Tanıdığım için, akrabam olduğu için ben her ne kadar soyadını Taşçı yazsam da, esnaf camiası ve bu şehir halkı, özellikle yöresel ürünlere ilgi duyanlar, onu ‘İşbilir Muzaffer’ diye bilir, tanır.
İşbilir’in tanımını nereye çekerseniz çekin o sizin tercihiniz de, sevgili Muzaffer Taşçı gerçekten bir şehir milliyetçi, hayata 7 yaşında merhaba demiş, geleneksel-yöresel ürün piyasasında isim yapmış, siyaseti denemiş olmamış, fakat iş hayatında dürüstlüğü, yardımseverliği ile tanınan bir kimse. Türkiye’de ve kadim şehrimiz Maraş’ta yöresel ürün denilince akla ilk gelen isimdir Muzaffer Taşçı (İşbilir)
Marka demek daha isabetli olur!
*
Tevekkül sahibidir, hayra ve şerre inanır, inancından, mesleki ve ticari ahlakından zerre-i miktar taviz vermez, bunun uyanında vefa duygusunu da hayatından eksik etmemiş kalender bir dosttur Muzaffer.
Her daim dayanışma ve istişare içinde yaşamış, siyaseti kendine meslek değil de, şehrine hizmet aracı olarak düşünmüş olsa da, bu şehri onun kadar seven kadim dost zor bulunur.
*
Geçmişte büyükşehir belediye ve Dulkadiroğlu belediye başkanlıkları yanında, milletvekili aday adayı da oldu, fakat ne yönetmeye, ne meclise gitmeye Rabbim nasip etmedi.
Fakat yılan, yüksünen, yorulan biri olmadığı için, mücadele azmini hiç kaybetmedi. Bedel ödese de hayatı hep mücadele ile geçti.
Herkes de bilir ve kabul eder ki, yöresel ürün piyasasında kendini kabul ettirmiş bir esnaf. “Bu işin anası da babası da benim!" diyebilecek kadar özgüven sahibi.
Kararlıdır, feraset ve cesaret sahibi bir esnaf olarak sırf şehrini temsil etmek, yöresel ürün piyasasını kontrol altında tutmak bir yana, şehrimizi tanıtmak adına İstanbul’da dahi markasını, şehrimizi öne çıkartan bir tanıtım elçisi o.
*
Kıbrıs Meydanı dediğimiz alan dahil, şehrin değişik adreslerinde yöresel ürün sektöründe her zaman bir numara olmuştur. Hem karakteri, hem mesleğine olan aşkı, hem de şehrine olan sevdası yüzünden 52 yılını verdiği çarşının ve bu bölgedeki esnafın ağabeyi, çarşının ve şehrin hafızası niteliğindedir İşbilir Muzaffer.
Bu yaşına kadar hayatı hem mücadele içinde geçti. Şimdi 71 yaşında olsa da, bedel ödemiş olsa bile, enerjisinden, heyecanından bir şey kaybetmiş değil.
*
O, sahibi olan bir şehir istiyor. Sorunları bilen, çözüm üreten siyasetçilerin olacağı bir siyasi iradeye inanmak, güvenmek istiyor.
O, insanların yaşam kalitesini artıracak yerel yönetici istiyor.
O, vergisini vermiş, kirasını ödemekte güçlük çekmeyen, çalıştırdıklarının hakkını teri kuramadan ödeyebilen esnaf istiyor.
Deprem yaşamış, acılar çekmiş, bedeller ödemiş bir şehrin iradeli yöneticiler ve siyasilerle bir an önce ayağa kalkması için tek yürek, tek vücut olunmasını istiyor.
O, ahlaklı, edepli bir yaşamın tesis edilmesini istiyor.
O, bu şehri seven herkesin elini taşın altına koymasını istiyor.
*
Çok şey mi istiyor size göre!