihmali şimdi olanlar. Öncekiler toprağın üstüne para harcayınca aklımız gitmiş, altını düşünen çıkmamış. Fırat Görgel Başkan altyapıya büyük önem verdi, bir an önce bitmesi için de fedakarlığın en kralını sergiliyor.
İlkbaharda konutlar biter. Kalmaz beki de. Şehir merkezinde asfaltlar başlar, araç kullanmak işkence-çile olmaktan çıkacak, yayalar rahat edecek. İnanıyorum buna.
Yaparsa Fırat Görgel yapar! Allah için gayretli, cesaret ve feraset sahibi.





